|
Tempo: Grammy sürecini
anlatabilir misiniz? Sonuçtan ümitli misiniz?
Fahir
Atakoğlu: Yeni albümüm ABD’de 2008 Şubat ortasında çıkıyor. Bu yüzden Grammy’ye
adaylığım 2008 değil, 2009 için. Grammy’ye sadece Recording Foundation üyeleri
aday gösterilebiliyor. Ben de üyelerden biriyim. Grammy’yi kazanmak için iyi
tanıtım yapmalıyım. Albümün, jürinin tamamının eline geçmesini sağlamalıyım.
Ayrıca parçalarımın radyolarda çalınması gerekiyor. İyi promosyon yapabilirsem,
Grammy’yi de alabilirim.
T.: Ödülün siz ve
Türkiye açısından sonuçları ne olur?
F.A.: Son
derece iyi olur; çünkü not verenler zaten müzik endüstrisi. Benim bir Türk
olarak Recording Academi’ye üyeliğim ve 51’inci Grammy’ye aday olmam bile çok
önemli aslında. Ayrıca bildiğim kadarıyla, Türklerden hiç kimse Amerikan
pazarına giremedi. Bu açıdan da Türkiye kazanır. Benim buradaki konser sayılarım
ve başka sanatçılarla çalışma imkânım artar. Ödülün bana getireceği şöhret de
olur elbette.
T.: Yakında piyasaya
çıkacak olan albümünüz ‘İstanbul in Blue’, sizin gözünüzden İstanbul’u nasıl
anlatıyor?
F.A.: Albüme
adını veren parça ‘İstanbul in Blue’. Ama tüm albüm, İstanbul üzerine kurulu
değil. Bu parça, aileme, ülkeme duyduğum özlemi anlatıyor.
T.: Nilüfer, Sertab
Erener gibi kadın vokallerle sahneye çıktınız. Fahir Atakoğlu, Türkiye’de başka
hangi kadın vokallerle çalışmak
ister?
F.A.: Sesi
beni heyecanlandıran insanlarla çalışmayı seviyorum. İyi şarkı söyleyen
insanlara piyano çalmak istiyorum. 11 Şubat’ta Türkiye’deyim. O zaman yeni
sesleri dinleme imkânı bulacağım. Sabahat Akkiraz’ı sevdim örneğin. Şimdi
düşünüyorum da onunla çalışmak beni heyecanlandırabilir.
T.: Sizin için hangisi
daha değerli? Dünya çapında başarılı cazcılarla özgür bir şekilde zaman geçirmek
mi, yoksa Fahir Atakoğlu olarak var olmak mı?
F.A.: Bunun
hesabında değilim. Kendi müziğimi yaptığım sürece, ister tek başıma, ister üç
kişi, ister önemli caz müzisyenleri ile olayım. Önemli olan kendi müziğimi
yapabilmek. Başarılı cazcıların müzikal katkısından ziyade, pazarlama anlamında
katkıları oluyor. Tanınmış insanların müziklerini takip eden ve sizi tanımamış
bir kitleye kendinizi tanıtma ve sevdirme imkânı
buluyorsunuz.
__________________
Yasemin YURTMAN
(1053
– 7 Şubat 2008)
|