Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakfı, 45
yılını çocuk ve gençlik edebiyatına adamış, Gülten Dayıoğlu tarafından geçen yıl
kuruldu. Çocuk ve gençlik edebiyatı kültürünün gelişmesine katkıda bulunmak ve
seçkin eserlerin ortaya çıkmasına destek vermek amacıyla kurulan vakıf, her yıl
bir de ödül verecek.
Tempo: Gülten Hanım, edebiyattaki
45’inci yılınızı kutluyorsunuz. Çocuk edebiyatı alanında eser vermeye nasıl
başladınız?
Gülten Dayıoğlu: Yazma yeteneğimi ilkokul üçüncü sınıfta
öğretmenim saptadı. Bana, “Sen yazar olacaksın” demeye başladı. Daha o günlerde
yazma coşkusu varlığımı sardı. Sürekli öyküler yazıyordum.
Yunus Nadi Öykü Ödülü (bir oy farkla) ikinciliğini alan öykü de
onlardan biriydi. Hukuk öğrenimimi yarıda bırakıp dışarıdan sınavlara girerek,
ilkokul öğretmeni oldum. O aşamada, öğrencilerime kitap okutma bilincine
eriştim. Ancak 1960’lı yıllarda içe siner nitelikte çocuk kitabı bulamadım.
Kendim yazmaya başladım. 45 yıllık süreçte, çocuk edebiyatında çok gelişme
yaşandı. Ancak bir o kadar da özensiz yazılmış çocuk kitapları, rafları ayrık
otu gibi sardı. Okuma oranı yazık ki artan nüfusa göre bir türlü
yükseltilemiyor.
T.: Anne babalar, çocukları için
kitap seçerken neye dikkat edecek? Edebiyat veya psikolojiyle iç içe olmayan
ebeveynler neye dikkat etmeli?
G.D.: Anne babalara, çocukları için besin seçerken ne
denli özen gösterirlerse, çocukların zihinsel ve ruhsal yapılarının besinleri
olan kitapları seçerken de aynı özeni göstermelerini
öneririm. Örneğin, kitabın çocuğun yaş düzeyine göre olup olmadığı, kitabın
dili, anlatımı ve içerdiği konuların çocuğa göre olup olmadığı kitap seçiminde
önemlidir. Kitapları önce anne
babalar kendileri okumalı. Sayıları pek az olan çocuk kitapları eleştirmenleri
ile öğretmenlerin görüşlerini de dikkate almaları uygun
olur.
T.: Vurdulu kırdılı kitaplardan sakınılmalı mı? Böyle
genel geçer bir kural var mıdır? Bu tip kitaplar da çocuğun iç dünyası için
yararlı olamazlar mı?
G.D.: Şiddet yaşamın bir parçasıdır. Çocuk kitaplarından
da soyutlanamaz, ancak çocuğun kavrama ve algılama yetileri göz önüne
alınarak, yıkıcı olmadan, umut kırmadan da şiddetten söz edilebilir. Ne var
ki tümüyle şiddeti, vurdu kırdıyı konu edinen kitaplar da var. Bunlar sakıncalı.
Çünkü sürekli bu tür kitap okuyan çocuk, giderek şiddete koşullanıp, vurup
kırmayı doğal yaşam biçimi olarak benimseyebilir.
T.: Bunca yıllık tecrübeleriniz sayesinde, bir çocuğa
okuma alışkanlığı kazandırmak için işe yarar bir yol keşfettiniz
mi?
G.D.: Okuma alışkanlığı ailede başlar. Uygar ülkelerde, çocuğun kitap ve
okuma bilincini anne karnında edindiğinden bile söz ediliyor. Bu nedenle,
bebekler için bile banyo kitapları üretiliyor.
Bilinçli aileler, düzenli olarak çocuklara kitap okutuyorlar ki bu
en doğru yoldur. Okuma alışkanlığının geliştirilmesi, okulda sürer. Ne var ki
bizim müfredat programımızda okuma alışkanlığına yönelik çalışmalar
yetersiz. Anne baba iyi bir okursa ve öğretmen de çocuğu kitaba özendirirse,
çocuk okuma alışkanlığı edinebiliyor.
__________________
(1068 – 22 Mayıs 2008)
|