Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
 
SON DAKİKA
Küresel Isınma : Avrupa Uzay Ajansı, buzulların kapladığı alanın uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini ve Avrupa'dan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını duyurdu   Irak : Irak'taki radikal Şii lideri Mukteda Sadr'a bağlı siyasi hareket, Şii koalisyon hükümetinden çekilme kararı aldı   Turizm : Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının 6 milyona yaklaştığı bildirildi   Afganistan : İngiltere, Taliban'ın Afganistan'daki İngiliz askerlerine saldırılarda Çin yapımı silahlar kullandığını bildirerek, Çin'e şikayette bulundu   Secret : Rhonda Byrne'ın yazdığı ve dünyada çok satanlar arasında ilk sıralarda yer alan ''Secret (Sır)'' adlı kitap, Türkiye'de de 4 aydır okurların en çok tercih ettiği eser oldu  
Çiçek çocuklar 40. yıllarını kutluyor
''Zamanın modern dervişleriydik''

''Savaşma seviş'' diyorlardı ve mekanikleşmeye karşı çıkıyorlardı. Hayatı dayatıldığı gibi değil, istedikleri gibi yaşamak istiyorlardı. Bir dönem yaptılar, ama artık yaşlandılar.

Her şey 1965'te, Lyndon Johnson'ın Kongre'nin de desteğini alarak Kuzey Vietnam'a savaş açmasıyla başladı. Neredeyse her evden bir asker, Vietnam'ın yolunu tuttu. 'Ülkeleri uğruna' savaşa giden Amerikan askerleri, bayraklarına sarılı tabutlarda evlerine geri dönmeye başlayınca, 1861-1865'ten (Kuzey-Güney Savaşı) beri, Amerikan halkı ilk defa, manasız ve amaçsız bulduğu bu savaş için federal hükümete başkaldırdı. Bunun öncülüğünü ise hippiler çekti. İlk kez 1965'te San Francisco'da ortaya çıktılar. Dillerinde tek bir şarkı vardı: 'Savaşma Seviş...' Onların anlamsız bir savaş için başlattıkları pasif direniş, bir süre sonra giyimleri, yaşayışları ve felsefeleriyle bütün dünyayı sardı. Çünkü artık yalnızca savaşa karşı çıkmıyorlardı. Mekanikleşmeye, insan ilişkilerindeki yozlaşmaya, eğitim politikasına, seksin tabulaştırılmasına, kısaca aklınıza gelebilecek her şeye karşı çıkıyorlardı. Kimi zaman komünler oluşturarak mağaralarda, kimi zaman Kophenag Christiana'da olduğu gibi boşatılmış binaları işgal ederek yaşamaya başladılar. Çok basit yaşıyorlardı; bazen yiyeceklerini kendileri üretiyor, bazen de kendi ürettikleri el işlerini satarak ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Aynı zamanda bu mutsuzluk dolu dünyada ‘biraz mutluluk bulabilme umuduyla’ hafif uyuşturucular da kullanıyorlardı.

Bir süre sonra güruhlar halinde yollara düştüler. Akın akın kendi felsefelerini desteklediğini düşündükleri Budizm’in merkezine, Nepal’e gitmeye başladılar. İşte Türkiye, hippilerle bu yolculuk sırasında tanıştı. Çünkü Türkiye, Nepal’e giden yolun üzerindeydi. En çok takıldıkları yer Sultanahmet’te Yener’in kahvehanesiydi. Çok kirli görünüyorlardı, paraları varsa pansiyonlarda, yoksa parklarda yatıyorlardı. Kıvrak zekâlı Türk halkı onlara hemen bir isim taktı: Bitli turist...

Fakat daha onlar Türkiye yollarında görünmeden, hareketin sesi, nefesi buralara uğramıştı. 60 İhtilali’nin ağırlığını yeni yeni üzerlerinden atmaya çalışan gençler, onlar gibi saçlarını uzatmaya, elişi yelekler ve uzun elbiseler veya bol gömlekler giymeye başlamıştı. Hippilerin gelişi, sadece felsefesini sevdikleri bu insanları daha yakından tanımalarını sağlamıştı. Ancak Türk gençlerinin bir başka sorunu daha vardı. Ülkedeki politik ve geleneksel yapı, dini motifler, onların gerçek hippiler gibi yaşamasına izin vermiyordu. Sadece görünüm olarak hippiydiler, felsefelerini seviyorlardı, ama hiçbir zaman onlar gibi yaşamadılar.

Biz de hippiliğin ortaya çıkışının 40. yılında, o dönemde genç olan ve kendini hippi hisseden dört adamla, hippiliği konuştuk. Mehmet Teoman (program yapımcısı), Olcayto Ahmet Tuğsuz (bestesi-köşe yazarı), Ayhan Sicimoğlu (perküsyon sanatçısı ve programcı) ve Dağhan Baydur (Müzikotek’in sahibi), yaşayabildikleri kadarıyla kendi hippiliklerini anlattılar.

---
Arzu ERDOĞAN
Fotoğraf: Ergun CANDEMİR

29.07.05

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.