Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
12 ADA'nın incisi
EGE'nin biblosu SİMİ

Datça'ya sadece 1 saat uzaklıkta. Kekik kokulu tepelere kurulmuş rengârenk evleri, leziz yemekleri, doğal güzelliğini kaybetmemiş küçük koylarıyla çekici bir tatil yeri. Ege ile Akdeniz'in buluştuğun noktada bulunan Simi, 12 Ada'nın belki de en güzeli

Bir Akdeniz ya da Ege sahil kasabasına vardığında, acaba herkes aynı şeyleri mi hissediyordur? İçinizi saran, sizi gülümseten bir sıcaklık, bir şekilde bildik tanıdık bir yere gelmenin verdiği garip bir güven, tepelerdeki dar sokaklara kurulmuş evlerde sanki bir zamanlar yaşamış, limandaki kahvelerde sanki geçmiş hayatlarınızda vakit öldürmüş olmanın verdiği tuhaf bir rahatlık... Elbette dünyanın tüm turistleri bu sahillere uğradıkça böyle mi hissediyordur bilinmez. Ama kökleri bir yerlerden o denizlere, o adalara, o güneşli ya da rutubetli. ama mutlaka dar sokaklara bağlı olan tüm gezginler, herhalde bu hisleri az çok paylaşıyordur.  

 

12 Yunan Adası’nın en şirini olan, Datça’ya sadece 9 mil uzaklıktaki Simi, ya da Osmanlı Türkçesiyle söylersek Sömbeki, yukarıda sözünü ettiklerimizi size aynen yaşatacak, tarihi bir Ege kasabasının tüm özelliklerini taşıyor. Daha karaya ayak basmadan, denizden, uzaklardan yaklaşırken, mutluluk verici, pastel bir renk cümbüşü sizi karşılıyor. Kekiklerle kaplı tepelere kurulmuş, sarı rengin aklınıza gelebilecek tüm tonlarını -samandan toprağa- taşıyan evler, zannetmeyin ki tek renge bağlı kalmışlar. 68 kilometrekarelik bu küçük adanın neo-klasik tarzdaki, çok renkli mimarisi açık menekşe, turuncu, mavi, kırmızı tonlarıyla içinizi ısıtıyor; çorak doğal manzarayı adeta aydınlatıyorlar. Cepheleri yuvarlak bir pencereyle, çatıları toprak kiremitlerle süslü, iki üç katlı eski kaptan evleri, 19.yüzyıl neo-klasik İtalyan mimarisinin sergilendiği eşsiz bir açık hava müzesi gibi… Ve bu güzellik, dokuya uyumsuz modern yapıların inşa edilmesiyle asla bozulmayacak. Çünkü Yunan hükümetinin, inşaat izinlerini değerlendiren kurumu Archaelogica tarafından korunuyorlar.

 

Adanın çok çeşitli tarihi zenginliklerle dolu olmasının nedeni tarih boyunca sürekli el değiştirmiş olmasından kaynaklanıyor. Romalılar, Bizanslılar, St. John şövalyeleri ve son olarak Osmanlılar derken Simi, 20. yüzyıl boyunca diğer 12 Adaların kaderini paylaştı. İtalyan ve Alman işgalini yaşadı, 1948 yılında ise Yunanistan ile birleştirildi.  

 

400 basamaklı ‘doğru yol’

 

Tepe boyunca bir amfitiyatroya benzer biçimde kurulmuş olan Simi, esas olarak bir aşağı bir de yukarı bölümden oluşuyor. Gialos Limanı şehrin aşağı kısmı. Dış saldırılardan korunaklı, ilk evlerin inşa edildiği üst kısma ise Khorio adı veriliyor. Bu iki kısmı 400’den fazla basamağı olan Kalistrata (Yunanca’da ‘doğru yol’ anlamına geliyor) adlı mermer basamaklı geçit birleştiriyor. Bu iki mahalleden Gialos’a ulaşmak hiç kuşkusuz Khorio’ya tırmanmaktan çok daha kolay olduğu için, turistler de yoğun olarak burayı mesken tutuyor. Rodos’tan Simi’ye bir buçuk saatte hızlı gemilerle ulaşan Avrupalı tatilciler genelde adada bir saatlik bir maraton gezi yapıp dönmeyi tercih ettiklerinden, haliyle limandan fazla uzaklaşamıyorlar.

 

Rıhtımda bu yazlık yoğun talebi karşılayan çok sayıda hediyelik eşya mağazası, dondurmacı ve kafé mevcut. Maratoncu turistlerin Simi’den mutlaka satın alıp döndükleri iki şey var: Doğal süngerler ve minyatür gemiler. Çünkü aslına bakarsanız bu iki obje de adanın zafer ve refah dolu geçmişini hatırlatıyor. Tarih öncesi zamanlardan beri belli bir yerleşime sahip olan Simi, daha İlkçağ’da tersanelerinin mükemmelliği ile diğer adalardan ayrılıyordu. 19. yüzyılın sonunda, senede beş yüz gemi üretmeye devam eden adanın nüfusu 26 bin civarındaydı.

 

Kârlı ama tehlikeli

 

Kısacası zenginlik dolu günlerde yerleşik nüfus -belki şaşırtıcı ama- bugünkünün tam 10 katı kadardı. Simililerin geçimlerini sağladıkları diğer geleneksel ekonomik aktivite ise, kârlı olduğu kadar tehlikeli de olan sünger avcılığıydı. Zamanla yapay süngerlerin ticarileşmesi ve buharlı gemilerin gelişmesiyle birlikte Simi, baş döndürücü bir çöküş yaşadı. İtalyan işgali ve İkinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı yıkımlar bu durumun üzerine tuz biber ekti. Ancak kültürel ve tarihi zenginlikleri, mimarisinin sıcaklığı, Ege Denizi’ne hâkim muhteşem manzarası, doğallığını kaybetmemiş muhteşem plajlarıyla Simi, turizm sayesinde bu badireleri atlatıp adeta yeniden doğdu. Biz geçmişi bırakıp günümüze bakalım, Simi’de gün nasıl akar, kimler neler yapar, nasıl vakit harcar, onları anlatalım…

 

Saat akşam yediye yaklaştığında, gün boyu maratoncu turistleri getirip, limana adeta ‘boşaltan’ hızlı gemilerin birbirlerini kovalamaları bitince aslında adanın ‘gerçek’ sakinlerine gösterdiği ‘gerçek’ yüzü ortaya çıkıyor. Simi’nin yerlileri, müdavimleri –yani Yunanlar ve adada ikinci bir eve sahip olan yabancılar- uzun zaman kalan tekneciler limandaki kafélerde buluşuyorlar.

 

Simi ahalisinin önde gelenleri, adanın Belediye Başkanı, onun dostları, vs. genelde Paros adlı kahvede dünya meselelerini tartışıyorlar. Her türlü yenilikten uzak kalmış, tahta sandalyeleriyle hizmet vermeye devam eden Paros, nostalji meraklılarına bakılırsa limanın tek otantik kahvesi. Daha ‘trendy’ bir buluşma ve vakit öldürme mekânı tercih ediyorsanız her telden çalan bir kalabalığı olan Roloï’yı tercih edebilirsiniz.

 

Ünlüler yatlarında

 

Bu arada Simi’de son yıllarda görülen ünlü ve zengin kalabalıktan da biraz bahsedelim. Anlaşılan 12 Adalar’ın etrafında ‘gezintiye çıkmış’ yatların meşhur sahipleri suyun berraklığı ve mimarinin sıcaklığı karşısında kalış sürelerini biraz daha uzatıyorlar. Genelde lüks teknelerinde kalmayı tercih eden ünlü simalar arasında -Simililerin anlattığına göre- Jacques Chirac’tan George Bush’a, Tom Hanks’ten Arielle Dombasle ve Bernard-Henri Lévy’e kadar herkes var.

 

Hep limandan söz edip durduk, ama aslında Simi’nin gerçek büyüsünü keşfetmek istiyorsanız limanı biraz terkedip, yukarılara doğru yol alıp incir ve portakal ağaçlarıyla bezeli küçük sokakların labirentinde kaybolmanız gerekiyor. Evet, belki Khorio köyüne ulaşmak için yapılan, demin anlattığımız Kalistrata tırmanışı kolay iş değil. Fakat ancak bu tırmanış sırasında pastel renkli binaların şıklığını, begonvil ve yaseminlerle kaplı avluların neşesini, sanki oraya buraya serpiştirilmiş gibi duran, nakış gibi işlenmiş taş manastırların, küçük kiliselerin güzelliğini farketmek mümkün. Hem muhteşem körfez manzarasına karşı Kalistrata kahvesinde dinlenip yorgunluğunuzu da unutabilirsiniz.

 

Simi’nin en çok merak edilen yerlerinden biri de adanın güneybatı kıyısındaki Panormitis Koyu. Çünkü bu koyda barok-rokoko tarzındaki çan kulesiyle ünlü, görkemli Mikhail Panormitis Manastırı bulunuyor. 18. yüzyıl başlarında inşa edilmiş bu manastır, Yunan denizciler için adeta bir hac yeri; Aziz Mikhail denizcilerin koruyucusu olarak kabul ediliyor. 

 

Simi’de deniz muhteşem, buna diyecek yok. Ancak plajlar pek çoğumuzun hoşuna gitmeyecek biçimde kumdan yoksun, çakıl taşlarıyla dolu. Yine de Pedi plajından taksi-teknelerle ulaşabileceğiniz Agios Emilianos, Agios Giorgos, Agia Marina en çok tercih edilen plajlar…

Yolculuk rehberi

 

Kalodoukas Holidays&Yachting Services adlı seyahat acentası isteğinize göre hem denizde hem karada turlar düzenliyor. Üstelik 73 ayrı seçeneğe sahip olan acenta, adada - stüdyodan havuzlu villaya kadar değişen tarzlarda- kiralık ev de ayarlıyor. (www.symi-greece.com; kalodoukasyacht@rho.forthnet.gr; 00 30 22 460 71 077)

 

Nerede kalınır?

 

Aliki Oteli limandaki otellerden en sıcak ve hoş olanı. Sarı ve kırmızı tonlarının hâkim olduğu mekânda deniz manzaralı bir odada kalmak en iyisi. (www.hotelaliki.gr; info@hotelaliki.gr; 00 30 22 460 71 665)

 

Fabienne Vargas ve Stelios Papadopoulos çifti pek çok farklı seçeneğe sahip tipik Simi evleri kiralamanızı sağlıyorlar. (www.albatrossymi.gr; fabienne@otenet.gr; 00 30 22 460 71 829)

 

Simi Visitor adlı İngilizce yayınlanan yerel gazetede kiralık evleri inceleyebilirsiniz (www.symi-property.com)

 

Ieripetra, Simi tepelerinde bulunan ve uluslararası dekorasyon dergileri tarafından özelikle tavsiye edilen lüks bir villa. Rezervasyonlar için rulepar@aol.com adresine başvurabilirsiniz.

 

Nerede, ne yenir?

 

Manos, neredeyse adaya gelen bütün Türk turistlerin uğradığı ilk restoran. Burada ıstakoz, ahtapot ve kalamar başta olmak üzere akla gelebilecek her türlü deniz ürünü mevcut.

 

Tholos, deniz kenarında geleneksel Yunan mutfağını tadabileceğiniz bir restoran. Simi’nin spesiyalitesi olan minik karideslerden yemeyi unutmayın. (00 30 22 460 72 033)

 

Haritomeni Taverna’nın naneli ve kimyonlu köftelerinden, kabaklı böreklerinden mutlaka tadılmalı. (00 30 69 450 45 074)

 

Syllogos, Khorio köyünde bulunan restoran size Yunan mutfağının en güzel örneklerini Simi körfezine hâkim bir terasta sunuyor. (00 30 22 460 72 148)

 

Naytergatis, Lefteris Kafenion’un bahçe çardağının altında kahvaltı edin. Kalistrata’nın üst kısmında bulunan bu tipik Yunan kahvesi gerçek Simililerin hayatını gözlemlemek için de harika bir fırsat sunuyor. Ballı yoğurt, kızarmış susamlı ekmekler, taze sıkılmış portakal suyu da müthiş.

 

Ne satın alınır?

 

Zeytinyağı, kekik yağı, zeytinyağından yapılmış kozmetik malzemesi satan Rodos kökenli Oliveway markasının ürünleri.

 

 

---

Nasıl gidilir

 

World Travel Service, Bodrum ya da Datça’dan Simi Adası’na turlar düzenliyor. Konaklama (oda+kahvaltı) ve feribot ulaşımı dahil, 2 gece-3 günlük paket programların fiyatı yüksek sezonda 199 Euro’dan başlıyor.

 

Simi’ye Bodrum’dan geçiş yapmak da mümkün, ancak bu daha uzun zaman alıyor. Çünkü önce Kos adasına (yaklaşık 50 dakika), oradan ise Simi’ye ulaşmanız (yaklaşık 90 dakika) gerekiyor. Bodrum Express Lines firması (0 252 316 10 87), Kos adasına feribot hizmeti veriyor.

 

Knidos Yachting&Travel Agency (0 252 712 94 64-65), Datça’dan Simi’ye direkt ulaşım sağlıyor. Yolculuk yaklaşık 1 saat 10 dakika sürüyor. Geçiş için rezervasyonlarınızı bir gün önceden yaptırmanız gerekiyor. Simi’ye giriş yapabilmeniz için Schengen vizesi şart. Türkiye’den çıkış yaparken normal yurtdışı çıkışlarında ödediğiniz 15 YTL. çıkış harcını da ödemeniz gerekiyor.

Feribot seferlerinin programı şöyle:

 

- Çarşamba Symi’den Datça’ya (tek yön) 19:00

- Perşembe Datça’dan Simi’ye-Simi’den Datça’ya (günübirlik) 09:00/19:00

- Cuma Datça’dan Simi’ye (tek yön) 08:30

- Cumartesi Simi’den Datça’ya-Datça’dan Simi’ye (tek yön) 08:45/16:00

 

Fiyatlar

Tek gidiş: Yetişkin: 35 Euro. Çocuk: 25 Euro  (2000 doğumlu ve yukarısı çocuklar)

Günübirlik: Yetişkin: 40 Euro. Çocuk: 25 Euro

Açık dönüş: Yetişkin: 60 Euro. Çocuk: 40 Euro

(Fiyatlara liman vergisi dahil)

 

Seher Tur (0 252 712 24 73) Datça’dan Simi’ye gitmek isteyen 8 kişi toplandığında, yerli teknelerle ulaşım sağlıyor. Gidiş-dönüş fiyatı 50 Euro (Liman vergisi dahil)

                                                             _______________________

İncihan OLUÇ

 

(1028 –  16 Ağustos 2007)

24.08.07

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.