Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Film Şeridi / Indiana Jones ve Kristal Kafatası Krallığı / Delal Aydın
TANRILARIN KAFATASLARI

Indiana Jones serisinin dördüncüsü, eski bir dostla karşılaşmak gibi. Tarih öncesi dünyanın dedektifi, 19 yıl aradan sonra, bu kez de El Dorado'dan çalınan kristal kafatasının peşinde

Cannes’daki galasında, güneşin altında toplanan bütün o kalabalığın tek isteği, şapkalı adamın geldiğini görmekti. Ne de olsa, sonuçta her şey o şapkayla ilgiliydi ve George Lucas’ın üstüne basa basa söylediği gibi, “Bu sadece bir film”di. Bazı filmler için sadece bu cümleyi sarf etmek bile yeterlidir. Indiana Jones serisinin 19 yıllık bir aradan sonra çevrilen yeni bölümü ‘Kristal Kafatası Krallığı’nın da, Indy’nin sadece şapkasına ihtiyacı olması gibi, sadece bir film olmaktan başka iddiası yok.

 

Her şeyden önce şu soruya kesin bir cevap veriyor: Bir Indiana Jones filminden ne beklersiniz? İnsan yiyen karıncalara, Amazon’un kalbinde yatan kayıp uygarlıkları ve akıl sır erdirilemeyen büyülü objeleri ekleyin, sonra da bunları diri diri derinizi yüzecek kadar soğukkanlı KBG ajanlarıyla çarpın. Bu da yetmezse, belki bir de uçan dairelerin ne olduğuyla ilgili açıklamayı ekleyebilirsiniz. İşte ‘Kristal Kafatası Krallığı’ size bu anlattıklarımı ve 10 kat fazlasını verecek.

 

Ama her iyi sır gibi, bu filmin büyüsü de aslında tanıdığımız günlerde geçiyor olmasında; böyle bir macerayı bizim de yaşayabilecek olduğumuzu ve Indy’nin de eninde sonunda sadece ailevi sorunları olan bir insan olduğunu söylemesinde saklı.

 

1930’ların macera filmlerini hatırlatan ilk üç filmin aksine, 1957’de geçen bu film, 1950’li yılların bilimkurgu hikâyelerini hatırlatıyor. ABD’de, senatör McCarthy’nin komünistleri cadı gibi avladığı, soğuk savaşın en pimpirikli günlerinin yaşandığı, radyolardan Elvis şarkılarının yükseldiği bu günler, aynı zamanda Indiana Jones için Irina Spalko (Cate Blanchett) adından bir kadının başını çektiği zalim KGB ajanlarıyla yüzleşme zamanı.

 

Hikâye altın şehir El Dorado’dan çalındığı söylenen bir kristal kafatasının etrafında dönüyor. Bu kafatasını kullanarak beyinleri yıkayabileceklerine ve dünyaya hükmedeceklerine inanan Rus askerleriyle Indiana Jones, Nevada’nın çöllerinden Amazon’un yağmur ormanlarına uzanan zorlu bir yarışa giriyorlar.

 

Ve kabul edin ya da etmeyin, bu macerada şapkası, kamçısı ve yılanı hiç eksik olmayan Dr. Jones’un bir ortağı var: Beyaz atleti, deri ceketi ve motosikletiyle Marlon Brando’yu andıran Mutt (Shia Labeouf) adındaki genç, aslında Indiana Jones serisinin ilk filminde profesörle aşk yaşayan Marion Ravenwood’un oğlundan başkası değil.

 

Kutsal sıyrıklar

 

Organik olmayan gıdaların zararları hakkında her gün yeni bir şeyler öğrendiğimiz şu günlerde Indiana Jones’un, bünyeye, doğal yollarla üretilmiş bir meyve kadar kutsal geldiğini söylemek lazım. Indy’nin atlattığı her belanın, aldığı her sıyrığın insanı hipnotize eden bir akıcılığı ve nefes kesen bir doğallığı var. Dijital efektlerin pırıltılı canavarlarından uzakta, eski moda bir serüvenden bekleyeceğiniz her şeyi bu filmde bulabilirsiniz.



Indiana Jones ve Kristal Kafatası Krallığı (4 Yıldız)

 

                Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull

 

Yönetmen:  Steven Spielberg

Oyuncular: Harrison Ford, Cate Blanchett, Shia Labeouf, Karen Allen

27.05.08

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.