Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Kültür Sanat / Delal Aydın
Cannes'da körlük

61'inci Cannes Film Festivali gözlerini kapatıyor ve güneşin, ışıkların ve fikirlerin olmadığı bir dünyayı düşlüyor. 14 - 25 Mayıs arasında düzenlenen festival, posterlerinden filmlerine kadar, 'körleşme' üzerine eğiliyor. Nuri Bilge Ceylan, Cannes'da 'Üç Maymun' ile yarışıyor

Bilimkurgu yazarı Isaac Asimov, ‘Nightfall’ (Gece İnerken) adlı öyküsünde, altı güneşe sahip olduğu için geceyi hiç yaşamamış bir uygarlıktan bahseder. Ancak bin yılda bir, sadece tek bir geceliğine güneşlerden biri tutulur ve gece göğünde birer ikişer yıldızlar belirmeye başlar.

 

Karanlığın ne demek olduğunu bilmeyen bu uygarlık, gecenin inmesiyle beraber büyük bir deliliğe doğru sürüklenir. Işık yaratmak için her şeyi yakıp, o güne değin yarattıkları tarihi yerle bir ederler. Sonunda herkes ölür ve geriye sadece körler ve önceden beri deli olanlar kalır. Bir sonraki uygarlığı kuranlar da onlar olur zaten.

 

Bu yıl 61’incisi düzenlenen Cannes Film Festivali de kendisini kurgusal bir karantinaya alıyor ve körlerle delilerin kurduğu bir uygarlıkta yaşadığımızı anlatan filmlerle, kapılarını dünyaya açıyor. Savaşlar, doğal felaketler, açlık ve salgın hastalıklar karşısında artık görmemeyi, duymamayı ve her şeyi unutmayı tercih eden insanlığın bir eleştirisi olan filmler ve bu körlük diyarında hâlâ görebilenlerin çektiği ‘acı’, festivalin ana sorunu.

 

Bu açıdan, yarışma jürisinin başında Sean Penn’in olmasının ayrı bir anlamı var. İsyankâr bir aktör ve yönetmen olan Penn, Bush karşıtı söylemleri ve ilk günden beri Irak Savaşı’nı protesto etmesiyle, körler diyarında her şeyi görenlerden biri olduğunu kanıtlamıştı. Sean Penn’in başında bulunduğu jüride, oyuncu Natalie Portman, ‘Persepolis’ filminin yönetmeni Marjane Satrapi ve Alfonso Cuaron gibi isimler göze çarpıyor. 

 

Altın Palmiye için yarışacak en ilgi çeken filmlerinden biri, aynı zamanda festivalin açılışını da yapan ‘Blindness’ (Körleşme). ‘Tanrıkent’ ve ‘Arka Bahçe’ filmleriyle dikkatleri çeken Brezilyalı yönetmen Fernando Meirelles’in Nobel ödüllü yazar Jose Saramago’nun ‘Körleşme’ adlı romanından uyarladığı filmi, ‘beyaz körlük’ adında salgın bir hastalık sonucu görme yetilerini kaybeden bir toplum ve bu toplumda gören tek kişi olan bir kadının yaşam mücadelesini anlatıyor.

 

Dağılan ve bir daha birbirlerini bulamayan aileler, çöken bir sistemin altında kalanlar, kaosu önlemek için askerlerin yarattığı şiddette, günümüz dünyasının bir resmi çiziliyor ve bu tuhaf salgının aslında çağımızın hastalığı olduğunu düşündürtüyor.

 

Nuri Bilge Ceylan da yarışıyor

Üç Maymun
Üç Maymun

 

Yarışma bölümünün bir diğer filmi ise Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Üç Maymun’ adını taşıyan son yapıtı. Adını; ağzını, kulağını, gözünü kapayan üç maymun imgesinden alan film, bir ailenin bir arada kalabilmek için korkunç bir gerçeğin üzerini örtmelerini ama onun varlığının karanlığı altında yaşamaya devam etmelerini anlatıyor.

 

Diyaloglardan çok görüntüleriyle konuşan bir film olduğu izlenimi uyandıran ‘Üç Maymun’, dijital kamerayla çekilmesine rağmen hâlâ karanlık oda etkileri barındırıyor. Gökyüzündeki bulutların yarattığı tezat, ancak bulabildiği çatlaklardan sahneye giren ışığın yarattığı kasvetli ortam, Ceylan’ın filmini görülenle görülmeyen arasında zor bir hesaplaşmaya doğru sürüklüyor.

 

Altın Palmiye için bu iki filmin haricinde 20 film daha yarışıyor. Daha önce ‘Gizemli Nehir’ ile Altın Palmiye’ye aday gösterilen Clint Eastwood, bu sene de ‘Changeling’ adlı filmiyle yarışıyor. Başrollerinde Angelina Jolie ve John Malkovich’in paylaştıkları filmde, çocuğu değiştirilen bir kadının yaşadıkları anlatılıyor. Festivalin gediklilerinden Ermeni yönetmen Atom Egoyan’ın bir cinayetin etrafında dönen gizemli filmindeyse, kendisinin daha önceden yaşamış tarihi bir isim olduğunu savunan liseli bir gencin hikâyesi anlatılıyor.

 

Gençlerin sanal dünyada kendilerine yarattıkları kimliklerin ilgisini çektiğini söyleyen Egoyan, filminde de bu konu üzerine eğilmiş. Daha önceden Altın Palmiye için yarışmış bir başka isim Steven Soderbergh, ‘Che’ adını verdiği son filminde Arjantin’in devrimci kahramanının New York’ta geçirdiği günleri anlatıyor. Neredeyse her filmiyle Altın Palmiye’ye aday olan Alman yönetmen Wim Wenders ise başrolünde Milla Jovovich’in oynadığı ‘Palermo Shooting’ filmiyle yarışacak. Filmde, Palermo’ya gelen ve genç bir kadınla tanışıp hayatın daha önce hiç fark etmediği yönlerini keşfeden bir adamın yaşadıkları anlatılıyor.

 

Altın Palmiye için yarışan filmler arasında merakla beklenen bir başka film ise daha önce hiç Cannes’da yarışmamış olmasına rağmen hemen hemen dünyadaki bütün festivallerden ödüller toplamış, uçuk senarist/yönetmen Charlie Kaufman. ‘Sil Baştan’ ve ‘John Malkovich Olmak’ gibi kafa karıştıran parlak fikirli filmlerin senaristi, ilk yönetmenlik deneyimi olan ‘Synechdote, New York’la Cannes’da izleyiciyle buluşacak.

 

Vicky Cristina Bercelona
Vicky Cristina Bercelona

Fatih Akın jüride

 

Bütün hislerin köreldiği bir noktada, bazen tek bir his sivrilmeye başlar ve herhangi bir silahtan daha güçlü bir imgeye dönüşebilir. Steve McQueen’in ‘Un Certain Regard’ bölümünün açılışını da yapacak olan filmi ‘Hunger’ (Açlık) bu konu üzerine yoğunlaşıyor. IRA lideri Bobby Sands’in, 1981’de adı kötüye çıkmış Maze Hapishanesi’nde başladığı altı hafta süren ve ölümüyle sona eren açlık grevini konu alan film, bir insanın kendi vücudunun onun son savaş alanı olduğunu gösteriyor. ‘Un Certain Regard’ın jürisinde Fatih Akın bulunuyor.

 

Kırmızı halılar ve kara gözlükler

 

Festivalin yarışma dışı gösterimlerinde ağır toplar var. Woody Allen filmi ‘Vicy Cristina Barcelona’ ve Steven Spielberg’ün uzun zamandır beklenen ‘Indiana Jones Kristal Kafatası Krallığı’nın ilk gösterimlerinin yanı sıra Emir Kusturica’nın son filmi ‘Maradona by Kusturica’ da izleyiciyle buluşacak. Filmlerin Scarlett Johansson’dan Harrison Ford’a uzanan ünlü oyuncuları, kırmızı halının etrafında büyük bir heyecan yaratacağa benziyor.

 

Herkesin karanlığı farklıdır. Işıklar kapandığında birbirimizin ne gördüğünü bilemeyiz. Tek bildiğimiz, kendi karanlığımızdır. Cannes Film Festivali bu yıl, bu karanlığı sinema salonlarının karanlığıyla birleştiriyor ve dünyanın dört bir köşesindeki insanların birbirlerinin acılarına karşı taktıkları kara gözlükleri çıkarmaya çalışıyor.

22.05.08

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.