|
Bu tür öykülere İtalyanlar ‘Giallo’ (Sarı) der, Amerikalılar ve
Fransızlar ‘Noir’ (Kara). İçlerinde suçun her türünü, gerilimi ve erotizmi
barındırırlar. ‘Sarı’ denmesinin nedeni, türün bağlı olduğu ciltsiz, kartondan
sarı kapaklı, ucuz romanlardır. Konuları, gazete sayfalarından kesip
yapıştırılmış gibi duran kısacık öykülerdir bunlar.
Film dünyasında bu renk, uzun cinayet sahneleri, çok fazla kan ve değişik
kamera açılarıyla temsil edilir. Görüntüler paranoya, delilik ve yabancılaşma
gibi psikolojik sahnelerle örülmüştür. Türün en başarılı yönetmenleri ise Mario
Bava ve Dario Argento’dur.
‘Cinema Paradiso’ (Cennet Sineması) gibi, kalpten bir filmin yönetmeni
Tornatore’den, bir ‘Giallo’ çıkması pek muhtemel görünmüyordu. En azından bugün
durduğumuz yerden bunu tahmin edemezdik. Ama Ennio Morricone’nin tüyler ürperten
müzikleri ve Hitchcock tarzı kamera hareketleriyle, çok zarif ama seyretmesi pek
de zevkli olmayan bir ‘Giallo’ var karşımızda. İçinde beyaz kadın ticareti,
fuhuş, tecavüz, yetim bebek pazarı gibi kabul edilmesi zor kavramlar
barındırıyor. Ve şu işe bakın ki film, kötücül bir çiçeğin yaprakları gibi yavaş
yavaş açılan bu kavramların hiçbiri için bir ahlak dersi vermiyor. Tam bir
gazete haberi gibi davranıyor. Sert, objektif ve yüksek sesli. Bir ‘Giallo’
harikası.
Sansürlü albümler
Tornatore’nin sapsarı filmi, maske takmış kadınların sahneye çıkmasıyla
açılıyor. Kubrickvari neon renkler içinde, üzerlerinde sadece iç çamaşırları
olan kadınlar, yüzünü görmediğimiz bir adam tarafından değerlendiriliyorlar.
Sonunda Irina seçiliyor. Sarı saçlı bu genç kadının gazete sayfasından alıntı
gibi duran hayat hikâyesi, yönetmen tarafından filme başarıyla yedirilmiş.
Irina’nın anıları normal bir kadının fotoğraf albümüne girecek tek bir kare bile
barındırmıyor.
O, Muffa adında kel bir adam tarafından İtalya’da 12 yıl boyunca fuhuşa
zorlandıktan ve dokuz kez doğum yapıp hepsini bebek pazarına vermek zorunda
kaldıktan sonra kaçmayı başarmış bir kadın. Onu yeni haliyle, hiçbir çekiciliği
olmayan, saçlarını kahverengiye boyatmış bir kadına dönüşmüş olarak görüyoruz.
Gizemli bir sebepten ötürü lüks bir apartmana temizlikçi olarak giriyor
ve ilgilendiği aile Adachers’lerin tam karşısına denk gelen apartmanda bir
daireye yerleşiyor. Zamanla Adachers’lerin evine dadı olarak girmeyi de
başarıyor ve ailenin evlatlık küçük kızı Tea’ya ancak bir annenin
besleyebileceği bir sevgiyle bağlanıyor. Ancak eski patronu Muffa ortaya
çıktığında, Irina’nın gizemi, gerilimini artırarak uçuruma doğru sürüklenmeye
başlıyor.
Esrarengiz Kadın
La Sconosciuta
Yönetmen: Giuseppe Tornatore
Oyuncular: Kseniya Rappoport, Michele Placido,
Claudia Gerini, Margherita Buy
2.5 yıldız
|