Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Film Şeridi / Delal Aydın
Altın telli adam

Amerikan folk müziğinin isyankâr şairi Bob Dylan'ın hayatı, avangart yönetmen Todd Haynes'in elinde, gitarın telleri gibi altı farklı parçaya bölünüyor

Ne zaman durup, şöyle bir etrafa baksak, modern popüler kültürün Marilyn Monroe’dan Madonna’ya kadar, iz bırakan büyük sanatçıların taklitleriyle dolu olduğunu fark ederiz. Kalıbı, son derece sağlam bir ayakkabıyı andıran Bob Dylan ise geçen yıllar boyunca modern kültür karşısında hep biraz zorluk çıkarmışa benziyor.

Yalnız kalpli bir mistik olarak, Robert Zimmerman adıyla dünyaya gelen sanatçının, gizemli katmanları olan bir yaşam öyküsü var. Eisenhower dönemi Amerika’sında, Yahudi bir genç olarak büyümüş ve soyadını İrlandalı şair Dylan Thomas’dan etkilendiği için değiştirmiş. Cıva gibi çabuk değişen kişiliği sayesinde bazen altına, bazen çöpe dönüşebilen, ama eşsizliğini asla kaybetmeyen şarkılar yazmış.

Dylan, modern kültürü yaşamaktansa, onu tercüme etme gereksinimi duyan ve umursamaz bir ses tonuyla, “Ne zaman her şeyini kaybettiğini düşünsen, hâlâ kaybedecek bir şeyler daha olduğunu fark edersin” gibi anlaşılması güç sözler eden bir sanatçı. Herkes konuşup içerken, gitar çalıp rollerini ezberlerken, Bob Dylan sanki hiç orada olmamış, hep bambaşka bir dünyadaymış gibi oturuyor modern kültürün ortasında.

Arada bir bizden uzaklaşıyor, sonra tekrar aramıza dönüp daktilosunda bir şeyler yazıyor, gitarını hafifçe tıngırdatıyor ve bu bile bazen insanın vücudundaki bütün kanın çekilmesine neden olabiliyor.  

Lunaparktaki aynalar 

Bir Tanrı’yı anlatmak imkânsızdır. Todd Haynes de Bob Dylan’a böyle yaklaşıyor: Tanrı tanımaz bir efsaneyi tanrısallaştırıp, içinde onun olmadığı hikâyeler anlatarak, bir Bob Dylan biyografisi toparlamaya çalışıyor. Lunaparktaki aynalar, insanın kafasını nasıl balon gibi büyütür, bacaklarını kısaltır, parmaklarını spagetti gibi uzatırsa, Todd Haynes’in filmi de Bob Dylan’ın altı farklı yüzünü böyle çarpıtarak, kısaltıp uzatarak kameraya alıyor.

Onu tutup, hiçbirinin Dylan ismini taşımadığı, ama o evrenin bir parçası olan zenci bir çocuktan Rimbaud adında isyânkar bir şaire, hatta Cate Blanchett’in nefes kesen oyunculuğuyla bir kadına dönüştürüyor. Bob Dylan’ın kendisinin anlatıldığı bu nükteli kısa hikâyeler, gitarın telleri gibi birbirinden farklı sesler veriyorlar.

Film uzadıkça uzuyor, tam bittiğine inanırken, tellerden biri, kısa bir solo daha atıyor. Sonuçta şunu bilmeniz gerekiyor: Aradığınız Bob Dylan’sa, bu film size onu vermeyecek. Ama herhalde modern kültürün kapanlarından kolayca kurtulan Dylan kadar kıvrak bir balığı yakalamak için denize altı tane olta atılsaydı, uçlarına yem diye filmdeki bu karakterler geçirilirdi. Biz yutmayız belki, ama Bob Dylan bunları yutabilir.

               Beni Orada Arama  (3 Yıldız)

 

I’m Not There

          Yönetmen: Todd Haynes

          Oyuncular: Cate Blanchett, Heath Ledger, Christian Bale, Richard Gere

22.05.08

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.