Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Hobi
Tarihi mekânda, tarihi sanatlar

Ayasofya Müzesi'nin yanındaki çıkmaz sokakta, 1559'dan kalma Cafeağa Medrese'si, kendilerine hobi arayan İstanbullular için 15 atölyesinde, 23 Osmanlı sanatını meraklılarına öğretiyor

Şehirli insanın en temel sorunlarından biri, boş zamanların verimli değerlendirilememesi. Hafta sonlarında, alışveriş merkezleri dolup taşıyor. Pazar akşamı, geçen iki güne baktığımızda, çoğu zaman, oradan oraya koşturduğumuzu ama sonuçta kayda değer hiçbir şey yapmadığımızı anlıyoruz. Hobiler bizi iş ve şehir hayatının stresinden, özel sorunlarımızdan önemli ölçüde uzaklaştırabilir. “Ama hobi de para ister” dediğinizi duyar gibiyiz. Oysa tüm hobiler illa ki büyük paralar gerektirmiyor.

 

Haberimizde sizi, fazla para gerektirmeyen, üstelik tarihi bir atmosferde, sanatla iç içe zamanlar geçirebileceğiniz bir kursa götürüyoruz. Sözünü ettiğimiz yer, Caferağa Medresesi. Sultanahmet’te, Ayasofya Müzesi’nin hemen yanında bulunan medresede, kursiyerlere, üç aylık periyotlarda Osmanlı el sanatları ve müziği öğretiliyor. Osmanlı tarihine ve sanatına meraklıysanız, kurs sizin için biçilmiş kaftan.

 

Kurs bedeli 120 YTL

 

“İstanbul’da bu fiyata kurs var mı? Hem de Osmanlı sanatlarını öğretebilmek için” diyerek Sultanahmet’in yolunu tuttum. 1559 yılında, Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Babbüssaade ağalarından Cafer Ağa tarafından, Mimar Sinan’a yaptırılan medrese, içeri girdiğinizde tarihi dokusuyla sizi gerçekten büyülüyor. İstanbul’un karmaşasından bir anda sıyrılıp, yüzyıllar öncesine dönüyorsunuz.

 

Ortada büyük bir avlu ve etrafındaki atölyelerden oluşuyor Caferağa Medresesi. Nefis yemekler yapılan bir de restoranı var. Turistler de ilgisini esirgemiyor doğal olarak. Gelelim bizim asıl ilgimizi çeken konuya, kurslara. Türk Kültürüne Hizmet Vakfı tarafından işletilen medresede ebru, hat, tezhip, minyatür, kuyumculuk, seramik, porselen süsleme, Osmanlıca, ney ve kanun kursları veriliyor.

 

Suya resim yapmak: Ebru

 

‘Suya yazı yazmak’ deyimi vardır ya, tam karşılıyor ebru sanatını. Önünüzde bir tekne ve içinde kitreli yoğun bir su bulunuyor. Sonra üzerine fırça yardımı ile boyaları damlatıyorsunuz ve zemin oluşturuyorsunuz. Daha sonra aparatlar yardımı ile desenler suyun üzerinde oluşturuluyor. En sonunda bir kâğıdı suyun üzerine yerleştiriyorsunuz. Sonrası mucizevi bir şekilde gerçekleşiyor.

 

Kâğıdı belirli bir teknikle çektiğinizde, oluşturulan desen kâğıda geçiyor ve sonra kurumaya bırakıyorsunuz. Ne yazık ki bunu yapması, anlatması kadar kolay değil. 15 yıldır ebru yapan, kurs hocası Ayla Makas bana uygulamalı olarak gösteriyor, onun sayesinde ilk ebrumu yapabiliyorum. Ayla Hanım’a ortalama kaç aydan sonra kendi başımıza ebru yapabileceğimizi sordum. Bunun en az üç ay alacağını öğrendim. Haftada bir gün, üç saatlik kurs için hiç de fena değil. Ebru sanatının rahatlatıcı etkisi de cabası. Tüm kursiyerler, haftalarca, sadece zemin yaptıklarında bile inanılmaz rahatladıklarını belirttiler.

 

Kendi takını kendin yap

 

“Ebru bana göre değil” diyorsanız ve takılara meraklıysanız, kuyumculuk kursunu deneyebilirsiniz. Atölyeye girdiğimde gördüğüm manzara ilginçti. Aslında muhasebeci olan Fatoş Hanım elinde eğe, kolye ucunu törpülemekle meşguldü. “Bir şeyler yarattığım için her şeyi unutuyorum” diye belirtti hislerini. 20 yıllık bir sadekâr olan hocaları Mehmet Nasuh eşliğinde ben de bir şeyler yapmaya çalıştım. Asgari bir buçuk yıllık bir devamlılık gerektiriyor kuyumculuk kursu. Biraz uzun bir süre görünse de üç kursiyerin, kurs bitiminde kendi mağazalarını açmış olmaları, derslerin başarısını ortaya koyuyor.

 

Kille dans etmek: Seramik

 

En eğlenceli görünen kurslardan biri de seramik. Altı yıldır öğretmenlik yapan Cüneyt Özkaya’dan kursun inceliklerini öğrendim. Kendi fırınları olduğunu ve özgür hayal gücüyle bir şeyler yarattığını belirtti. Seramik kursunda tanıştığım bankacı Aynur Kurt, dil kursundan ahşap boyamaya kadar birçok denemelerinin olduğunu ancak sadece seramiğin kendisini rahatlattığını söyledi.

  

Porselen süsleme

 

Özellikle kadınların ilgisini çekecek olan bu atölyenin eğitmeni Nilgün Hanım iddialı. “Kursiyerlerimiz üç ayda bir fincan takımını boyar hale gelebiliyor” diyor Nilgün Hanım. Hobinizi eve taşımak istiyorsanız, porselen süsleme size göre olabilir. Çünkü evde de çalışmalarınızı rahatlıkla yürütebilirsiniz. Medresede beş yıllık porselen süsleme kursiyerlerine rastlıyoruz. Gerçi onlara kursiyer demek biraz haksızlık olur. Çünkü artık 70 parçalık porselen takımlarını süslemekle meşguller.

 

Kurslarda verilen dersler ilginç, mekân deseniz alıp sizi başka diyarlara götürüyor. Bu kadar da değil. Caferağa Medresesi’nin belirtilmesi gereken bir özelliği daha var: O da ortamdaki samimiyet. Kursiyerlerle öğretmenler arasındaki iletişim çok sıcak. Herkes evinde gibi. Sadece Osmanlı sanatlarını öğrenmekle kalmıyorsunuz, yeni dostluklara da adım atıyorsunuz. Medreseden ayrılmak üzereyken, ney dersinin öğrencilerini görüyorum ve hemen hocaları Burcu Hanım’a soruyorum: “Ne kadar üflerlerse üflesinler, bazı insanların aylarca neyden ses çıkaramadıklarını duydum, doğru mudur?” Burcu Hanım, insanların hobi edinmesine hep bu tür şehir efsanelerinin engel olduğunu belirtip ekliyor: “ Siz gelin, ben üç ayda ilahi bile çaldırırım.”

 

Tarihi dokusu, iddialı ve bir o kadar eğlenceli öğretmenleri ve çoğu kursa göre uygun fiyatları ile Caferağa Medresesi, öğrenim mekânı olarak geçmişten gelen misyonunu da sürdürüyor. Üç aylık periyotlarla olan kurs kayıtları 15 Aralık’ta başlıyor. Haftada bir gün, üç saat kurs veriliyor. Medresede 23 konuda kurs verildiği için, haftanın tüm günlerine dağıtım yapılmış. Zamanınız ve kesenize uygunsa, üstelik Osmanlı sanatlarına ilgi duyuyorsanız, Caferağa Medresesi sizi bekliyor.

                                                     ___________________________

Faris SEVEN

Fotoğraf: Serkan ŞENTÜRK

 

(1045 – 13 Aralık 2007)

21.12.07

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.