|
|
Cihat Dündar
|
|
|
Cihat Dündar, 1974 yılında Almanya’da doğdu. İlkokulda
okurken sevilmeyen, istenmeyen, alay edilen bir çocuktu. Alnında, burnunda daha
doğrusu yüzünün her yanında sivilceler vardı. İyileşmiyorlardı. Ailesi yılmadan
onu cilt doktorlarına, dermatologlara götürdü. Ama fayda etmedi. Sivilceler
arttıkça o, eve kapanıyor, okula gitmek istemiyor, huzursuz, mutsuz bir çocuk
haline geliyordu. Doktorlar çare olmayınca, o da farklı çözümler aramaya
başladı. Okuldan ayrılmış, neredeyse tüm bitki kitaplarını almış, sivilcelerine
çare olacak bir şey bulmak için durmadan okuyordu.
Bitki özleri satan dükkânlar, odası ve mutfak üçgeninde
geçen uzunca bir süreden sonra balla yoğurdu karıştırarak yüzüne sürmeye karar
verdi. Bir haftanın sonunda, ailenin de şaşkın bakışları altında sivilceler
iyileşmeye başlamıştı. İki hafta sonra artık sivilce izi bile olmayan bir cildi
vardı ama okul hayatı bitmişti. Bir süre babasıyla birlikte Türk filmleri
pazarlaması ve dağıtımı yaptı. Bu işten iyi para kazanmasına rağmen babasının
yanında çalışmaya devam etmek istemedi. Ayrılıp uluslararası bir şirkette
pazarlamacı olarak çalışmaya başladı. Yağsız, susuz yemek pişiren tencereleri
pazarlayan Cihat Dündar, bu iş sayesinde pazarlamacılığı öğrendi. 1993 yılında,
ailesi Türkiye’ye kesin dönüş yapınca tek bildiği işi; pazarlamacılığı devam
ettirmeye karar verdi. Alman disiplini ile büyümüştü. Bu yüzden ticaret yaptığı
insanlar hem ona saygı duyuyor hem de korkuyordu.
Bazen pazarda parfüm sattı, bazen de zeytin... Askerlik
zamanı geldiğinde, 18 ay kalacağı Şırnak’ın yolunu tuttu.
Bioder’in fikir
anneleri
Askere gittiğinde de bitki kitapları yanındaydı. Ama
Şırnak’ın müthiş doğası ve bitki çeşitliliği ona kitap okuyacak zaman bırakmadı.
Bir yandan Şırnak’taki bitkileri inceliyor, bir yandan ne işe yaradıklarıyla
ilgili notlar alıyordu. Bitkilerden uzaklaştığı bir gün, karşısına çıkan bir
Şırnaklı kadınla sohbet ederken yüzündeki tüylerin fazlalılığı dikkatini çekti.
Sadece o kadın değil, bölgenin genelinde kadınların ciddi bir tüylenme problemi
vardı. Parası olanlar tüylerden epilasyon türü yöntemlerle kurtuluyorlardı. Ama
ya olmayanlar...
Askerden döndükten sonra bu konuya dört elle sarıldı.
Sivilce problemini aşmıştı. Tüyleri yok etmenin bir yolunu bulacağından emindi.
Tam üç yıl, geceli gündüzlü her bitkiyi araştırdı. Denedi, okudu. İlk önce kendi
ellerinde denemeye başladı. İki ay sonra ellerinde tüy kalmamıştı ama yüzünde
gülücükler açıyordu. Üç yıl geçmesine rağmen ellerinde tek bir tüy bile çıkmadı.
Önce ailesi, sonra yakın çevresi üzerinde denemeler yaptı. Formülün patentini
almak için Eskişehir Anadolu Üniversitesi Kimya Bölümü’ne başvurduğunda parası
da suyunu çekmek üzereydi. Son parasını okulun döner sermayesine verip formülü
araştırmaları için Kimya Bölümü’ne teslim etti. Üç ay sonra okula geldiğinde
karşısında onu tebrik eden, formülü destekleyen ve patentini alması için gerekli
belgeleri veren hocaları buldu. Zaman kaybetmeden Sağlık Bakanlığı’ndan onayını
alıp, Bioder markası adı altında Kadıköy’de küçük bir ofiste çalışmaya başladı.
İlk yıl, gelen taleplere göre çeşitli fabrikalarda üretim yaptırıyor sonra
evlere teslim ediyordu.
Cihat Dündar’ın ne arkadaşları, ne ailesi olan bitene
inanamıyordu. Firmayı kurması, Çekmeköy’de bulunan 2 bin 500 metrekare kapalı
alanlı fabrikayı alması ve makine aksamını oluşturması uzun sürmedi. Tanıtım
için 4 trilyon harcadı ama karşılığını da aldı. Şimdi Türkiye genelinde 25 bin
eczaneye ayda 50 bin Bioder satıyor. Türkiye’nin her yanından gelen teşekkür
mektuplarını cevaplıyor. Bioder’in kana karışıyor olmasıyla ilgili iddialara da
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden aldığı belgelerle cevap veriyor.
İçinde fasulye ve kabak özleri olan Bioder, dünyanın her
tarafından sipariş alıyor. Hedefini yıllık 20 milyon YTL ciro üzerine kuran
Dündar, “Almanya’nın en büyük ecza deposu Celesio ile görüştük. Ürünün Avrupa
dağıtımını yapmak istediler. Bu sayede yıl sonunda Bioder’i tüm Avrupa’ya
satacağız” diyor gözleri parlayarak...
Pek yakında kırışık kremi, saç dökülmesine karşı serum
üretmeye karar veren Dündar, tüy dökücü kremleriyle ilgili de bir müjde veriyor.
Her gün sürülmesi gerekmeyen, ağda sonrası tek kullanımlık serumları piyasaya
çıkarmaya hazırlanıyor.
-
Haber: Yasemin YURTMAN
Fotoğraf: Ergun CANDEMİR
|