|
Çok çok uzun zaman önce, hem yaşlı hem bilge kadınlara ‘kocakarı’
denirdi. Tek tanrılı dinler, panteistik kültürleri dümdüz edip geçmeden önce,
toplumda güç sahibi bu kadınlara, insanlar şifa bulmak ve sorunlarını çözmek
için gelirlerdi. Ancak erkeklerin, kadınların gücünden korktuğunu gören bazı
sivri zekâlılar, bir çözüm ürettiler ve kocakarıları çocukları korkutmak için
kullanmaya karar verdiler.
Şrek, bizi çocukluğumuza götürüp bu yanılgıyla yüzleştiriyor. Evet,
kocakarılar korkutucudur; ama beyaz atına atlayıp koleksiyonuna değerli parça
toplar gibi prensesleri kurtaran bir prens kadar zavallı değillerdir en azından.
Şrek’e cinsiyeti itibariyle kocakarı demek pek doğru olmaz elbette.
Ama peri masallarıyla dalga geçen bu parodide o, yarım akıllı bir devden çok,
koca göbeğini tutarak kıkırdayan bir kocakarının yerine geçebilir. Bir zamanlar
bataklıkta tek başına yaşayan ve kulağındaki kirlerle mum söndüren yalnız dev,
artık Prenses Fiona’yla evli ve kral olmamak için, yerini alacak bir varis
bulması gerekiyor.
Ölüm döşeğinde, bir sonraki varisinin kuzen Arthur olduğunu vraklayan
(evet, o bir kurbağa) kral, bu soruna hâlihazırda bir çözüm üretiyor. Ancak
Artie, şu aralar Worcestershire adında ama kısaca O.C. diyebileceğiniz bir
okulda okuyor ve okuldaki züppelerin maskarası durumunda.
Tahtın yeni varisinin korkmuş bir çocuk olması, Şrek’e kendi
korkularını hatırlatıyor. Mesela baba olmak gibi. Bir zamanlar babasının,
kendisini, ağzına bir elma koyup fırına vermek üzere olduğunu hatırlayan Şrek,
bir devden baba olmayacağından adı kadar emin. Fakat geri dönüş yolculuğunda,
Artie’yi teselli ederken, kendi sorunlarına da bilgece çözümler bulacak.
Onun yokluğunda Uzak Krallık’ı, Yakışıklı Prens ve peşine taktığı
kötü kahramanlar ordusu istila etmiş. Aralarında Kaptan Kanca’dan Lanetli
Orman’ın ağaçlarına, Üvey Anne’den Hayalet Süvari’ye kadar aklınıza gelebilecek
herkesin bulunduğu bu ordunun, bu kadar kalabalık olabileceğine Grimm Kardeşler
bile inanamazdı. Daha da ilginci, onların karşısında durabilecek bir avuç
kahramanın bildiğimiz prensesler olması.
Zekice fikirler üreten Uyuyan Güzel’i, kafasıyla taş kıran kraliçeyi,
Pamuk Prenses’in dövmelerini gördüğümüzde, bu çıtkırıldım hanımefendileri daha
iyi anlıyoruz. Tehlikeli, dövmeli ve geceyi çöplükte geçirmiş gibi
görünebilirler, tuhaf ve korkunç kelimeler yuvarlanabilir ağızlarından, bazen ne
söylediklerini bile çıkartamayabilirsiniz. Ama onları da anlamak gerek. Genç
kızlığa geçtikleri dönemi korkunç bir ormanda ya da örümcek ağlarının sardığı
bir şatoda uyuyarak geçiren bu kızların, geri kalan hayatlarını evde oturup
dikiş dikerek geçirmesini kim bekleyebilirdi ki zaten?
Peri masalları, gizemli ve büyülüdür, kendini bilmeye, yetişkinliğe
yapılan yolculuğu anlatır. Kocakarı masalları ise olmadık durumlardan olmadık
hikâyeler çıkartabilir. Çoktan görmüş geçirmişliğin, hafif çatlaklığın
hikâyeleridir bunlar. Bu yüzden Şrek, çocuklardan çok büyükleri eğlendiren bir
film. Sinema salonunda en çok kimin güldüğüne dikkat edin: Muhtemelen en
yaşlınız odur.
Shrek
3
Yönetmen: Chris
Miller
Seslendirenler: Mike Myers, Cameron
Diaz, Eddie Murphy, Antonio Banderas, Justin Timberlake
Dağıtım:
UIP
|