|
Tempo: Sinemayı
seçmeseydiniz ne olurdunuz? Selda Alkor: Ressam. Akademide okumak isterdim
hep. Sinemayı severdim, tiyatroya gitmeye meraklıydım; ama “Sinema artisti
olayım, bunların yanında olmak ne kadar hoş olur” diye bir şey yoktu aklımda.
T.: “Sinemanın içindeki
parsellenmiş bölgelere girmeden, kendi çabamla var olmak güzeldi” demişsiniz. Bu
parsellenmiş bölgeler nereleriydi ve siz nasıl bir çaba verdiniz? S.A.:
Sinemaya başladığımda, Hülya Koçyiğitler, Fatma Girikler vardı. Zaten
kendilerini ispatlamışlardı. Dahası, hepsinin arkasında dağlar gibi insanlar
vardı. Memduh Ün, Fatma Girik’in; Türker İnanoğlu, Filiz Akın’ın arkasındaydı.
Buraları biraz parsellenmişti... Memduh veya Türker Bey bana film yaptırırken,
en iyi senaryoyu Filiz’e mi verir, Selda’ya mı? Bu anlaşılır bir şey zaten. Bu
arada Selda Alkor adını duyurmuşsam, benim için büyük bir gurur vesilesidir.
T.: Oyunculuğa devam
etmenizi sağlayan şey neydi? S.A.: Mükemmeliyetçiyim. Ses Dergisi’nin
yarışmasını kazanıp Çetin Emeç Bey’in karşısına çıktığımda ürkmüştüm,
korkmuştum; beni yatıştırdı ve o cesaretle piyasanın içine girdim. Kötü bir şey
yapmadığıma ikna oldum. Tecrübesiz ve bilgisizdim... Çok güzeldim, yaptığım
filmler de Türk insanının seveceği filmler oldu. 1968’de İtalya’dan teklif
geldi. Gitseydim belki bambaşka olurdu her şey. Basiret diye bir şey var ve o
bağlanıyor bazen. İnsan, alnında yazanı yaşıyor. Ama çok ümitliyim. Türkiye’de
çok özel bir-iki film yapmadan ölmeyeceğim.
T.: Sonraları sizin de
arkanızda duran biri oldu mu? S.A.: Oldu diyemem. Yaptığım işle yoğruldum.
“İyiysem, halk bunu takdir edecektir” dedim kendime. Yanlış tabii bunlar. Bir
oyuncunun mutlaka halkla ilişkilerini yapacak biri, bir menajeri olmalı. Bu,
ekip işi. Bunu ancak bu yaşımda anladım.
T.: SODER’in (Sinema
Oyuncuları Derneği) başkanıydınız... Neler için çabaladınız ve neye muvaffak
olmadınız? S.A.: Benim zamanımda SODER en şaşaalı dönemini yaşadı. Sinema
oyuncuları ansiklopedisini çıkardım. Ama devam etmedim; çünkü ses çift elden
çıkar. Tek başıma kaldım, çok sevgili arkadaşlarım bile bazı konularda yalnız
bıraktılar beni. Türk Sinema Vakfı’nın başkanlığını da yaptım. Bugün Yeşilçam
Sokağı’ndaki bina, benim çabamla o hale gelmiştir. Bugün artık yoruldum. Söz
konusu sanatçılar olunca, bu ülkede birilerinin bir araya gelmesi çok zor
oluyor. Ama eğer bizden daha akıllı birileri çıkar; “Biz bunu yaptık, hadi
Selda!” derlerse, her zaman onların yanında olacağım.
__________________
Seda ARICIOĞLU
(1068 – 22 Mayıs 2008)
|