|
Tarkovski öyle bir
yönetmendir ki, ya çok sevilir ya da dayanılmaz bulunur çünkü alışılageldik
sinema filmlerinden çok daha fazla konsantrasyon talep eder izleyicisinden.
İnsan onun filmlerini seyrederken ‘zaman’ın farkına varır. ‘Zaman’ın içinde var
olduğunu, zamanla yok olacağını, tek efendisinin belki Tanrı değil de zaman
olduğunu ayrımsar. Ve efendisinden ölesiye kaçmak isterken vaktin nasıl
geçtiğini anlamadan göçüp gideceği dank eder kafasına.
Tarkovski, izleyicisini
kendi zaman algılayışının içine hapsedip öyle uzun baktırır ki karelerine
bekletirken sabırsız izleyicisinin çoğunu kaybeder. Aslında hoşuna gitmez bu
kayıp ama üzülerek de olsa kabullenmiştir artık ‘az’ olan için film yaptığını.
‘Mühürlü Zaman’da şöyle diyor Tarkovski: “Sinema, genellikle anlaşılması zor,
yüksek yaratıcılık gerilimi içeren bir özgün sanat biçimidir. Bu, ‘Ben
anlaşılmak istemiyorum’ demek değil; ama Spielberg gibi, örneğin genel kitle
için bir film yapamam. Eğer yapabileceğimi keşfetseydim, acı duyardım. Eğer
genel bir izleyici kitlesine ulaşmak istiyorsanız, ‘Star Wars’, ‘Superman’ gibi,
sanatla hiç ilgisi olmayan filmler yapmalısınız. Bununla, halkın aptal olduğunu
söylemek istemiyorum ama onları memnun etmek için de kesinlikle böyle bir
ıstıraba katlanmam. Sinema insanlığa hiçbir şey öğretemez; çünkü insanlık,
hiçbir şey öğrenemeyeceğini, 14 bin yılda yeteri kadar
ispatlamıştır.”
Tarkovski’nin, ‘Star
Wars’ın sanat ile ilgisi olmadığını söylemesinden hoşlanmayacaklar elbette
olacaktır. Ama onunla tartışmak isteyenlerin yine, önce ‘Mühürlenmiş Zaman’ı
okumaları gerekir: “Perdeye yansıyan rüyanın öyküsü, hayatın görünür, doğal
biçimlerinden oluşturulmalıdır. Ama bazen bu öykü, şu şekilde de
yansıtılabiliyor: Ağır çekim ya da sis bulutu yardıma çağrılıyor, modası geçmiş
yöntemlere başvurulabiliyor ya da uygun bir gürültü yapılıyor. Ve bu konuda
artık eğitilmiş seyirci de hemen beklenen tepkiyi gösteriyor: ‘Evet, bak şimdi
hatırlamaya başladı!’ ‘Kadın bunu rüyasında görüyor demek!’ Ne var ki tüm bu
esrarengiz görünüşlü betimlemelerle, rüyanın ya da anıların filmsel bir etkisini
yaratmak mümkün değil.”
Daha önce, bu kitabı ara
sıra da olsa düşünen herkesin kütüphanesine kazandırması gerektiğini
söylemiştik. Neden böyle olduğunu yine kitaptan bir bölümü aktararak anlatmaya
çalışalım: “Zaman geri getirilemez derler, doğrudur. Şimdiki zamanın, her an
geçip giden bir anın geçici olmayan gerçekliği bulunduğuna göre geçmiş ne demek
oluyor ki? Geçmiş bir bakıma içinde bulunulan ‘an’dan daha gerçektir, en azından
çok daha dayanıklı, çok daha süreklidir. Şimdiki zaman, parmakların arasından
kayar. Şimdiki zamanın içinde, yakın gelecekte meydana gelecek, önüne geçilmez
bir felaketin bütün ön koşulları mevcuttur.”
Mühürlenmiş Zaman Andrey Tarkovski Çeviri: Füsun Ant 224 sayfa
18 YTL
|