Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Kültür Sanat / Hande Köseoğlu
Katil'in, Maktûl'ün gör dediği

''Belki üstümüzden bir kuş geçer'' dediklerinde, dokunulmamış bir telimize basmış olacaklar ki, ''Evet işte bu'' deyip sahiplendik, bağrımıza bastık kendilerini. Hayatla kavgaları bitmeyen, huzursuzluktan beslenen Yüksek Sadakat, ikinci albümleri 'Katil&Maktûl'le yine havalarındalar

Tempo.: Gruba yeni bir kan geldi. Solistiniz Cemil Demirbakan’ın yerini Kenan Vural aldı. Nasıl gelişti bu süreç?

 

Kutlu Özmakinacı: Cemil hem solo projesini hem Yüksek Sadakat’i bir arada götürmek istediğini söyledi. Biz de durumu kendi aramızda değerlendirip, hiçbir şeyin Yüksek Sadakat’in önüne geçmesini istemediğimize karar verdik. “En iyisi kimdir  memlekette?” dedik, “Kenan Vural!” dediler. Biz de, “O zaman gelsin!” dedik (gülüşmeler).

 

Kenan Vural: Aslında Afşin Akın önayak oldu. Yüksek Sadakat’in solist arayışından bahsetti. Grubu tanıyan arkadaşlarıma danıştım. Albümlerini de dinliyordum, Parkorman’daki konserlerini izlemiştim. Sonunda toplandık ve hayata, müziğe bakışımızı konuştuk. Benden üç tane ilk albüm parçası hazırlamamı istediler: ‘Döneceksin Diye Söz Ver’, ‘Aklımın İplerini Saldım’, ‘Kafile’... Karşılıklı olarak anlaştık ve gerisi su gibi aktı.

 

T.: Solist değişikliği, bir grup için oldukça radikal bir değişiklik. Risk aldığınızı düşündünüz mü?

K.Ö.: Tabii ki risk var, ama risk almadan başarı da olamaz. Biz işin negatif değil, pozitif tarafına baktık. Şarkılarımız içimize siniyordu, sadece buna bizim kadar inanacak bir soliste ihtiyacımız vardı. Kenan’ı dinler dinlemez, o kişi olduğunu hemen anladık.

 

T.: Çok farklı sesler de değil sanki. Bu, bilinçli bir tercih miydi?

K.Ö.: Bir önceki soliste benzesin diye yapılan bir seçim değildi. Bariton da olsa olur, yeter ki bize şarkıları güzel şekilde hissettirsin.

Alpay Şalt: Kutlu öyle diyor ama biz yine de ses aralığının biraz geniş olmasına dikkat ettik; çünkü fazla bir ayrım göze batabilirdi, eski şarkılar için özellikle.

 

T.: İlk tanıtım konseri de bir nabız yoklaması olmuştur.

K.Ö.: Kenan gruba geldikten sonra, 10’dan fazla konser verdik ilk albümün şarkılarıyla. İlk olarak İzmir’de çaldık, İzmir’dekiler solistin değiştiğini anlamadılar (gülüşmeler).

Serkan Özgen: Bu mübalağa değil, ama bana bu konuyla ilgili gelen tüm eleştiriler hep olumlu yönde. Yakın çevrem dâhil bir tane negatif eleştiri gelmedi.

 

T.: Sanat camiasında egolar yüksek olduğundan, grup olarak ayakta kalmak zor mu?

A.Ş.: Daha çok, egoları olmayanlar bir arada kalabiliyor zaten.

K.Ö.: Çeşitli varoluş biçimleri var. “Sadece egoları olmayanlar grubu götürebilirler” diye bir şey yok; ama o en ideali olur. İnsanlar hayata karşı pozitifse, bulundukları ortamı ne kadar yükseltiyorsa, bir grup ne kadar çok böyle insanlardan oluşuyorsa, o kadar kolay oluyor.

 

Katil, olurken maktûl...

 

T.: Sizde dengeler eşit mi? Bir ağırlığı olan var mı?

K.Ö.: Biz hiç öyle dertleri olan insanlar değiliz. Ben müzik gruplarını aileye benzetiyorum. Bir aile kurduğunuzda da karı-koca arsında mutlaka fedakârlık ve özveri olmalıdır.

 

T.: Bir otorite de gerekmiyor mu düzen için?

K.V.: Buna katılmıyorum. Ülkenin durumuna baktığınızda, bir otorite var ama düzen var mı, hayır. Burada önemli olan iyi niyet ve özveriyle çalışmadır. Kutlu’nun bestelerini çalıyoruz ama stüdyoda hepimiz fikirlerimizi söyler, bir şeyler katarız. Serkan’ın ya da Alpay’ın çok sevdiği ama benim sevmediğim bir şey olabilir. Bunu söylüyoruz birbirimize. Çünkü ortaya çıkan şey birimizin ya da ikimizin değil, bu grubundur. Birlikte durmak zordur ama aramızda organik bir bağ ve çok sevdiğimiz ortak paydamız var.

 

T.: ‘Katil ve Maktûl’ albüme nasıl adını verdi? Şarkılar nasıl seçildi?

K.Ö.: Bu albümün şarkılarını seçmek biraz daha kolay oldu. Çünkü buradaki şarkıların hepsini ilk albümden sonraki bir dönemde yaptım. Tüm şarkıların kendi içinde belli bir teması var. O tema da şu: Olmak istediğimiz insanla, olduğumuz insan arasındaki fark, eğer ciddi bir şekilde artarsa, üzerinizde travmatik etkiler yaratabiliyor. Bu da seçimlerimizden kaynaklanan bir durum aslında. Sorumlusu tümüyle biziz. ‘Katil&Maktûl’ adı da buradan geliyor. Yaptığımız seçimler, bizi kendimizin katili olmaya götürdüyse, aslında maktûl oluyoruz. Tümüyle bu meselenin odağına inen bir duruşu vardı şarkının. Biz de albüme bu ismi koyduk, kapak tasarımını da bu tema üzerine oturttuk.

 

T.: Olmak istediklerinize çok mu uzaksınız?

K.Ö.: Kişiden kişiye göre değişebilir. Ben kendi adıma, bu aradaki açığın yüzde yüz kapanacağına inanmıyorum. Bazı insanlar birtakım açıklamalarla tatmin olurlar ve hayatlarını devam ettirirler. Bir de bazı insanlar vardır ki, onlar aramak için gelmişlerdir bu dünyaya. Onlar için huzur yoktur. Bundan bir yaşam biçimi yaratıp, kendinizi bu huzursuzluktan zevk alabilecek hale getirirseniz, hedefe ulaşmaktan değil de yolda olmaktan zevk alırsanız. O zaman kısmen de olsa kendinizle barışık bir hayatınız olabilir.

 

Ben bu sorunun cevabının olumlu olmayacağını bilerek yaşıyorum, bu bile bir rahatlama meselesi. Bir de bilmeden, kazma gibi yaşamak var ki o daha kötü! (Gülüşmeler.) Biz seçimlerimizi zordan yapan insanlarız, bu yüzden birbirimize benziyoruz.

 

Uğur Onatkut: O aradaki açık bende kapalı gibi duruyor, onu açmak için ne yapsam diye düşünüyorum ben de!

21.04.08

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.