Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Kitap / Allah'ın Kızları / İpek Özbey
''Tepki göstermeden önce oku!''

Nedim Gürsel, 'Allah'ın Kızları'nı yazdı. ''Salman Rüşdi gibi anılmaktan korkmuyor musunuz?'' sorularına maruz kaldı. O, bu kitabın kimseyi incitmeyeceği düşüncesinde. Ancak Zaman Gazetesi, kitabın ilanını basmıyor. Gürsel, ''Önce okuyun'' diyor

Nedim Gürsel
Nedim Gürsel

Nedim Gürsel’le röportaj yapmak için Anadoluhisarı’ndaki evine gittim. Burası onun tüm yıl boyunca İstanbul’da geçirdiği üç ay için yaşama mekânı. Beyaz köşkün ikinci katında oturuyor. Daha önce bu evde annesi ve teyzesi yaşamış. Üst katta ise ağabeyi Seyfettin Gürsel, ailesiyle birlikte yaşıyor.

 

Tam bir yazar evi. Yüzlerce kitap, deniz manzarasına karşı bir çalışma masası, eski eşyalar, duvarda siyah beyaz fotoğrafları ve klasik müzik çalan radyosuyla sizi içine çekiyor. Öyle ki yazar, Boğazkesen kitabını bu manzara ve atmosferden yararlanarak yazmış. Türkiye’nin gündemi, aslında dünyanın gündeminde de İslam var. İşte tam bu sırada yeni kitabını tanıttı Nedim Gürsel. ‘Allah’ın Kızları’…

 

Bugünler için oldukça iddialı bir kitap adı. ‘Allah’ın Kızları’nı Paris’te yazmaya başladı. Yine Paris’te bulunan Arap Dünyası Enstitüsü’nde uzun bir araştırma sürecinden geçti. Kitabın giderek bir ürün gibi algılanmasından yana şikâyeti var. Pazar için üreten yazarlar olduğunu söylüyor. Bu yüzden ‘Allah’ın Kızları’yla ilgili ithamlara maruz kaldığını anlatıyor: “Bana ‘Allah’ın Kızları’nı Türkiye’nin gündemine oturmak için yazdın. Sen tribünlere oynuyorsun’ dediler.

 

 Koca kitabı son bir ayda yazdım zannediyorlar. Böyle bir şey olamaz. “ Aslında reyonunda görür görmez içinde bulunduğumuz durumdan olsa gerek ister istemez, ismi itibariyle kitap sizi kendine doğru çekiyor. Kitap, Hazreti Muhammed’in hayatıyla Kuran’dan yola çıkarak İslam’da inanç ve şiddeti sorguluyor. Gürsel ile yeni kitabını ve tepkileri konuştuk.

TEMPO: Neden Hazreti Muhammed’in iç dünyasına yolculuk yapmak istediniz?

NEDİM GÜRSEL: Vahiy diye bir bölüm var. İlk vahiy gelişini, peygamberin nasıl derin düşüncelere daldığını kendimce anlatmaya çalıştım.

 

Yer yer Muhammed’in iç dünyasına girmeye çabalayarak -ne ölçüde bir peygamberin iç dünyasına girebilirsiniz o da bir sorun tabii-  Müslüman duyarlılığını incitmeyecek şekilde yaptım bunu. Ve hiçbir yazılanı uydurmadım. Kuran’da geçiyor bu bilgiler.

 

T.: Tepki gelmesinden çekinmediniz mi?

N.G.: Korkmadım, çünkü Müslümanları incitecek bir roman yazmadım ben. Ama ne yazık ki öğrendiklerim beni üzdü. Zaman Gazetesi’nden Nuriye Akman, önceden benimle televizyon programı yaptı. Kitaplarım çıktığında yine bu gazetede röportajlar yaptı. Kendisi benim değer verdiğim bir gazetecidir.

 

Bu romanı da okuyuculara ilk onun duyurması gerektiğini düşündüğümden, röportaj vermek için ilk önerim Nuriye Akman’dı. Kendisi, kitabı, birkaç yerine itirazı olmasına karşın beğendiğini ama bu röportajı yapamayacağını söyledi. Çünkü yazı işleri engel çıkarmıştı. Yayıneviyle ilan verelim dedik. Kitabın ilanı da engellendi. Demek ki, bu kesimin düşünce özgürlüğü sadece türban için. Bir kitabın daha okumadan yolunu kapatıyorlar. Bu, Türkiye’de kutsalın alanına giren tartışmanın sınırlarını da gösteriyor. Oysa bu bir roman. Kutsalı sorgulayan bir roman. Laik Türkiye Cumhuriyeti’nde böyle bir roman eleştirilir, tartışılır. Ama “Dışlayalım, gündeme getirmeyelim” eğilimi beni hayal kırıklığına uğrattı.

 

T.: Siz inanan biri misiniz?

N.G.: Çocukluğumda inançlıydım. Dedem beni Cuma namazlarına götürürdü. İlk İslami bilgileri ondan aldım. Sonra gençliğimde Marksist Leninist çizgide Türkiye’de devrim hayalleri kurduğum için, inançsızdım. Çünkü bu felsefe ateist bir felsefe. Bugünkü konumumuysa şüpheci olarak tanımlayabilirim. Ama peygamberin kişiliği beni çocukluğumdan beri çok etkilemiştir.

 

T.: Neden etkiledi?

N.G.: Bir kere Muhammed yetim. Annesi Amina ise o beş yaşındayken ölüyor. Annesinin can çekişmesine tanıklık ediyor. Dedesi büyütüyor, sonra amcasının korumasına giriyor. Bu yetimlik onda terk edilmişlik duygusuna yol açmış. ‘Allah’ın Kızları’nın başına birkaç ayet koydum. “Rabbin sana darılmadı, seni terk etmedi. Sen yoksulken seni zengin etmedi mi, barınacak yerin yokken, seni barındırmadı mı?” diyor.

 

Bütün bunlar bize Ayşe’yle hikâyesini anlatıyor aslında. Ben de babamı çok ufak yaşta kaybettim. Ona, beni terk etti diye küsmüştüm. Böyle yakınlıklar kurduğumu hatırlıyorum. Bir başka özelliği de hem bir peygamber hem de çok insani bir konumda. Ben, onun karakter özellikleriyle de ilgilendim bir romancı olarak. Ve şöyle bir hadisi var: “Bana üç şey verildi dünyada.

 

Güzel kokular, namaz ve kadınlar.” Kadınları seven bir peygamber. Âşık oluyor. Bu, bir romancı açısından güzel bir konu. Hiç değinmemek olmazdı ama çok derinleştirmedim.

 

T.: Yani otosansür mü uyguladınız?

N.G.: Evet orada bir otokontrol girdi devreye. Herhangi bir roman karakteri yaratsaydım, onun özel hayatına giderek, cinsel hayatına istediğim gibi girebilirdim. Ama burada bir peygamber söz konusu. Onu kutsal sayan milyarlarca insanı incitmek, Salman Rüşdi gibi onları provoke etmek istemediğim için bu alanı oldukça sınırlı tuttum, itiraf ediyorum.

 

T.: “Her çocuğun içinde bir Allah vardır” diyorsunuz. Sizinkini hatırlıyor musunuz?

N.G.: Evet, Kuran’ın ayetinde bu geçiyor ve beni çok etkilemiştir. Dedem söylemişti “Allah sana şah damarından daha yakındır” diye. Bu benim kişiliğimi belirleyen bir şey oldu. Yıllarca Allah’ı düşünmedim, şimdi düşünmeye başladığımda bu şah damarından daha yakın olma konusundan etkilendim.

 

T.: Neden Allah’ı yıllarca düşünmediniz de şimdi düşünüyorsunuz?

N.G.: Cahit Sıtkı’nın o ünlü şiirinde söylediği gibi, yolun yarısını çoktan geçtim, belki onun etkisi. Çocukluk yıllarıma bir dönüş, bir yolculuk gibi düşünüyorum bunu. Benim için yitirilmiş bir cennet çocukluk. Hayalimde kurduğum Allah belki de tekrardan gündemime girdi bir yazar olarak.

                                              __________________

(1058 – 13 Mart  2008)

21.03.08

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.