|
Mahmut Makal’ın ilk kitabı ‘Bizim Köy’, 1950 yılında
yayımlandığında yer yerinden oynar Türkiye’de. Yazar, CHP iktidarı tarafından
‘komünist’ olduğu gerekçesiyle öğretmenlik yaptığı köyünden karlar erir erimez
derdest edilip tutuklanır. Salıverildikten sonra da dönemin Cumhurbaşkanı Celal
Bayar’la Köşk’te
çay içer. 1966’da Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Kuruluşu
UNESCO’nun, ‘Tüm Kitaplarıyla Dünya Kültürüne Hizmet Ödülü’nü, 1967’de Türk Dil
Kurumu Ödülü’nü alır. Eserleri tam 18 dile çevrilir, yaklaşık 40 ülkede okunur.
Makal'ın İlk kitabı
|
|
Mahmut Makal'ın 'Bizim Köy' adlı kitabında yer alan fotoğraflar, Ara Güler'in objektifinden. Bizim Köy/Mahmut Makal/Literatür Yayınları /215 syf. / 9.5 Ytl
|
|
|
Mahmut Makal, ‘Bizim Köy’ü yazdığında daha
18-19 yaşlarındadır. O yaşta önemli bir başarıya imza atar. Bundan sonra gelecek
hapislikleri, sürgünleri tahmin eder tabii ki. Bu tahminini de şu sözlerle
anlatır: “Türkiye’de böyle şeylerin olağan bir durum olduğunu okuduklarımdan,
duyduklarımdan biliyordum. Herhalde benim hatırımı sayacak değillerdi.” Ama
korkunun ecele faydası yoktur. Yazar, böyle şeyler olabilir diye, düşünmekten,
yazmaktan vazgeçmez.
‘Yer Altında Bir Anadolu’ adlı kitabında Yaşar Kemal’in
annesinin yaşadığı Van’ın Ünseli Köyü’nü anlatır. Orayı anlatması için önayak
olan Yaşar Kemal’in ta kendisidir. Makal, bu kitapta, “İhtiyaç ihtilal gibidir.
Sıcak, soğuk dinlemez, ne zaman geleceği de belli olmaz” diye yazar. Kendisine
edebiyatın ihtiyacı ne diye sorulduğundaysa, “Yazar, herkese seslenmek, herkesçe
okunmak istiyorsa, açlıktan ölen milyarlardan yana olmalıdır. Bunu yapmadıkça,
mutlu bir azınlığın hizmetinde ve onun gibi sömürücüdür” der.
Köy Enstitülü yazarlar kendi çevrelerini anlattılar genellikle.
Anlattıklarıyla da edebiyatımızın coğrafyasını genişlettiler. Fakir Baykurt
Göller Bölgesi’ni, Dursun Akçam Doğu’yu, Mehmet Başaran Trakya’yı ve ‘Zeytin
Ülkesi’ni, Talip Apaydın ve Mahmut Makal İç Anadolu Bölgesi’ni yazdı. Makal’a
göre, bu kuşağı edebiyat dünyasında unutulmaz kılan halktan ayrı düşmemeleri,
kalemlerini korkusuzca kullanmalarıydı.
|