1881 yılında 34 yaşında olan Jesse James, ününü, yaptığı tren
soygunlarından kazanmış bir kanun kaçağıydı. Henüz çok gençken, Abraham
Lincoln’ün başa geçmesiyle Kuzey’le Güney arasında çıkan Amerikan İç Savaşı’nda
Birleşik Devletler’e karşı savaşan bir gerilla birliğine katılmış ve ölümcül bir
yara almıştı. Daha sonra giriştiği soygunlar sırasında da birçok kez
yaralanacaktı ama cesareti ve yakalanmamaktaki ustalığı sayesinde, adı gazete
sayfalarına geçecekti.
Eski gerilla savaşçısı, bir kanun kaçağına dönüşmüştü. Romantik
mektupları gazetelerde yayımlanıyor ve kendisi, savaşın ardından henüz kendine
gelememiş Güney topraklarında bir güç sembolüne dönüşüyordu. Anti-kahramanlara
aç bir toplumun gözünde, acımasızlığı ve kendi kanunlarını kendi koymasıyla bir
ikona dönüşmesi fazla zaman almamıştı. Yaşadığı dönemde, kendisiyle ilgili çizgi
romanlar yayımlanıyor, oyunlar sahneleniyordu. Jesse James, Amerika’nın ilk
popüler yıldızlarından biri olmuştu.
“Jesse James’i ben
vurdum!”
Film, Amerikan’ın bir başka popüler yıldızı Brad Pitt’in canlandırdığı
Jesse James ve çetesinin banka, posta arabası ve karnaval soygunlarının
ardından, tren soymaya başladığı dönemde geçiyor. Genelde yolcuları değil de
arka vagondaki kasayı soyuyor olması ve büyük şirketlerden çalıp az gelirli
çiftçinin tarafını tutuyor olması, gazetelerde ona Robin Hood yakıştırması
yapılmasını sağlıyor. Çocukluğu
James hakkında yazılanları okuyarak geçmiş ve onu gözünde kahramanlaştırmış
Robert Ford ise olayı uzaktan izliyor. 19 yaşındaki, tüyler ürpertici
tuhaflıkları olan genç adam, seyrettiği görkemli sahne karşısında kendinden
geçmiş.
Gece göğünde ay ışığı parıldıyor, insan siluetleri etrafta koşuşturuyor
ve yüzlerini örtmüş kanun kaçakları treni durduruyor. O gecenin ardından Robert
Ford, Jesse James’in gölgesine dönüşüyor. Onun adımlarına basıyor, hareketlerini
tekrarlıyor, evinde kalıyor. İkisi arasında gerilen iplerin titreşmesiyle
duyulan ritim öyle tuhaf ve uyumlu ki, çetesi dağılan Jesse James’in
paranoyaları ve Robert Ford’un ona olan hayranlığının yavaş yavaş artmasıyla,
ister istemez filmin ‘Big Bang’ teorisini andıran isminin yankılarını
kulaklarınızda duyar gibi oluyorsunuz.
Jesse James’in neden silahlarını çıkartıp Robert Ford’a arkasını
döndüğü hâlâ gizemini koruyor; ama entelektüel bir okuma yapma peşindeyseniz,
filmin içinde yatan mecazi anlamları gözden kaçırmanız mümkün değil. Robert Ford
tetiği çektiği andan itibaren olaylar gerçek bir Hollywood sansasyonuna
dönüşüyor. Maceraları gazetelerde yayımlanan Jesse James, ününü öldürdüğü
insanlardan, soyduğu trenlerden ve hiç yakalanamamasından kazanırken; Robert
Ford her şeyini onu öldürmekle elde ediyor. Ve kendini her zaman avlanan bir
avcı gibi hisseden Jesse James’in hayatının son aylarını anlatan film, bir
Amerikan efsanesinin ölümünü ayaklarınızın önüne uçsuz bucaksız bir çarşaf gibi
seriyor.
Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikastı
The Assassination of Jesse James by the Coward Robert
Ford
Yönetmen: Andrew
Dominik
Oyuncular: Brad Pitt, Casey
Affleck, Mary-Louise Parker
|