|
TEMPO: Kitap fuarında korsan kitap satıldığını söylemişsiniz. Bu
nasıl mümkün olabiliyor?
SEMİH GÜMÜŞ:
İki tür korsan kitap yayıncılığı var: Biri, yeraltında yapılan, kitapları sokağa
düşüren, gayri resmi korsan kitap yayıncılığı. Oysa bir de tescilli, adı sanı
olan yayınevlerinin yaptıkları korsan yayıncılık var. Onlar, başkalarının
yaptıkları çevirileri çalıp çırparak, bozup değiştirerek, uydurma çevirmen ve
bazen de ‘yayına hazırlayan’ adlarıyla yayımlıyorlar. Bu tür yayınevlerinin
sayısı, bu yılki fuarda iyice artmış durumda. Bu korsan kitap yayıncılarının pek
çoğu, aynı zamanda Yayıncılar Birliği üyesi.
T.: Okur bu kitapları, fuara kadar gitmişken, hâlâ nasıl-hangi
nedenlerle satın alabiliyor?
S.G.:
Okurlarımız, ne yazık ki kitaplara seçici yaklaşamıyor. Bunun için yeterli bir
okuma ve edebiyat kültüründen geçilmesi gerekir. Hangi çevirinin ve yayınevinin
doğru ve dürüst olduğunu bilmiyorlar. Bir de elbette, çalıntı çevirileri
yayımlayan sahteciler, kitapları ucuza yayımlıyor. Dileyenler bundan sonraki
kitap fuarlarında gelip bana sorabilirler, anlatacak kadar sabrım var ve beni
her yerde bulabilirler.
T.: Türkiye’de toplam kaç yayınevi var? Bunlardan kaç tanesine
‘gerçek yayınevi’ diyebilirsiniz?
S.G.:
Türkiye’de ISBN almış, toplam 13 bine yakın yayınevi var. Ama bunların tümünü
gerçekten yayınevi saymak olanaksız. Bana sorduğunuza göre, en çok bin
yayınevinin ‘yayınevi’ olduğunu söyleyebilirim. Gerisinin işi zor. Bu bin
yayınevinin de ancak 100’ünün gerçek birer yayınevi gibi davrandığı
söylenebilir.
T.: Yayıncılık sektörünün hızla ve bunca çarpık büyümesinin
nedenleri nedir?
S.G.: Son
yıllarda yayıncılık sektörüne giren, kısa yoldan para kazanmayı amaçlayan, kitap
yayıncılığının ne olduğunu bilmeyen çarpık yayınevleri, yayıncılık sektörünün de
çarpılmasına neden oldu. Durum iyi değil. Değerler bozuldu. Okur seçici
olamıyor. Bunların bir bölümü bu alandan çekilecek, ama verdikleri zararı da
tortuları olarak bırakarak.
T.: Yayıncılıktan para kazanılıyor mu?
S.G.: Yayıncılıktan
para kazanmak için, az önceki çarpık yayıncılık anlayışını göğsünü gere gere
taşımak; sonra Atatürk ile peygamberlerle ilgili kitaplar yayımlamak; ulusalcı
rüzgârlara kanatlarını açmak ya da din ticareti yapmak gerekiyor, arada
çocukları sömürmeyi de unutmadan. Bir de kaynağı belli olmayan yerlerden destek
alırsanız, her şey çok güzel olabilir. Bizim gibi yayıncılık yapmaya
çalışanların para kazanması içinse, başlangıçtan sonra gece gündüz çalışarak en
az üç yıl geçirilmesi gerekiyor.
_________________________
Seda ARICIOĞLU
Fotoğraf:
Muhsin AKGÜN
(1040 – 8 Kasım 2007)
|