|
Tempo: ‘Parmaklıklar Ardında’ kadın koğuşlarını gerçeğe ne kadar
uygun bir biçimde yansıtıyor?
S.Y.: Valla
ben kadın koğuşunda 20 yıl yattığım için, cevabım çok gerçekçi olacak. Şaka bir
yana, epey bir hapishane gezmişliğim var bu ülkede. F tipi dâhil. Bazı şeyler
sinema gereğince gerçek dışı olabiliyor ama genel hava
uyuyor.
T.: Kısa süre önce, ABD’deki grev dolayısıyla, burada da dizilerin
90 dakika olması ile ilgili bir tartışma yaşanmıştı. Bu konu hakkında ne
düşünüyorsunuz?
S.Y.: Ben
televizyon seyircisi değilim, hiçbir zaman da olmadım. Sinop’ta odamda sadece
Mezzo Kanalı açık, böylece müzik dinliyorum. Bana göre 90 dakika fazla, insan
oturmaktan yorulur küçük ekran karşısında.
T.: Bu durum sizin çalışma biçiminizi nasıl etkiliyor?
S.Y.: Her
bölümün çekimi fazla zaman alıyor, dolayısıyla ekibe dinlenecek vakit kalmıyor.
Onun dışında, bizim diziye has zorluklar var elbet. Hapishane çok soğuk ve
soğukta çalışmak çok yorucu. Kaldığımız yerse çok ufak. Genel ortam iyi olsa da
bir başka hapishane duygusu veriyor.
T.: Bu konular hakkında tecrübeli oyuncuların, olanların bir
şeyler yapması gerekemez mi?
S.Y.: Bu
konuda bir oyuncu ne yapabilir? Herkes oynamak ya da oynamamakta serbest. Ayrıca
Türkiye’de oyunculuk en örgütsüz meslek. Yapımcıların adeta esiri olmuşlar.
Oyuncunun direnmesiyle diziler kısalmaz.
T.: ‘Mükemmel Bir Gün’de neden tek sahnede rol alıyorsunuz?
S.Y.: Bu, sözü
edilecek bir şey değil, Rolleri dağıtan oyuncu değil, yönetmendir. Bu konuda
Ferzan Özpetek konuşabilir.
T.: Türkiye’den aldığınız rol tekliflerinden şikâyetiniz var
mı?
S.Y.: Ben hep ve
daima yeni şeyler isteyen biriyim ama insan bu ülkede birtakım kalıplara mahkûm
ediliveriyor. Çünkü bir hayal gücü yoksunluğu var. Sizi bir kere ortalıkçı kadın
olarak gördüler mi, ardından 20 tane aynı tür rol teklif
ediliyor.
__________________
Sera ARICIOĞLU
(1054 – 14
Şubat 2008)
|