|
Tempo: Coşkun Bey, önce tebrikler. Bu ödül
neden İZ TV’ye verildi?
Coşkun Aral: Büyük belgesel kanallarına bakacak olursanız, oralarda
format transferinin yaygın olduğunu görürsünüz. Bizdeki BBG gibi; bir programı
al ve kendine uyarla. İZ TV’de diğer kanallardan alınmış formatlar
kullanılmıyor. Şu anda hiçbir kanalda, bir karavanla tanımadığı bir ülkenin
dokularına yolculuk yapan bir adam yok (Wilco’nun Karavanı). Sanırım takdir
ettikleri bir başka nokta da tüm bu işleri kısıtlı bir bütçeyle yapıyor olmamız.
Bizim bir senelik bütçemizi, büyük kanallar tek belgesele ayırabiliyorlar.
T.: İZ TV neden
kuruldu?
C.A.: Kanalımız, aşağı yukarı bir buçuk yıllık bir kanal. Kuruluş iki
yılımızı aldı. Amacımız, belgesellerimizi yayımlayacak, belgesel yapanların
ürettiklerini bir ücret ödemeden yayımlayabilecekleri bir mecra oluşturmaktı.
Çünkü belgesel yapanlar, sponsor bulamadıklarında veya sponsor dışında kanala
bir yayın bedeli ödeyemedikleri zaman, kanal belgeselleri yayımlamıyordu.
Belgesel Sinemacılar Birliği başta olmak üzere, bazı belgeselciler bundan pek
rahatsız değildiler. Onlara göre, televizyon olmasa da belgesel yapılabilirdi.
Biz, TV’nin çok ciddi bir işletişim aracı olduğunu görüyoruz. Ne yazık ki okuyan
bir toplum değiliz. İnsanlar, genel kültür dediğimiz, olmazsa olmaz öğretilerden
de uzaklaşıyor bugünün koşullarında.
Kaynayan suyun buharının kendilerini yakacağından bile habersizler
neredeyse. Doğa kuralları, fizik kuralları ne bilemiyoruz. Her gün ana haber
bültenlerinde yer alan trajikomik olaylar... Örneğin hemen her gün tanık
olduğumuz trafik kazaları ve nedenleri. RTÜK zaman zaman kanallara ceza vererek
belgeselcileri ödüllendirdi. Ama daha da kötüsü, entelektüel olarak tanımlanan
bazı insanların gözünde bile
belgesel sadece börtü böcek anlamına geliyor. Bütün bunlardan kurtulup kendisine
bir platform kurmak isteyenlerin oluşturduğu bir kanal İZ. Amacımız hangi tarzda
olursa olsun, bazı imkânsızlıklara boyun eğmek durumunda kalan işleri bile
yayımlamak.
T.: Bu konu dâhilinde sizi en çok
sinirlendiren mesele nedir?
C.A.: Bilgiye ve belgeye yatırım yapmayı yük gibi gören bir anlayış var
Türk işadamlarında. Bunun doğal sonucu, belgeselcilerin adeta dilenci yerine
konulması. Şirketin kurucusunun hayat hikâyesi bazı insanları ilgilendiriyor
olabilir; ancak bu biyografi kadar, o kurumun ürettiği değerler de belgesel
konusu olabilir. Ama nedense şirketlerin kurucu veya patron biyografilerine
inanılmaz bütçeler ayrılırken, belgesel kanallarına kuşak açabilecek yapıtlar
gündeme geldiğinde bütçeler bitiveriyor.
T.: Dünyada belgesele bakış
nedir?
C.A.: Dünyada belgesele bakış çok farklı. Çok büyük şirketler prestij
gibi görüyorlar kendi kurumsal ürün belgesellerini. Bunların yanı sıra sıra dışı
konularla beraber çevre, savaş, tarih, yaşam yelpazesinde yer alan bütün
kültürel alanlarda yapıtlara destek oluyorlar. Ve bu, yüz bin değil milyon
dolarlık bütçelerle oluyor.
T.: İZ TV ileride nasıl olsun
istiyorsunuz?
C.A.:
İZ TV sonsuza kadar var olsun isterim. Bilginin ve belgenin her zaman alıcısı
olacaktır. Bizden sonraki kuşaklara, bizim bulamadığımız değerleri bırakmak
gerekecektir. Ne kadar acıdır ki, bugün Atatürk’e ait, cumhuriyet dönemine dair
belgeleri bile başka ülkelerin arşivinden buluyoruz. Bu yüzden her şeyin kayıt
altına alınmasını istiyoruz. Biliyoruz ki bu anlayış zamanla
değişecektir.
__________________
Seda ARICIOĞLU
(1043 – 29 Kasım 2007)
|