Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Sinema
Bataklıklar kızlara göre değildir

En büyük sırlar, hiç beklenmedik yerlerde saklıdır. Puslu bataklıklarda, bilincin bastırdığı korkular kol gezer. Unuttuğunuz bir çocuk, gelip sizi gölgelerin arasında kıstırır. ''Bir varmış, bir yokrmuş'' der. Ve çoktandır anlatılmayan bir masal, kelimelere dökülmeye başlar

Açık bırakılmış bir müzik kutusundan tatlı bir ninni sesi yükseliyor. Uzaklarda bir yerden çocuk kahkahaları geliyor. Sayfaları gözümüzün önünde yavaş yavaş dönen resimli bir çocuk kitabı bırakılmış masanın üzerine. Resimlerdeki, boynuna kolye yerine yüzük takacak kadar sıska kız, bataklığın kenarında durmuş, yanındaki timsahla beraber ayaklarının önünde uzanan karanlığa dikmiş gözlerini. Tam o sırada, üzerinde oyma oyma süslerle pek hoş bir gül resmi çizilmiş eski bir kapı gıcırdayarak aralanıyor... Ve bööö! Hayaletler kapı başlarında bekliyor, küçük kızlar intikam almak için dönüyor, bataklığın dibinden bir el uzanıyor ve yıllardır saklanan sırlar gün yüzüne çıkıyor.

 

Çocuklar korkutulmaktan hoşlanır. Gördüğü kâbusları Tim Burton’vari çizimlerle kelimelere döken Kanadalı Claire Holloway’in yazdığı popüler çocuk kitapları ise genç kadının geçmişinden kalma bir sırra işaret ediyor. İçinde tüyler ürpertici bir ev, bir korkuluk, küçük bir kız ve korkunç bir cinayet barındıran bir geçmiş bu.

Claire, kâbuslarında gördüğü yerlerin gerçek olduğunu öğrendiğinde, arabasına atlıyor ve yeni romanını yazmak için geçmişinde saklı kalan bu kasabaya doğru yola çıkıyor. Bir bataklığın kenarına kurulmuş Marshville Kasabası, hayaletli ev filmlerinin çekildiği bir stüdyoyu andırıyor. Karlı topraklarda birbirinden korkunç ve gizemli evler sessiz sedasız yükseliyorlar. Kasabada, Claire’in haricindeki tek kadının erkeksi bir çiftçi olması da insanın tüylerini ayrıca diken diken ediyor.

 

Bataklığa bakan pencere

 

Kâbuslarında gördüğü eve yerleşen ve üzerinde bir gül işlemesi olan kapıyı stüdyosunun eşiğine takan Claire’i, aynı gece küçük bir kızla, genç bir adamın hayaleti ziyaret etmeye başlıyor. İçinde bulunduğu oda, kalemle çizilircesine göz alıcı efektlerle bir çocuk odasına dönüşüyor, pencereler kırılıyor, kapının altından kanlar sızmaya başlıyor. İşler iyice çığırından çıkmak üzereyken, tüm doğallığıyla Forest Whitaker’ın canlandırdığı ‘Olağanüstü Olaylar Danışmanı’ Hunt sahneye langır lungur dalıyor.

Tüm tanıkların ölü olmasının, Hunt’ın cinayeti çözmesine engel olamayacağını anlıyoruz. Çünkü o, insanların tuhaf olduğunu ama öldüklerinde daha da tuhaflaştığını düşünen bir hayalet avcısı. Ama hayaletler, bazen sadece unutulmuş bir geçmişin haykırışları olabilirler.


Bazıları, korku edebiyatı ustası H.P. Lovecraft’ın kâbuslarının, onun artistik dehasının kaynağı olduğunu söyler. Lovecraft’ın ağır kâbuslarını unutmak mümkün değildir. Ama ‘Lanetli Bataklık’ ışıklar yanar yanmaz etkisinden çıkacağınız ve az sonra unutacağınız bir film.

                  Lanetli Bataklık

 

The Marsh

Yönetmen: Jordan Barker

Oyuncular: Gabrielle Anwar, Forest Whitaker

06.09.07

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.