|
Cannes’daki galasında, güneşin
altında toplanan bütün o kalabalığın tek isteği, şapkalı adamın geldiğini
görmekti. Ne de olsa, sonuçta her şey o şapkayla ilgiliydi ve George Lucas’ın
üstüne basa basa söylediği gibi, “Bu sadece bir film”di. Bazı filmler için
sadece bu cümleyi sarf etmek bile yeterlidir. Indiana Jones serisinin 19 yıllık
bir aradan sonra çevrilen yeni bölümü ‘Kristal Kafatası Krallığı’nın da,
Indy’nin sadece şapkasına ihtiyacı olması gibi, sadece bir film olmaktan başka
iddiası yok.
Her şeyden önce şu soruya kesin bir
cevap veriyor: Bir Indiana Jones filminden ne beklersiniz? İnsan yiyen
karıncalara, Amazon’un kalbinde yatan kayıp uygarlıkları ve akıl sır
erdirilemeyen büyülü objeleri ekleyin, sonra da bunları diri diri derinizi
yüzecek kadar soğukkanlı KBG ajanlarıyla çarpın. Bu da yetmezse, belki bir de
uçan dairelerin ne olduğuyla ilgili açıklamayı ekleyebilirsiniz. İşte ‘Kristal
Kafatası Krallığı’ size bu anlattıklarımı ve 10 kat fazlasını verecek.
Ama her iyi sır gibi, bu filmin
büyüsü de aslında tanıdığımız günlerde geçiyor olmasında; böyle bir macerayı
bizim de yaşayabilecek olduğumuzu ve Indy’nin de eninde sonunda sadece ailevi
sorunları olan bir insan olduğunu söylemesinde saklı.
1930’ların macera filmlerini
hatırlatan ilk üç filmin aksine, 1957’de geçen bu film, 1950’li yılların
bilimkurgu hikâyelerini hatırlatıyor. ABD’de, senatör McCarthy’nin komünistleri
cadı gibi avladığı, soğuk savaşın en pimpirikli günlerinin yaşandığı,
radyolardan Elvis şarkılarının yükseldiği bu günler, aynı zamanda Indiana Jones
için Irina Spalko (Cate Blanchett) adından bir kadının başını çektiği zalim KGB
ajanlarıyla yüzleşme zamanı.
Hikâye altın şehir El Dorado’dan
çalındığı söylenen bir kristal kafatasının etrafında dönüyor. Bu kafatasını
kullanarak beyinleri yıkayabileceklerine ve dünyaya hükmedeceklerine inanan Rus
askerleriyle Indiana Jones, Nevada’nın çöllerinden Amazon’un yağmur ormanlarına
uzanan zorlu bir yarışa giriyorlar.
Ve kabul edin ya da etmeyin, bu
macerada şapkası, kamçısı ve yılanı hiç eksik olmayan Dr. Jones’un bir ortağı
var: Beyaz atleti, deri ceketi ve motosikletiyle Marlon Brando’yu andıran Mutt
(Shia Labeouf) adındaki genç, aslında Indiana Jones serisinin ilk filminde
profesörle aşk yaşayan Marion Ravenwood’un oğlundan başkası değil.
Kutsal
sıyrıklar
Organik olmayan gıdaların zararları
hakkında her gün yeni bir şeyler öğrendiğimiz şu günlerde Indiana Jones’un,
bünyeye, doğal yollarla üretilmiş bir meyve kadar kutsal geldiğini söylemek
lazım. Indy’nin atlattığı her belanın, aldığı her sıyrığın insanı hipnotize eden
bir akıcılığı ve nefes kesen bir doğallığı var. Dijital efektlerin pırıltılı
canavarlarından uzakta, eski moda bir serüvenden bekleyeceğiniz her şeyi bu
filmde bulabilirsiniz.
Indiana Jones ve
Kristal Kafatası Krallığı (4
Yıldız)
Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal
Skull
Yönetmen: Steven
Spielberg
Oyuncular:
Harrison Ford, Cate Blanchett, Shia Labeouf, Karen
Allen
|