Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Bir kahramanın daha sonu geldi
ZOR ÖLÜM 4

CIA'e göre 'Siberterörizm'in kaynağında 3 grup olabilir: Teröristler, düşman bir devlet ya da canı sıkılan gençler. 'Zor Ölüm 4', dijital devrimle başlayan böyle bir terörizm anlayışında, bir sonraki kahramanlarımızın kimler olduğuna dair ipuçları veriyor

Dokunabileceğimiz şeyleri severiz. Çünkü onların gerçek olduğunu düşünürüz. Onları bıraktığımızda, yere düşüp parçalanacaklarından kuşkumuz yoktur. Fiziksel dünya, doğası gereği sahicidir. Ne zaman nefes alsak, bir çiçeği koklasak ya da birbirimizi öpsek, sahici bir şeyle ilişkiye geçeriz. Bunlar gerçektir. Ama simgeler ve ifade şekilleri bizi ayrı bir dünyaya sokar. Hayır, dünyayı kurtaramayız. Ama evet, ‘Zor Ölüm’ filmlerinin her birinde kötü adamları yenip dünyayı kurtaran Bruce Willis’i taklit edebilir, ona benzemek için jimnastik salonunda saatler geçirebiliriz. Sembol ve onun yankısı aynıdır. Film kahramanlarının üzerimizde yarattığı etki, onları var eden şeydir. Biz onlara inanmaya devam ettikçe, onlar da hayatta kalırlar. Biz onları bıraktığımızda da yere düşüp bin parçaya ayrılırlar.

 

‘Zor Ölüm’ filmlerinin kahramanı John McClane’in bluzu yırtılır, yara bere içindeki kaslı vücudu gözlerimizin önüne serilir ve gücü simgeleyen bir heykel gibi ulusu için ayakta duruyor olması bizi heyecanlandırır. Ya da en azından bir zamanlar böyleydi... Sloganı “Ya özgür yaşa, ya çok zor öl” olan ‘Zor Ölüm 4’te bir kahramanın daha artık sonunun geldiğine tanık oluyoruz. ‘Zor Ölüm’ serisinin üçüncü filminden 12 sene sonra çekilen filmi, nostaljik bir bakış açısıyla değerlendirmek bile doğru olabilir. Çünkü ‘Zor Ölüm 4’ün yeni diyebileceğimiz hiçbir şeyi yok, adeta yıllar önce dostluk yaptığınız ama artık apayrı insanlar olduğunuz için konuşacak hiçbir şeyinizin kalmadığı bir çocukluk arkadaşını hatırlatıyor. Sizin gözünüzü boyamak için bir arabayı, helikopterin üzerine atıyor, eskiden olduğu gibi “Yippee kiyay” diye bağırıyor. Ama faydasız. Filminde dediği gibi, artık yeni bir savaş var ve bu savaşın kahramanları kaslar ve kurşunlar değil, ağlar ve bilgiler.

 

McClane genç bir bilgisayar korsanını tutukladığı sırada, terörist saldırılarının modern versiyonunu ilk elden yaşıyor. Bir bilgisayar korsanı çetesi, Amerika’nın bilgisayarla kontrol edilen altyapısına saldırmış ve ülke ekonomisi çökmekte. Kaos kapıya dayanmışken, eski moda bir polis olan John McClane’in yanında, yeni tutukladığı bilgisayar cambazı Matt olmadan bir patates çuvalından farkı yok. Kahraman etiketinin anlamını anlayamayacak kadar korkak olan Matt, gene de filmin elindeki en iyi kahraman. Aslında evlerinin bodrum katından dünyayı parmağının ucunda oynatan bilgisayar dâhilerinin olduğu bir dünyada, belki de tek kahraman o ve onun gibiler.

 

Filmin tanıtımının Second Life’ta yapılıyor olması da sanal dünya pazarlamacılığının iyi bir örneği. İnternetten oynanan gerçek yaşam simülasyonu olan Second Life’ta, kendine bir karakter yaratan ve hayranlarıyla buluşarak yeni filmi ‘Zor Ölüm 4’ü tanıtan Willis, kim bilir belki artık sanal dünyada da filmler çekmeye başlar. Her şeye rağmen gözlerimizi alamadığımız, gülmekten oluşan kırışıklarını bilgisayar ekranında yaratmak çok zor olmasa gerek.

LIVE FREE OR DIE HARD
Yönetmen
: Len Wiseman
Oyuncular: Bruce Willis, Timothy Olyphant, Justin Long, Maggie Q

04.07.07

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.