Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Cervantes'in Türkiye âşığı yöneticisi
6 yılda 10 bin Türk İspanyolca öğrendi

İspanya'nın Taksim'deki merkezi Cervantes'in müdürü Pablo Martin Asuero ile konuşmadayız. 5 yıldır İstanbul'da yaşayan, öğrencilik döneminin de bir kısmını Türkiye'de geçiren Asuero, Türkleri bir Türk kadar iyi tanıyor ve seviyor.

Pablo Martin Asuero
Pablo Martin Asuero

İspanyol kültürü ve dili, altı yıldır İstanbul’da bir merkezden yayılıyor. Taksim Meydanı’ndaki meşhur çiçekçilerin 10 metre aşağısında, tarihi bir binada, yaz-kış İspanyolca öğretiyorlar. Cervantes Enstitüsü, Marmara Üniversitesi’yle anlaşarak, küçük bir kampusta Göztepe’ye de taşındı. Enstitünün müdürü Pablo Martin Asuero, Cihangir’de yaşıyor, kazandibi yapabilen bir Türk kızı ile evlenmek istiyor. Yoğurdu tatlı sınıfına koyan İspanyolların aksine, Türk yemekleriyle yiyor. Dünyanın pek çok merkezinde bulunan Cervantes Enstitüleri’nde, bir ülkede sadece 5 yıl görevde kalma kuralı sadece onun için işlemiyor. Çünkü o, Türkleri, en az Türkler kadar tanıyor ve seviyor.

 

Tempo: Türkiye maceranız nasıl başladı?

Pablo Martin Asuero: İspanya’da, İspanyol Filolojisi okuduktan sonra, yurtdışında yaşamak istiyordum. Polonya, Romanya, Yunanistan ve Türkiye’de öğrenci değişim programlarına başvurdum. Türkiye’ye ilk kez 1991 yılında, İstanbul Üniversitesi’nde Türk Dili okumak üzere geldim. Topkapı’da bulunan Atatürk Öğrenci Yurdu’nda kaldım. Türkçeyi en çok burada öğrendim. Yurtta Kayserili, Bandırmalı, Artvinli arkadaşlarım vardı. Kapalıçarşı’da çoğu Malatyalı olan arkadaşlarımla hanutçuluk yaptım. Ayda 100 dolar burs alıyordum ve yetmiyordu. Bu nedenle çalışmak zorundaydım. Ama bu maceram kısa sürdü. Tezimi bitirmek için İspanya’ya döndüm. 1996’da doktoramı aldıktan sonra, bir yıl Fransa’da çalıştım. İki yıl Beyrut Cervantes Enstitüsü’nde görev yaptım, ardından Türkiye’ye geldim.


T: Başında bulunduğunuz son altı yılda, Cervantes Enstitüsü’nde kaç kişiye eğitim verdiniz?

P.M.A: Yaklaşık 10 bin Türk öğrenciye İspanyolca öğrettik.

 

Türkiye ikinci sırada

 

- İspanyolcaya olan ilgiyi nasıl açıklıyorsunuz?

P.M.A: İspanyolca, dünyanın en çok konuşulan dördüncü dili. 21 ülkenin resmi dili. Özellikle telekomünikasyon sektöründe ve turizmde önemli bir yeri var. İspanyol şirketlerinde kariyer yapmak için de şart. Artık İngilizceyi herkes biliyor. İkinci dil olarak artık İspanyolca tercih ediliyor. Türkiye’de İspanyolcanın yayılımında ve kullanımında en etkili eğitim merkezi biziz. Eğitim kalitesinin yüksek olması, İspanyolca öğrenmek isteyenleri bize getiriyor. Kursu bitiren, dili de öğreneceğini biliyor. 2007-2008 sonbahar/kış sezonunda bin kişi kayıt yaptırdı. Bu ne demek biliyor musunuz? Cervantes Türkiye, İspanyolca öğrenmek için başvuru yapılan ikinci merkez oldu. Birinci şimdilik Rusya. 

 

T: Cervantes’in kaç ülkede merkezi var? Toplam ne kadar öğrenci eğitim gördü şimdiye kadar?

P.M.A: Geçen yıl 117 binin üzerinde öğrenci Cervantes Enstitüleri’nde öğrenim gördü. Enstitüler, bugün 37 ülkenin 56 şehrinde hizmet veriyor. Nisan 2007’de Pekin şubesi açıldı. Avustralya ve Yeni Zelanda şubeleri hizmete girmek üzere. Bizim sınıf sayımız da 18’e çıktı.


T: Eğitiminiz sadece İspanyolca bilmeyenlere mi yönelik?

P.M.A: İspanyolca kurslarının yanı sıra DELE (Diploma de Espanol como Lengua Extranjera/Yabancılar İçin İspanyolca Diploması) ve çocuklara yönelik kurslar düzenliyoruz. İspanyolca öğretmenlerine danışmanlık veriyoruz. Ayrıca Zara, Mango, Turkcell gibi şirketlere dil kursları verdiğimiz oluyor. İhtiyaç duyduklarında kapımızı çalıyorlar. Şirketlere eğitmen gönderiyoruz. Şirketlerden bize İspanyolca bilen eleman talebi de oluyor. Biz de öğrencilerimize yönlendiriyoruz.


T: Eğitmenlerin tamamı İspanyol mu?

P.M.A: Tamamı İspanyol ve Latin Amerikalı (Meksikalı, Peru, Kolombiyalı). Hepsinin ana dili İspanyolca. Beşi tam zamanlı olmak üzere toplam 35 öğretmenle çalışıyoruz.

Kazandibi bilen kız

 

T: Evli misiniz?

P.M.A: Hayır değilim. Olmadı.

 

T: Bir Türk kızıyla evlenebilir misiniz?

P.M.A: Olabilir tabii. 10 yıl önce Türk kızları yabancılarla evlenme konusunda çekimser davranıyordu. Şimdi durum değişti. Kazandibi yapabilen bir Türk kızıyla evlenebilirim elbette.

 

T: Neden kazandibi?

Türkiye’ye ilk geldiğim zaman tavukla tatlılar yaptığınızı duymuştum. Bana çok garip gelmişti. Bir gün denedim. Tadı çok hoşuma gitti. Şimdi en sevdiğim tatlılardan biri.  

 

T: Türkiye’yi gezebildiniz mi?

P.M.A: Efes, Dalyan, Van, Diyarbakır, Mardin. Ve tabii Kaçkarlar. Ama en çok İstanbul’u seviyorum. Madrid’den daha iyi tanıyorum İstanbul’u. İspanyollarla Türkler birbirlerine çok benziyorlar.

 

T: İspanyol ve Türk yemekleri benziyor ama kullanma alışkanlıklarımız  farklı.

P.M.A: Aslında Akdeniz ülkesi olduğumuz için hemen hemen aynı şeyleri tüketiyoruz. Karpuz, domates, patlıcan, zeytin, balık gibi... Biz yoğurdu tatlı olarak yiyoruz ama yemekte yenmesine de çabuk alışıyoruz. İskender kebabı gayet güzel yoğurtla yiyebiliyorum mesela. Arkadaşlarım ya da ailem geldiğinde de onları da götürdüm. Çabucak alıştılar.

 

T: Uzun süredir Türkiye’desiniz. AKP’nin yeniden iktidar olması, cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül’ün eşinin türbanlı olması gibi konularda ne düşünüyorsunuz?

P.M.A: Çağdaş olmaya çalışan bir ülkesiniz. Beyrut gibi Müslüman ülkelerden çok farklısınız. AKP’nin seçimlerden birinci çıkması konusunda fikir beyan etmeyeyim; ama Hayrunnisa Gül’ün türbanlı olması çetrefilli bir konu. Elbette türban kişilerin seçimidir ve saygı duyulması gerekir. Ben bu konuya son derece kişisel bir hak olarak bakıyorum. Fakat cumhurbaşkanı eşinin türbanlı olması konusu dış basında, politik ilişkilerde Türkiye’yi oldukça zor durumlara sokacak diye düşünüyorum. Türkiye bu gibi sıkıntılarla da baş etmek zorunda kalacak diye üzülüyorum.

                                                                _______________________

Yasemin YURTMAN

Fotoğraf: Ergun CANDEMİR

 

(1030 – 30 Ağustos 2007)

05.09.07

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.