Tempo Online

 
SON DAKİKA
Küresel Isınma : Avrupa Uzay Ajansı, buzulların kapladığı alanın uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini ve Avrupa'dan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını duyurdu   Irak : Irak'taki radikal Şii lideri Mukteda Sadr'a bağlı siyasi hareket, Şii koalisyon hükümetinden çekilme kararı aldı   Turizm : Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının 6 milyona yaklaştığı bildirildi   Afganistan : İngiltere, Taliban'ın Afganistan'daki İngiliz askerlerine saldırılarda Çin yapımı silahlar kullandığını bildirerek, Çin'e şikayette bulundu   Secret : Rhonda Byrne'ın yazdığı ve dünyada çok satanlar arasında ilk sıralarda yer alan ''Secret (Sır)'' adlı kitap, Türkiye'de de 4 aydır okurların en çok tercih ettiği eser oldu  
Mevlânâ, Muhyiddin Arabi, Abdülkadir Geylani, Niyazı-i Mısri gibi isimlerin düşünceleri yeniden revaçta
Sufilik modası

Madonna, Kabala ile içsel yolculuğuna çıkadursun, Türkiye’de farklı kesimlerden insanlar sufi oldular. Sufilik şimdi sosyetede, İslamcılarda, sanatçılarda yeni bir ruhsal arınma ve huzur yöntemi olarak revaçta. Hatta Mevlânâ ve İbn Arabi ekolleri oluştu bile...

Londra'da Wembley Grand Hall'de hiç de alışıldık ve tanıdık olmayan bir gece yaşandı geçen ay. İyi bir müezzin önce ezan okudu, semazenler sahnede kendilerinden geçti, sonra ilahilerle Mevlânâ okundu. İngiltere'nin göbeğinde binlerce insanla, tasavvufi ritüeller eşliğinde bir tören gerçekleştirildi. Tasavvuf odaklı organizasyonların ne ilki ne de sonuncusuydu Wembley'deki. ABD'de belki de onlarca tasavvuf kürsüleri, dernekler var.

İngiltere, Almanya ve İspanya sufilik ile ciddi bir yaşam tarzı olarak ilgilenen Batılılarla dolu. Oxford'da kurulan Muhyiddin Arabi Derneği bunlardan en örgütlüsü mesela. Akademik düzeyde sufiler beslendikleri bilgelerine göre ekolleşmeye başladılar. Batı, Doğu'yu çoktan keşfetmiş durumda.

Yüzyıllarca önce Anadolu'da temelleri atılan Mevlânâ, Muhyiddin Arabi, Abdülkadir Geylani, Niyazı-i Mısri gibi isimlerle temelleri atılan sufilik, Türkiye'de de yeniden cevher kazanmaya başladı. "Her şey sevgilidir, âşıksa bir perde; diri olan sevgilidir, âşıksa bir ölü. Kimin aşka meyli yoksa, kanatsız bir kuşa döner; eyvahlar olsun ona" ya da "Aşıklara hidayet yolunu aşk aydınlatır, hakikat yolunun yolcusu aşka tabi olur" sözlerinde aşk temelinde derinlik kazanan bilgelik yani tasavvuf, 13. yüzyılda bu derin kuyuyu kazmış mimarlarıyla yeniden filizlenmeye başladı. Aşka ilgisi olmayanı kanatsız bir kuş gören Mevlânâ, hakikat yolunun yolcusunun rotasını aşkla çizeceğini söyleyen İbn Arabi, bugün toplumun farklı kesimlerinde büyük bir ilgiyle izlenmeye başlandı.

Ünlülerden sosyeteye sufilik trendi
Hülya Avşar bir gün çıkıp "Tasavvuftan besleniyorum. Hayatım değişti" dediğinde; ünlü söz yazarı Şehrazat tasavvufa derin bağlılığıyla kendine bir yaşam tarzı yarattığında; şarkıcı Nev, Mevlânâ ve İbn Arabi'nin etkisinde kaldığını söylediğinde; Murat Kekilli, "Ölüm var, hayatın anlamını tasavvufla buldum" diye duruşunu ifade ettiğinde; Etiler'deki bir sosyetik yoga merkezinde sosyete sufilik sohbetlerinde bir araya gelip, hem sema edip hem de zikirle içsel yolculuklarına çıktığında; toplumda derin bir kaynamanın da zillerinin çaldığının göstergeleri ortaya çıkmıştı çoktan. Sufiliğin tanımı kendi gibi derin. Kalbi saf yapmak, kötü huylardan temizlenmek ve iyi huylarla doldurmaktan, fani olan her şeyden yüz çevirip, baki olana bağlanmaya, ölmeden önce ölmeye dek onlarca mana ile tanımlanabilecek derin bir kavram.

Türkiye'de sufilik modası toplumun değişik kesimlerinde kendine has ritüel kazanmış durumda. Sınıf sınıf sufiler sayılabilir: İslamcı sufiler, sosyetik sufiler, ünlü sufiler... Hepsini ortak bir noktada birleştiren ya Mevlânâ'dan ya İbn Arabi'den aldıkları beslenme, ortak mesaj... İslamcı da olsa, sosyetik de olsa, tüm sufiler sevgi ve yürek bağı çerçevesinde hayata, insanlığa farklı bir bakış açısı kazanıyorlar. Sufilerin beslendikleri kaynağa göre ekolleştikleri de söylenebilir. Tasavvuf tarihinde en gizemli, en büyük sırların açıklayıcısı olarak bilinen İbn Arabi etkisinde kalanlar, Mevlânâ'nın sevgi mesajını kendine ışık edinenler var. Ancak ayrışmanın özellikle bu iki isim, Mevlânâ ve İbn Arabi özelinde olduğu söylenebilir. Mevlânâ'yı tercih edenler, aşkın ilme dönüştüğü yolda kesiştiklerine inanırken; İbn Arabiciler ilmin aşka dönüştüğü derinlikte kaybolduklarını düşünüyorlar.

Sufi cemaatleri
Sufilikten beslenen herkes kendi etrafında ve çevresine göre bir etkileşim ağı içine giriyor. Yaşamını tasavvufla 180 derece değiştiren ünlü senarist Ayşe Şasa, sinema ve entelektüel dünyada tasavvuf turları atıyor. Sosyete kendi içinde sufilik meclisleri kuruyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi kültür faaliyeti olarak sufilik atölyesi kuruyor. Sanat dünyası birbiri içinde sufilik turları atıyor. Hülya Avşar, Ahmet Özhan'dan sufiliği öğreniyor.

Sufilikle ilgilenen her kesimin ortak şikâyeti: "Yaşadığımız hayat bizi bozdu, insanlığımızı yitirdik. Huzuru kaybettik. Değerlerimiz öldü, para, hırs, şöhretin sonu yok, huzur gerek." Belki de Madonna'yı Budizm ve Kabala peşinde sürükleyen arayış ve içsel yolculuk, bugün Türkiye'de de belli insanlar arasında huzur ve hayatın anlamını bulma çabalarını tetiklemiş durumda.

Uluslararası anlamda sufilik konusunda önemli bir referans olan Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Erol Kılıç, bu süreci en iyi yorumlayanlardan biri. Ona göre tasavvufa dönüş zaten yüksek gelir grubu, iyi eğitimli insanlarda olur, köylü Mehmet Ağa'nın böyle bir sorunu kolay kolay olmaz: "Kalkıp bir köylü Mehmet Efendi'nin bunu yaşaması çok zaman alacaktır. Ülkemizde burjuva kesim, sosyete kesim yani hali vakti yerinde olup, maddesel imkânları en ileri düzeyde elde etmiş insanların geri dönüşümlerini görmekteyiz artık. Gidip son duvara toslayıp geri dönme söz konusu. Burada da ülkemiz insanı iki şeyle karşılaşıyor. Nereye döneceğim? Bu dendiğinde bazıları bunu bir pastoral hayat yaşama olarak tercih ediyor. Bazılarında ise geleneğini yeniden keşfetme, ayaklarını bastığı topraklarda da bu zenginliğin olduğunu keşfetme süreci."

-
Enis TAYMAN
Fotoğraf:Ergun CANDEMİR

22.11.04



[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.