|
Sözleştiğimiz saatte kızları
beklerken, onlar ellerinde rengârenk üç şemsiyeyle birlikte çıkıveriyorlar
karşımıza. Şemsiyeleri görünce meşhur ‘The Weather Girls’ grubunu anmadan
edemiyoruz. “Onlar kadar meşhur olmadık daha! Severiz yine de ‘oldies” ruhunu’
diyor gruptan Helen.
Helen D’Angelo, Erica Forster ve
Annie Hart’dan oluşan ‘Au Revoir Simone’ tam da ruhunuzu okşayacak, bünyeyi
hafifletecek bir etkiye sahip. Kendileri de müzikleri gibi sade, hoş! Yağmurlu
bir İstanbul sabahı Taksim-Cihangir sokaklarında muhabbetteyiz kendileriyle.
Sokak sohbetimiz sonrası nefes almak için ise Cihangir Symrna’da karar
kılıyoruz. Sıcak çikolata eşliğinde, birbirinden güzel üç New York’lu bayanla
Tim Burton’dan Bono’ya Fransız grup Air’e kadar, pek çok ismin kulağını
çınlataraktan keyifli bir sohbete dalıyoruz.
Tempo: İstanbul maceranızdan
başlayalım öncelikle.
Erica
Forster: Tek kelimeyle
inanılmaz, büyüleyici! Eminim her gelen yabancı müzisyen, benzer klişe laflar
ediyordur. Ama hakikaten büyüleyici! Konser gecesi, Babylon bambaşkaydı.
Biletler günler öncesinden bitmiş ve hepsi sadece müzik dinlemek için
toplanmıştı Babylon’da. Onlar müziğimize büyülendikçe, biz de onlara büyülendik.
Helen
D’Angelo: Ta New York’tan kalkıp, dünyanın bir ucundaki bir şehre konser
vermeye geliyorsun ve burada herkesin sizi coşkuyla karşılaması, şarkılarını
biliyor ve size eşlik ediyor olmaları kadar mutluluk verecek bir şey olamaz
bence.
Annie Hart:
Burayı hakikaten sevdim ben. Her şeyden bir şeyler var ve bu inanılmaz bir
keyif, huzur verdi bana.
T. : Her şeyin bir ara bulunma hali
açısından New York’a çok benziyor
aslında.
E.F. : Doğma
büyüme New York’luyum ben. New York’un inanılmaz bir enerjisi var. New York, pek
çok müzisyenin, yazar-çizerin beraber yaşadığı bir şehir. Şehir, her ne kadar
yaşanılan olaylardan ötürü kabuk değiştirse de yaratıcılık ruhu asla ölmez New
York’ta.
H.D. : New
York’tayken bir şeyden ilham alamıyorum ben. Her şey fazlasıyla karışık ve
kalabalık. İçindeyken bir şey fark etmiyorsun. Fakat ne zaman New York dışına
çıksam, aklıma New York gelir ve büyük ilham alırım. Dışarıdan sevme, özleme ve
hissetme fikri daha çok hoşuma gidiyor benim.
T. : Günlük hayatta nasıl
takılırsınız? Ne yer, ne içersiniz
mesela?
H.D. : Müzik hayatımızın tamamı neredeyse. Bunun
dışında astrolojiye çok meraklıyım ben.
Uzayda, evrende oluşan ve gelişen şeyler bana çok fantastik geliyor. New
York’ta yaşantımız barlarda çalarak, arkadaşlarımızla takılarak geçiyor. Yemek
olarak hepimizin et yemekleriyle arası iyi olmadığından vejetaryen
restoranlarını tercih ederiz. İçki olarak... Bu sıcak çikolata inanılmaz
lezzetli, çok hoşuma gitti. Öyle değil mi Erica? Sen anlat bizlere neler
yaparsın genelde...
E.F. :
Bahçeyle uğraşmaya bayılırım. Tüm gün bir şeyler ekip biçebilirim bahçede.
Toprakla haşır neşir olmak inanılmaz bir enerji veriyor insana. Bunun dışında
yemek yapmak ve tabii ki bu sıcak çikolata! (gülüyor). Bütün gün burada oturup,
bundan içebilirim!
T. : Grupta yemekler senden
soruluyordur o zaman.
Hepsi : Hepimiz yemek yaparız!
A.H. : Ama
Erica inanılmaz yemekler yapar. Tabaklarca yemek istersiniz.
E.F. :
Çikolatalı kurabiyelerim çok lezzetlidir hakikaten! Bir gün tadına
bakmalısın.
İlham kaynağı Tim
Burton
T. : Hep birlikte yaşayan üç yakın kız
kardeş gibi görünüyorsunuz dışarıdan.
H.D. : Çok
doğru! Çünkü ortak yönlerimiz çok. Aynı şeyleri yapmaktan, aynı şeylerle
uğraşmaktan büyük zevk alıyoruz.
A.H. : Aynı
evin farklı kızları gibiyiz. Hepimizin farklı yanları, özellikleri var tabi.
Kimimiz daha hareketli kimimiz daha sakin. Özde ise tam bir kız kardeşiz!
T. : Grubun ismi Tim Burton’ın bir
filmindeki karakterden geliyor sanırım. Kimin fikriydi
bu?
A.H. : Benim!
Tim Burton’un ‘Pee-Wee’s Adventure’ filmini izlemiş miydin?
T. : Tim Burton’un ilk filmlerin değil miydi?
Hani şu kırmızı bisikletli Pee-Wee’nin
hikâyesi...
A.H. :
Kesinlikle. Tim Burton’un çocuklar için yaptığı nefis bir film bana göre. Her
izlediğimde göz yaşlarıma hakim olamam. Pee-wee inanılmaz derecede bisikletine
düşkün ve bir gün bisikleti çalınıyor. Bisikletini bulmak için tüm dünyayı
dolaşırken otobüs durağında restorandaki garson Simone ile olan inanılmaz
duygulu bir diyalog sonrasında, Pee-Wee, Simone’a, “Au Reovir Simone” der ve
atlar otobüse.
E.F. : Tim
Burton hakikaten inanılmaz bir insan.
T. : Helen, yürürken yaptığınız
müziğin hayat tarzınızı da etkilediğini ve rock starı gibi sabahlara kadar
partilemediğinizden bahsediyordu. Siz ne
dersiniz?
E.F. :
Yaptığımız müzik indie pop tarzında ve bedeni yormanın aksine bünyede dinginlik
yaratabilecek bir sound’a sahip. Sahnede gerçekten müzik yapıyoruz ve bunun için
sürekli formda olmamız ve sesimize özen göstermemiz gerekiyor.
A.H. : Sabaha
kadar parti düzenleyen, içki içen müzisyenleri düşününce biz gayet sağlıklı
kalıyoruz onların yanında. Biz de eğlenmeyi seviyoruz tabii. En büyük keyfim
arkadaşlarımla sabahtan akşama kadar şarap içmektir.
H.D. : Sahnede ‘rockstar’ gibi takılmak gayet
eğlenceli aslında. Tüm o çılgın hareketler, seyircilerin kendin geçermişçesine
bağırıp çağırmaları... Arada sırada ben de böyle takılmak isterim sahnede.
T. : Özellikle Amerika’lı grupların
parçalarında politik söylemler çok duyar
olduk
E.F. : Bazı
durumlara ister istemez tepkisiz kalamıyorsun. Müzisyenler de düşüncelerini,
kızgınlıklarını en iyi şarkılarıyla dile getiriyorlar.
A.H. : Bu
biraz da tercih meselesi! Bizim bunlardan pek bahsetmememiz şu an ki gidişatı
onaylıyoruz anlamına gelmiyor. Kesinlikle tasvip etmediğimiz, düşüncülerine
karşı olduğumuz bir durum var şu an. Ama önemli hislerinizi nasıl, ne ölçüde
yansıttığınız. Mesela, Bono Wox’un
söylemleri bana pek de samimi gelmiyor nedense.
T. : Müzikal anlamda ilham
kaynaklarınız kimler?
A.H.
: Fransız bir piyanist vardı çok meşhur. Hatırlayanız var mı
ismini?
E.F.
: Erik Satie!
A.H. : Evet,
o. İnsanı dinlendiren, başka yerlere alıp götüren bir müziği var. Basit ve aynı
zamanda, insanın içini buruklaştıran bir müzik yapıyor.
H.D. :
70’lerin klasik Rock gruplarından, günümüzün New York’lu indie gruplarından
sevdiklerim var çok. Bunun dışında Air var tabii.
T. : Air ile aynı zamanda birlikte turneye
çıkacaksınız yakında.
H.D. :
Önceden tanıdığımız, takip ettiğimiz ve severek dinlediğim insanlar. Durum
böyle olunca onlarla turnede olmak ayrı bir keyif olacak. Aynı zamanda çok rahat
ve cool’lar. Bir araya geldiğimizde, “Bir süre beraber yolculuk yapacağız
sanırım” gibisinden takıldılar.
T.: En yakın zamanda tekrar görüşmek üzere.
Au Revoir!
Hepsi : Au Revoir!
___________________________
Ali Tufan KOÇ
(1043 – 29 Kasım 2007)
|