|
- Çevre konusunda geri dönülmez noktayı
aştık mı?
Kitabın son
cümlesini başta söylemek de mümkün. James Hansen’den alıntıyla, “İklim
sisteminin eşik noktasında, uçurumun kenarında duruyoruz. Bu eşiğin ötesinde
kurtuluş yoktur” diyor. Ben de bir cümle ekliyorum buna: “Bunun seçimi tamamen
kendi elimizde.” Kitap da uçuruma bakmakta olduğumuz ve uçurumun da bize
bakmakta olduğu gerçeğini anlatıyor.
- Ne
yapmalı?
Üç boyutta ele
alabiliriz. Bireysel boyutta mütevazı bir yaşam sürdürmek. Toplu taşımayı daha
çok kullanmak, binaların yalıtımını güçlendirmek, ampulleri değiştirmek,
elektrikli aletleri ‘stand by’ konumunda bırakmamak, su tasarrufu yapmak, az
uçağa binmek, az tüketmek, organik ürünler tüketmek gibi... Aslında herkesin
düşünebileceği şeyleri yapmalıyız. Ama bu yetmez. Bireysel olarak işin altında
kalkamayız. İkinci olarak, şirketler ve çeşitli birey gruplarının
yapabilecekleri şeyler var. Üçüncü ve esas olarak da hükümetler, hem ulusal hem
uluslararası planda işbirliği halinde çalışmalı. Fosil yakıtların sağladığı
rahat hayattan vazgeçmeliyiz. Hükümetlerdeki sınırsız büyüme fikriyatı son
bulmalı. Bu yüzden hem şirketler hem hükümetler hem de hiçbir şey yapmayan
insanlar olarak sorumluyuz. Sorumlu olmayan tek grup, doğmamış kuşaklar ve
yoksullar. Büyük ihtimalle işlenen suçun ceremesini de onlar çekecek.
- Fakirler dediniz. Peki, zenginler kurtulur
mu felaketlerden?
Felaketi
geciktirebilecekler sadece. Ama zenginler de okkanın altına gidecek eninde
sonunda.
- En başta ne
yapılmalı?
Öncelik
sıralaması yok. Önlemleri aynı anda ve büyük bir hızla almak zorundayız. Bu
tüketim seviyeleriyle yaşar ve “Böyle gelmiş böyle gider” senaryosunu devam
ettirirsek, on yılımız bile olmayabilir.
- Diyelim böyle devam ettik. Ne olur on yıl
sonra?
O zaman
dünyadan değil, başka bir gezegenden bahsediyor olacağız.
- Çevreci ürünler hayli pahalı. Bu, organik
ürünlere ilgiyi azaltıyor olabilir mi?
Bu, inkâr
mekanizmasının çalıştırılması. Gidin İstanbul Bomonti’deki organik ürünler
pazarına. Aman aman pahalı değil. İnsanların bir bölümü bırakın protestoyu,
alıştıkları hayat tarzlarından vazgeçmeyi istemiyor. Tüketimi kısmak yerine,
kredi kartı borçlarıyla boğuşmayı göze alıyorlar.
- Türkiye’de kamuoyu meselenin ciddiyetinin
farkında mı?
‘Türkiye, Kyoto'yu
İmzala’ kampanyasına 170 bin imza toplandı ve Meclis’e gönderildi. Bu, hoş bir
şey. Geleceklerine sahip çıkan insanlar da var. 8 Aralık’ta da dünyanın çeşitli
ülkelerinde iklim değişikliğine karşı bir uluslararası yürüyüş olacak. Yeterli
mi? Hiç yoktan iyidir.
_______________________
Enis TAYMAN
(1029 – 23
Ağustos 2007)
|