|
Bir Akdeniz ya da Ege
sahil kasabasına vardığında, acaba herkes aynı şeyleri mi hissediyordur? İçinizi
saran, sizi gülümseten bir sıcaklık, bir şekilde bildik tanıdık bir yere
gelmenin verdiği garip bir güven, tepelerdeki dar sokaklara kurulmuş evlerde
sanki bir zamanlar yaşamış, limandaki kahvelerde sanki geçmiş hayatlarınızda
vakit öldürmüş olmanın verdiği tuhaf bir rahatlık... Elbette dünyanın tüm
turistleri bu sahillere uğradıkça böyle mi hissediyordur bilinmez. Ama kökleri
bir yerlerden o denizlere, o adalara, o güneşli ya da rutubetli. ama mutlaka dar
sokaklara bağlı olan tüm gezginler, herhalde bu hisleri az çok paylaşıyordur.
12 Yunan Adası’nın en şirini olan,
Datça’ya sadece 9
mil uzaklıktaki Simi, ya da Osmanlı Türkçesiyle söylersek
Sömbeki, yukarıda sözünü ettiklerimizi size aynen yaşatacak, tarihi bir Ege
kasabasının tüm özelliklerini taşıyor. Daha karaya ayak basmadan, denizden,
uzaklardan yaklaşırken, mutluluk verici, pastel bir renk cümbüşü sizi
karşılıyor. Kekiklerle kaplı tepelere kurulmuş, sarı rengin aklınıza gelebilecek
tüm tonlarını -samandan toprağa- taşıyan evler, zannetmeyin ki tek renge bağlı
kalmışlar. 68 kilometrekarelik bu küçük adanın neo-klasik tarzdaki, çok renkli
mimarisi açık menekşe, turuncu, mavi, kırmızı tonlarıyla içinizi ısıtıyor; çorak
doğal manzarayı adeta aydınlatıyorlar. Cepheleri yuvarlak bir pencereyle,
çatıları toprak kiremitlerle süslü, iki üç katlı eski kaptan evleri, 19.yüzyıl
neo-klasik İtalyan mimarisinin sergilendiği eşsiz bir açık hava müzesi gibi… Ve
bu güzellik, dokuya uyumsuz modern yapıların inşa edilmesiyle asla bozulmayacak.
Çünkü Yunan hükümetinin, inşaat izinlerini değerlendiren kurumu Archaelogica
tarafından korunuyorlar.
Adanın çok çeşitli
tarihi zenginliklerle dolu olmasının nedeni tarih boyunca sürekli el değiştirmiş
olmasından kaynaklanıyor. Romalılar, Bizanslılar, St. John şövalyeleri ve son
olarak Osmanlılar derken Simi, 20. yüzyıl boyunca diğer 12 Adaların kaderini
paylaştı. İtalyan ve Alman işgalini yaşadı, 1948 yılında ise Yunanistan ile
birleştirildi.
400 basamaklı ‘doğru
yol’
Tepe boyunca bir amfitiyatroya
benzer biçimde kurulmuş olan Simi, esas olarak bir aşağı bir de yukarı bölümden
oluşuyor. Gialos Limanı şehrin aşağı kısmı. Dış saldırılardan korunaklı, ilk
evlerin inşa edildiği üst kısma ise Khorio adı veriliyor. Bu iki kısmı 400’den
fazla basamağı olan Kalistrata (Yunanca’da ‘doğru yol’ anlamına geliyor) adlı
mermer basamaklı geçit birleştiriyor. Bu iki mahalleden Gialos’a ulaşmak hiç
kuşkusuz Khorio’ya tırmanmaktan çok daha kolay olduğu için, turistler de yoğun
olarak burayı mesken tutuyor. Rodos’tan Simi’ye bir buçuk saatte hızlı gemilerle
ulaşan Avrupalı tatilciler genelde adada bir saatlik bir maraton gezi yapıp
dönmeyi tercih ettiklerinden, haliyle limandan fazla uzaklaşamıyorlar.
Rıhtımda bu yazlık yoğun
talebi karşılayan çok sayıda hediyelik eşya mağazası, dondurmacı ve kafé mevcut.
Maratoncu turistlerin Simi’den mutlaka satın alıp döndükleri iki şey var: Doğal
süngerler ve minyatür gemiler. Çünkü aslına bakarsanız bu iki obje de adanın
zafer ve refah dolu geçmişini hatırlatıyor. Tarih öncesi zamanlardan beri belli
bir yerleşime sahip olan Simi, daha İlkçağ’da tersanelerinin mükemmelliği ile
diğer adalardan ayrılıyordu. 19. yüzyılın sonunda, senede beş yüz gemi üretmeye
devam eden adanın nüfusu 26 bin civarındaydı.
Kârlı ama
tehlikeli
Kısacası zenginlik dolu günlerde
yerleşik nüfus -belki şaşırtıcı ama- bugünkünün tam 10 katı kadardı. Simililerin
geçimlerini sağladıkları diğer geleneksel ekonomik aktivite ise, kârlı olduğu
kadar tehlikeli de olan sünger avcılığıydı. Zamanla yapay süngerlerin
ticarileşmesi ve buharlı gemilerin gelişmesiyle birlikte Simi, baş döndürücü bir
çöküş yaşadı. İtalyan işgali ve İkinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı yıkımlar bu
durumun üzerine tuz biber ekti. Ancak kültürel ve tarihi zenginlikleri,
mimarisinin sıcaklığı, Ege Denizi’ne hâkim muhteşem manzarası, doğallığını
kaybetmemiş muhteşem plajlarıyla Simi, turizm sayesinde bu badireleri atlatıp
adeta yeniden doğdu. Biz geçmişi bırakıp günümüze bakalım, Simi’de gün nasıl
akar, kimler neler yapar, nasıl vakit harcar, onları anlatalım…
Saat akşam yediye yaklaştığında, gün
boyu maratoncu turistleri getirip, limana adeta ‘boşaltan’ hızlı gemilerin
birbirlerini kovalamaları bitince aslında adanın ‘gerçek’ sakinlerine gösterdiği
‘gerçek’ yüzü ortaya çıkıyor. Simi’nin yerlileri, müdavimleri –yani Yunanlar ve
adada ikinci bir eve sahip olan yabancılar- uzun zaman kalan tekneciler
limandaki kafélerde buluşuyorlar.
Simi ahalisinin önde
gelenleri, adanın Belediye Başkanı, onun dostları, vs. genelde Paros adlı
kahvede dünya meselelerini tartışıyorlar. Her türlü yenilikten uzak kalmış,
tahta sandalyeleriyle hizmet vermeye devam eden Paros, nostalji meraklılarına
bakılırsa limanın tek otantik kahvesi. Daha ‘trendy’ bir buluşma ve vakit
öldürme mekânı tercih ediyorsanız her telden çalan bir kalabalığı olan Roloï’yı
tercih edebilirsiniz.
Ünlüler
yatlarında
Bu arada Simi’de son yıllarda
görülen ünlü ve zengin kalabalıktan da biraz bahsedelim. Anlaşılan 12 Adalar’ın
etrafında ‘gezintiye çıkmış’ yatların meşhur sahipleri suyun berraklığı ve
mimarinin sıcaklığı karşısında kalış sürelerini biraz daha uzatıyorlar. Genelde
lüks teknelerinde kalmayı tercih eden ünlü simalar arasında -Simililerin
anlattığına göre- Jacques Chirac’tan George Bush’a, Tom Hanks’ten Arielle
Dombasle ve Bernard-Henri Lévy’e kadar herkes var.
Hep limandan söz edip durduk, ama
aslında Simi’nin gerçek büyüsünü keşfetmek istiyorsanız limanı biraz terkedip,
yukarılara doğru yol alıp incir ve portakal ağaçlarıyla bezeli küçük sokakların
labirentinde kaybolmanız gerekiyor. Evet, belki Khorio köyüne ulaşmak için
yapılan, demin anlattığımız Kalistrata tırmanışı kolay iş değil. Fakat ancak bu
tırmanış sırasında pastel renkli binaların şıklığını, begonvil ve yaseminlerle
kaplı avluların neşesini, sanki oraya buraya serpiştirilmiş gibi duran, nakış
gibi işlenmiş taş manastırların, küçük kiliselerin güzelliğini farketmek mümkün.
Hem muhteşem körfez manzarasına karşı Kalistrata kahvesinde dinlenip
yorgunluğunuzu da unutabilirsiniz.
Simi’nin en çok merak
edilen yerlerinden biri de adanın güneybatı kıyısındaki Panormitis Koyu. Çünkü
bu koyda barok-rokoko tarzındaki çan kulesiyle ünlü, görkemli Mikhail Panormitis
Manastırı bulunuyor. 18. yüzyıl başlarında inşa edilmiş bu manastır, Yunan
denizciler için adeta bir hac yeri; Aziz Mikhail denizcilerin koruyucusu olarak
kabul ediliyor.
Simi’de deniz muhteşem, buna
diyecek yok. Ancak plajlar pek çoğumuzun hoşuna gitmeyecek biçimde kumdan
yoksun, çakıl taşlarıyla dolu. Yine de Pedi plajından taksi-teknelerle
ulaşabileceğiniz Agios Emilianos, Agios Giorgos, Agia Marina en çok tercih
edilen plajlar…
■ ■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
Yolculuk
rehberi
Kalodoukas Holidays&Yachting Services adlı
seyahat acentası isteğinize göre hem denizde hem karada turlar düzenliyor.
Üstelik 73 ayrı seçeneğe sahip olan acenta, adada - stüdyodan havuzlu villaya
kadar değişen tarzlarda- kiralık ev de ayarlıyor. (www.symi-greece.com;
kalodoukasyacht@rho.forthnet.gr; 00 30 22 460 71 077)
Nerede
kalınır?
Aliki Oteli limandaki otellerden en sıcak ve hoş
olanı. Sarı ve kırmızı tonlarının hâkim olduğu mekânda deniz manzaralı bir odada
kalmak en iyisi. (www.hotelaliki.gr; info@hotelaliki.gr; 00 30 22 460 71 665)
Fabienne Vargas ve Stelios Papadopoulos çifti pek
çok farklı seçeneğe sahip tipik Simi evleri kiralamanızı sağlıyorlar. (www.albatrossymi.gr;
fabienne@otenet.gr; 00 30 22 460 71 829)
Simi Visitor adlı İngilizce yayınlanan yerel
gazetede kiralık evleri inceleyebilirsiniz (www.symi-property.com)
Ieripetra, Simi tepelerinde bulunan ve
uluslararası dekorasyon dergileri tarafından özelikle tavsiye edilen lüks bir
villa. Rezervasyonlar için rulepar@aol.com adresine başvurabilirsiniz.
Nerede, ne
yenir?
Manos, neredeyse adaya gelen bütün Türk
turistlerin uğradığı ilk restoran. Burada ıstakoz, ahtapot ve kalamar başta
olmak üzere akla gelebilecek her türlü deniz ürünü mevcut.
Tholos, deniz kenarında geleneksel Yunan mutfağını
tadabileceğiniz bir restoran. Simi’nin spesiyalitesi olan minik karideslerden
yemeyi unutmayın. (00 30 22 460 72 033)
Haritomeni Taverna’nın naneli ve kimyonlu
köftelerinden, kabaklı böreklerinden mutlaka tadılmalı. (00 30 69 450 45 074)
Syllogos, Khorio köyünde bulunan restoran size
Yunan mutfağının en güzel örneklerini Simi körfezine hâkim bir terasta sunuyor.
(00 30 22 460 72 148)
Naytergatis, Lefteris Kafenion’un bahçe çardağının
altında kahvaltı edin. Kalistrata’nın üst kısmında bulunan bu tipik Yunan
kahvesi gerçek Simililerin hayatını gözlemlemek için de harika bir fırsat
sunuyor. Ballı yoğurt, kızarmış susamlı ekmekler, taze sıkılmış portakal suyu da
müthiş.
Ne satın
alınır?
Zeytinyağı, kekik yağı, zeytinyağından yapılmış
kozmetik malzemesi satan Rodos kökenli Oliveway markasının ürünleri.
---
Nasıl
gidilir
World Travel
Service, Bodrum ya da Datça’dan Simi Adası’na turlar düzenliyor. Konaklama
(oda+kahvaltı) ve feribot ulaşımı dahil, 2 gece-3 günlük paket programların
fiyatı yüksek sezonda 199 Euro’dan başlıyor.
Simi’ye Bodrum’dan geçiş yapmak da mümkün, ancak bu daha uzun zaman
alıyor. Çünkü önce Kos adasına (yaklaşık 50 dakika), oradan ise Simi’ye
ulaşmanız (yaklaşık 90 dakika) gerekiyor. Bodrum Express Lines firması (0 252
316 10 87), Kos adasına feribot hizmeti veriyor.
Knidos Yachting&Travel Agency (0
252 712 94 64-65), Datça’dan Simi’ye direkt ulaşım sağlıyor. Yolculuk yaklaşık 1
saat 10 dakika sürüyor. Geçiş için rezervasyonlarınızı bir gün önceden
yaptırmanız gerekiyor. Simi’ye giriş yapabilmeniz için Schengen vizesi şart.
Türkiye’den çıkış yaparken normal yurtdışı çıkışlarında ödediğiniz 15 YTL. çıkış
harcını da ödemeniz gerekiyor.
Feribot seferlerinin programı
şöyle:
- Çarşamba Symi’den Datça’ya (tek yön)
19:00
- Perşembe Datça’dan Simi’ye-Simi’den
Datça’ya (günübirlik) 09:00/19:00
- Cuma Datça’dan Simi’ye (tek yön)
08:30
- Cumartesi Simi’den Datça’ya-Datça’dan
Simi’ye (tek yön) 08:45/16:00
Fiyatlar
Tek gidiş: Yetişkin: 35 Euro. Çocuk: 25
Euro (2000 doğumlu ve yukarısı
çocuklar)
Günübirlik: Yetişkin: 40 Euro. Çocuk: 25
Euro
Açık dönüş: Yetişkin: 60 Euro. Çocuk: 40 Euro
(Fiyatlara liman vergisi dahil)
Seher Tur (0 252 712 24 73) Datça’dan
Simi’ye gitmek isteyen 8 kişi toplandığında, yerli teknelerle ulaşım sağlıyor.
Gidiş-dönüş fiyatı 50 Euro (Liman vergisi dahil)
_______________________
İncihan OLUÇ
(1028 – 16 Ağustos
2007)
|