|
Andrei Zvyagintsev güneşi ters tarafına alan yönetmenlerden. Gölgeler,
alışık olmadığımız yerlere düşüyor, hikâyeler bildiğimiz tarihi ters yüz ediyor.
2003 Venedik Film Festivali’nde en iyi film ödülünü kazanan ilk yapıtı
‘Dönüş’te, ataerkil düzene ve alegorik olarak Tanrı’ya başkaldıran iki erkek
kardeşin hikâyesini anlatan Zvyagintsev, son filmi ‘Sürgün’de de cenneti büyük
şehrin kasvetli ışıklarının altına taşıyıp, buradan ayrılmak zorunda kalan
ailenin, doğanın çıplaklığında, günahlarıyla yüz yüze gelmelerine odaklanıyor.
Devrim öncesi Rusya’sında, Dostoyevski ve filozof Berdyaev gibi
düşünürlerin eserlerine egemen olan dini ve mistik düşüncelerin gerilimine
kendini bırakan Zvyagintsev, tıpkı usta Rus yönetmen Tarkovski gibi kendine
düşsel, gerçek üstü bir dünya yaratmış. Kutsal kitaplarda, kiliselerdeki
ikonalarda, Rönesans tablolarında ve dini sembollerde gösterilen bir dünya bu.
Ama gün doğumundan birkaç dakika önce görülebilecek bir rüya kadar kişisel,
uyumlu ve güzel.
Upuzun bir cazibe nesnesiyle sizi içine sokan ve türlü hesaplaşmaların
ardından son anda birisinin sesiyle gözlerinizi açıp kendinizi kurtaracağınız
bir rüya.
İnsan doğasına, zaaflarına ve korkularına göndermeler yapan film,
Amerika’ya göç etmiş Ermeni bir ailenin oğlu olan yazar William Saroyan’ın,
California’nın üzüm bağlarında geçen ve otobiyografik özellikler taşıyan
‘Laughing Matter’ (Gülünecek Şey) adlı hikâyesinden uyarlanmış. Masmavi
gökyüzünün altında tek başına duran bir ağacın görüntüsüyle açılan film, ağaçla
sohbet edercesine uzun uzun etrafında dönüyor. Evet, bu hikâye bir ağacın
etrafında dönüyor. Ve Rus Ortodoks ilahileri eşliğinde elmayla, cennetle,
müjdelenen bebekle devam ediyor.
Günah keçisi
Ailenin yaşadığı, Sovyetler Birliği döneminden kalma kurşuni bulutlarla
kaplı endüstri şehri, bu filmde cenneti temsil ediyor. Aile üyelerinin
arasındaki boşlukları dolduran, sivrilikleri törpüleyen şehir ışıkları, onları
birbirlerinin günahlarına ve arzularına karşı körleştirmiş. Cehaletin huzurunu
yaşıyorlar şehirde. Ancak taşınmak zorunda kaldıkları kır evini çevreleyen doğa,
kükreyen tepeleri, tarih öncesinden kalma denizleri ve harabeleriyle onlardan
zorlu bir talepte bulunuyor. Melekler
bir kurban istiyor.
Çocukları yeni evlerindeki yatağa yatırır yatırmaz Vera, kocası Alex’e
bir itirafta bulunuyor: Hamile ve çocuk başkasından. Bu noktadan sonra kameranın
sinsi ve dikkatli hareketleri, avının peşine düşmüş ve onları öldürmeden önce
her hareketlerini ezberleyen bir avcıyı andırmaya başlıyor. Su perileri gibi
çırılçıplak yüzen kutsal değerler yavaş yavaş dibe batıyor. Babanın, oğlunu
öldürmek için kaldırdığı eli tutan kimse çıkmıyor. Oğlanın yerine kurban
edilmesi için kimse bir koç getirmiyor.
Sürgün
Izgnanie
Yönetmen: Andrei Zvyagintsev
Oyuncular: Konstantin Lavronenko, Maria Bonnevie, Aleksandr
Baluyev
|