|
Erdal
İnönü’nün ölümünün üzerinden dört ay geçti. İnönü’nün kurulmasına vesile olduğu
TÜSES (Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar) Vakfı, Erdal İnönü’yü
anlamak, anlatmak ve onun arkasında bıraktığı boşluğun hâlâ dolmadığına dikkat
çekmek için ‘Erdal Bey, Sıra Dışı Bir Siyaset Adamının Ardından’ adlı kitap
yayımladı. Kitapta, İnönü’nün ölümünün ardından gazetelerde yayımlanan köşe
yazılarının derlemesi var
O, Türk
siyasetinin ‘sosyal demokrat aslan’ıydı. Ardından yazılanlardan anlaşılıyor ki,
Türkiye’de kimse onu siyasetin içine hapsetmedi. Herkes onu tarih sayfalarına,
‘siyaseti sevmeyen siyasetçi’ olarak kaydetti.
Fikret Bilâ,
Milliyet gazetesinde 1 Kasım 2007 tarihinde yayımlanan yazısında; İnönü’nün çok
da arzulu olmadığı siyasete bir misyon için, ‘12 Eylül koşullarında, demokrasiyi
yaşama geçirmek, müdahalenin ezip dağıttığı solu toparlamak’ için girdiğini
söylüyor. “Yasaklı liderler için ‘rakibim olur’ diye düşünmedi. Böyle bir
kompleksi yoktu. Onun esas aldığı demokrasi ve özgürlüklerdi. Küçük hesap
yapmadı. Koltuğa hiç yapışmadı. Nitekim koltuğu bırakıp çekilmeyi bildi” diyor.
Koltuğa
yapışmayan bu adam, kendisine sevgi gösterenlerin onun bacaklarına
yapışmalarından da hoşlanmazdı. Can Dündar, yine Milliyet’te yayımlanan
yazısında şöyle anlatıyor Erdal İnönü’yü: “1980’lerde politikaya girdiğinde,
kendisine kızan askerlerden çok, kendisini seven ‘aslan sosyal demokratlar’la
uğraşmak zorunda kalmıştı. Partililer, en çaresiz dönemlerinde çıkagelen
‘Paşa'nın oğlu’nu o kadar çok seviyorlardı ki, gördükleri yerde bacaklarına
dalıp omuzlara alıyorlardı.
Zavallı Erdal
Bey, çaresizce havalanırken, ‘Yapmayın, etmeyin’ diye sesleniyor, ‘Sosyal
demokratlık eşitlik demektir. Kimse kimseden üstün değildir’ diye laf anlatmaya
çalışıyor ama kimseye dinletemiyordu. Sonra bir kış günü gittiği Kars’ta, karda
yürürken ayağı kaydı, düştü. Yanındakiler hemen koluna girdiler, kaldırmaya
çalıştılar, kaldıramadılar.
Onların
çaresizliği kendisine bir fikir verdi. Artık birileri bacaklarına hamle edince
kendisini yere atıyor, boylu boyunca yatıyordu.” Üzeri çamur oluyormuş biraz
İnönü’nün ama işe yaramış bu taktik. Bir daha kendisini kaldırmaya
çalışmamışlar.
Peki bu
alçakgönüllü adam neyi önemserdi? Zeynep Göğüş, 3 Kasım 2007’de yayımlanan ‘AB
ve Bilim’ başlıklı yazısında şöyle demiş: “Erdal Bey’e göre bilim ve bilgiye
hükmedenlerin arasında yer almalıydık. AB’ye de üye olacaksak bunun için üye
olmalıydık.”Ona göre bilim bilgiyi, bilgi teknolojiyi hazırlıyordu. Baskıcı
ortamlarda bilim ve teknoloji er geç geri kalmaya mahkûmdu.
İnönü, siyaset
arkadaşlarıyla gittiği bir yemekte, “Bir arzunuz var mı?” diye soran garsona,
“Yok, biz birbirimizi yiyeceğiz” diye cevap vermiş. Bu kitaptan anlaşılan o ki
Erdal İnönü kimseyi yememiş. Yemek istememiş.
Erdal Bey Sıra Dışı Bir Siyaset Adamının
Ardından
TÜSES
Derleyen: Kemal
Kılıç
200 sayfa
15 YTL
|