Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Kitap / Seda Arıcıoğlu
Ah edelim, oh çekelim

'Eyy Uhnem! Eyy Uhnem', Alev Alatlı'nın, Rusya'nın bugünü ve dünü ile hesaplaştığı dört kitaplık serisinin üçüncü kitabı. Alatlı, üçüncü kitaba 'eyvah!' anlamına gelen bir başlık atmış. Neden acaba?

Alev Alatlı
Alev Alatlı

Alev Alatlı, ‘Gogol'un İzinde’ adlı dörtlemesinin üçüncü cildi olan ‘Eyy Uhnem! Eyy Uhnem!’de aydınlanma sonrası dayatılan Batılı bakış ile hesaplaşıyor. “Bir sabah uyanıyorsunuz ve yoksunuz gibi bir şey, efendim. Aynaya bakıyorsunuz, yüzünüz aynı yüz, elleriniz aynı eller. Bedeninizi yokluyorsunuz, orada duruyor. Ama siz hükümsüzleştirilmişsiniz, yoksunuz. Tapındığınız Allah’ın kitabı da dâhil olmak üzere her şey, herkes değişmiş, ne siz onları tanıyorsunuz, ne de onlar sizi. Boşa yaşıyorsunuz. Nafilesiniz. Bana böyle oldu... Ancak İstanbul’da olabilir böyle bir şey” diyor kitabın kahramanı.

----------------------------

Rusya’nın doğusu, Türkiye’nin doğusu, Müslüman doğu neresi? Alev Alatlı’nın kitabı, gezegen üzerinde kendisini konumlandırmak için meridyen ve paralellerden daha fazlasına gereksinim duyan herkes için...

 

Tempo: Serinin ilk kitabında, Rusya’yı başınızdan çıkartıp atamadığınız bir miğfer olarak nitelendirmiştiniz. Sizi bu ‘miğfer’le hesaplaşmaya iten sebepler nelerdi? Başka bir deyişle, neden bu son dönemde Rusya’yı ele almak istediniz?

 

Alev Alatlı: ‘Volga, Volga...’ diye giden bir şarkı vardı,  hatırlar mısınız?  “Mat rodnaya, Volga Ruskaya reka” diye sürer. Mealen: “Anamız, canımız, Rus nehri Volga.”  Bu türkü, Volga’da kuzeyden güneye buğday taşıyan teknecilerin türküsüydü.  Toprak sahipleri, ekinleri arabalarla sevk etmek yerine teknelere yükler, serfler bu tekneleri Volga boyunca karadan halatla çekerek sürüklerlerdi. 1920’lerde büyük bir kuraklık oldu. Volga kurudu, topraklarda adam boyu yarıklar açıldı. Otuz milyon köylü aç kaldı, bir tahmine göre 20 milyon kadarı açlıktan öldü. “Eyy uhnem! Eyy uhnem”; ‘ah edelim’, ‘of çekelim’ ya da dilerseniz, ‘eyvah’ anlamındadır.

 

Kuzey komşumuz bu koşullardan büyüdü, insanlık tarihinin en ileri high-tech toplumlarından birisini kurdu ve 1989’dan itibaren akıl almaz bir düşüşle tekrar yere vurdu. Çok yakın zamana kadar günde açlıktan ölenlerin sayısı üç haneli rakamlarla ifade ediliyordu. Halen de nüfusun yılda 700 bin kadar azaldığı tahmin ediliyor. Rusya bizim en eski ve en heybetli komşumuz. İnsanlık tarihini derinden etkileyen komşumuz. Demir yumruk yönetimden demokrasiye, komünizmden vahşi kapitalizme geçiş serüvenleri beni derinden etkiliyor doğrusu.

 

T.: Dizinin adı ‘Gogol'un İzinde’. Bu, sizin Rus klasikleriyle yakın ilişkinizi çağrıştırıyor okura ilk bakışta, ama kitapları okuyunca, sorunun bir edebiyat sorunu değil, felsefi bir tartışma olduğu ortaya çıkıyor. Bu kitap serisi, bu açıdan bakıldığında aslında bir aydınlama tartışması ki, siz her zaman aydını ve dolayısıyla Batı kökenli aydınlanmacı tavrı diğer eserlerinizde de sorgulamış bir yazarsınız. Neden bir kez de başka bir coğrafya üzerinden tartışmak istediniz bunu?

 

A.A.: Bakın, Gogol’dan bu  yana  Şolohov ve Soljenitsin de dâhil olmak üzere Rus klasiklerinin hiçbiri edebiyat için edebiyat yapmamıştır. Önde gelen yazarlarının istinasız hepsi, toplumsal eleştiri, öneri, dini ve seküler dünya görüşü gibi sorunları roman formatında sergilerler. Örneğin, Tolstoy, ‘Kafkas Esiri’ni okuru hoşça vakit geçirsin diye değil, Kafkaslarda Şeyh Şamil’e karşı savaşırken edindiği tecrübeyi paylaşmak için yazmıştır. Gogol’un önemi Rus yazınını Avrupa normlarından kurtarıp bu yolu açan ilk yazarlardan olmasıdır. Benim bir katkım varsa, bu dehaların yaşadıklarını topluca değerlendirerek, o toplumun nabzını tutmaya çabalamak olmalı. Rusya konusunda çalışmaya, aklımı tümüyle boşaltarak başladım, karşımda aydınlanmaya karşı direnen Ortodoksluğu gördüm ve nakletmeye çalıştım. Hepsi bu.

 

T.: Bu kitabın ilk cildi Rusya’da da yayımlandı ve çok da önemli bir ödül kazandı. Bu ödülü almak nasıl bir duygu? Sıradan Rus okuru neler düşündü bu kitap hakkında?

 

A.A.: Hiç tanımadığınız bir ülkeye ilişkin bir içgörü geliştirmeye çalıştığınızda, kolay kolay güvenli olamıyorsunuz. Önemli bir şeyleri atlama, değerlendirme ya da yorumlama hatası yapma korkusu oluyor. Mihail Şolohov ödülü beni,  kısmen de olsa doğruladığı için önemliydi.  Şolohov’un Stalin, Lenin ve Nobel üçlüsüne layık görülmesinin ideolojiler üstü bir tınısı olduğu için, içimi ayrıca rahatlatan bir tarafı var. Beğeni toplamaya gelince, ödüle layık görenler saygın oldukları kadar da dar bir çevre. Sıradan Rus okuru hemen her ülkedeki okur gibi. Hele de bugünlerde, ya De Vinci’nin Şifresi ya da Tom Clancy gibi eğlenceliklerle avunuyor.

 

T.: ‘Sanat sanat içindir’ görüşü sizin benimsediğiniz bir görüş değil. Bu serinin sonrasında yine Türkiye’ye mi döneceksiniz, yoksa daha geniş bir coğrafyada mı sürdüreceksiniz tartışmalarınızı?

 

A.A.: Golgol, Dostoyevski, Tolstoy derken, dördüncü kitabın, ‘Düşünce Dalkavukları’nın  başında bir itirafım var: Anlatageldiklerimin hükmü geçmiş eski bir mezarlıkta dolaşmaya benzediğini bilmez değilim. Ama öyle değerli ölüler barındırıyor ki bu eski mezarlık, paha biçilemiyor. Mezar taşları çoktan toprak olmuşların hummalı yaşamlarını anlatıyorlar. Ve öylesine tutkulu bir inançla haykırıyorlar ki yiğitliklerini, sahiciliklerini, mücadelelerini ve donanımlarını burada yatanların; biliyorum, bu dizi bittiğinde dizlerimin üstüne çöküp yüz sürecek,  gözyaşları içinde son bir kez daha öpeceğim, yosun bağlamış, soğuk satıhlarını onların. Evet, Türkiye’ye dönmek, bir diğer muhteşem serüvene imza atan insanların kayıtlarını düşmek istiyorum. Rusya’nın tecrübesi bana neleri gözlemem gerektiğini öğrettiği için, daha iyi bir iş çıkarabileceğimi umuyorum.

22.02.08

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.