Tempo Online

 
SON DAKİKA
Küresel Isınma : Avrupa Uzay Ajansı, buzulların kapladığı alanın uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini ve Avrupa'dan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını duyurdu   Irak : Irak'taki radikal Şii lideri Mukteda Sadr'a bağlı siyasi hareket, Şii koalisyon hükümetinden çekilme kararı aldı   Turizm : Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının 6 milyona yaklaştığı bildirildi   Afganistan : İngiltere, Taliban'ın Afganistan'daki İngiliz askerlerine saldırılarda Çin yapımı silahlar kullandığını bildirerek, Çin'e şikayette bulundu   Secret : Rhonda Byrne'ın yazdığı ve dünyada çok satanlar arasında ilk sıralarda yer alan ''Secret (Sır)'' adlı kitap, Türkiye'de de 4 aydır okurların en çok tercih ettiği eser oldu  
25 yaşındaki Barış'ın masum arzusunu yerine getirdik:

''Denizi daha sık görmek istiyorum''

Tempo olarak her hafta bir engelli vatandaşın yaşam mücadelesine yer vereceğiz. Bu hafta ise çok uzun zamandır evden çıkamayan ve özellikle deniz hasretiyle yaşayan 25 yaşındaki fiziksel engelli Barış’ın sesini duyurmaya çalıştık. Röportajdan sonra deniz kenarında yaptığımız gezintimiz sırasında Barış’ın gözündeki mutluluk görülmeye değerdi.

--------------------- -----------------------

Hava öylesine soğuk ki, sahildeki birkaç kişi bir an önce ‘kapalı bir mekâna’ kaçmak telaşında. Onca soğuğa rağmen, o gün kendine kapalı bir yer aramayan tek kişi Barış. Çünkü o, yıllardır dört duvar arasında yaşıyor. Ve hayatında ilk kez, bizimle birlikte ‘denizle tanışıyor’... Bu kampanya olmasaydı belki Barış denizi hiç görmeyecekti. “Engelleri kaldıralım” dedik ve Barış’la şimdi sahildeyiz.

 

Barış, 25 yaşında. Doğum sırasında doktorun yaptığı bir hata yüzünden beynine oksijen gitmemiş ve tekerlekli sandalyeye bağımlı bir şekilde yaşamak zorunda bırakılmış. Hem zihinsel hem bedensel engelli olan Barış, tıpkı diğer engelliler gibi hayatın içinde yer almaya hasret. Kırk yılda bir, onu güçlükle sırtında taşıyan annesi sayesinde sokağa çıkan Barış, özellikle de deniz özlemiyle yaşıyor dört duvar arasında. Bu nedenle röportajımızı yaptıktan sonra, onu ‘kucakladığımız’ gibi deniz kenarında keyif yapmaya gidiyoruz.

 

Annesi Hatice Hanım, Barış’ın isteklerinin farkında, ancak elinden bir şey gelmiyor. Oğluyla birlikte toplum içinde verdikleri mücadeleyi anlatırken zaman zaman gözleri doluyor: “Yetkililer sadece konuşuyor. Engelliler için yaptıkları hiçbir şey yok. Yıllardır engelliler için özel otobüslerin var olduğunu söylüyorlar. Ancak biz ortada otobüs falan görmüyoruz. İnsanlar çok duyarsız. ‘Ben de engelli olabilirim’ demeleri lazım insanların. Bazen otobüslerde ‘Kaldırsana şu çocuğu’ diyenler bile oluyor. Bazıları ise çok acıyarak yaklaşıyor. İnsanların tepkilerini eskiden kabullenmiyordum. Çok üzülüyordum. Ağlıyordum. Şimdi hiç etkilenmiyorum. İnsanların normal davranmalarını istiyorum. Acımalarını istemiyorum. Yardımcı olmalarını istiyorum. Yardımcı olmuyorlarsa da konuşmasınlar, karışmasınlar...”

 

Her şeye rağmen, Barış hayata pozitif bakıyor. Yaşamını hep evin içinde geçirmek zorunda olsa da, kendini oyalayacak bir şeyler buluyor. Müzik dinlemeye bayılıyor, dizileri ise hiç kaçırmıyor. En sevdiği şarkıcı İbrahim Tatlıses ve Tarkan, hiç kaçırmadığı dizi ise ‘Aliye’.

 

Hatice Hanım, özellikle ulaşım konusunda dertli: “Bir gün Barış’la birlikte hastaneye gitmek için metroya bindik. Çok güzel asansör yapmışlar. Ancak indiğimiz durakta yukarı çıkamadık, yerin altında kaldık, çünkü asansör yoktu. Söylene söylene, büyük bir zahmetle merdivenleri çıktık.” Barış ve annesi Hatice Hanım’a göre Türkiye, engelli insanlar için yaşanacak bir ülke değil.

 

Sokaklar engellerle dolu. Tuvalet yok, asansör yok, kaldırım yok, otobüs yok, taksi yok, yok yok yok... Hatice Hanım, Barış’la bir yere gittiğinde, o ağır çocuğu sırtında taşıyor. “Barış bana ağır gelmiyor” diyor gülerek. “Aksine, Barış’sız bir yere gittiğimde bir eksiklik hissediyorum...” “Peki ya size bir şey olursa? Barış’a kim bakacak?” sorusuna ise Hatice Hanım, “İşte o zaman, o da biter” diye cevap veriyor ağlayarak... Devletin engellilere üç ayda bir verdiği 170 YTL’ye ise ‘güvence’ gözüyle bakamıyor nedense...

Ramazan Baş
Ramazan Baş

Ramazan Baş---------

Omurilik Felçlileri Derneği Başkanı

 

“Fizik tedavi bölümüne bile daha yeni rampa yapıldı''

 

1998 yılından beri engellilerin sıkıntılarına dikkat çekmek için çabalayan Omurilik Felçlileri Derneği yetkilileri, toplumun ‘engelliyi’ tanımadığını söylüyor. Engellilerin çektikleri sıkıntılarla ilgili sorularımızı yanıtlayan Omurilik Felçlileri Derneği Başkanı Ramazan Baş, “Türkiye’de engelli olmak nasıl bir şey?” sorusuna, “Türkiye’de insanlar her anlamda engelli. Özürlü insanların engelliliği ise bir felaket” şeklinde cevap veriyor. Sağlık, eğitim, fiziksel çevre, kamuyla iletişim, sosyalleşme gibi her konuda yıllardır engellerle mücadele ettiklerini anlatan Baş, sözlerini şöyle sürdürüyor: “19 yaşında, sığ suya balıklama atlama sonucu omurilik felci geçirdim. Ve 1983 yılından bu yana hayatım hep engelleri aşmakla geçti. Toplum özürlüyü tanımıyor bu ülkede. Onu tanıması için, özürlüyle paylaşması lazım. Ama toplumda, özürlü ve sağlıklı insan arasında bir köprü oluşturulması için gerekli olan imkânları sağlamamışız. Kanunlar çıkmış, ama bunlar hep ihmal edilmiş. Ben burada suçu sadece yetkililerde de görmüyorum. Türkiye’de birey, haklarını almak için öncelikle haklarını öğrenmiyor ve hakkını almak için girişimde bulunmuyor. Sivil toplum örgütü adı altında birtakım yerler kurulmuş, ama bunlar bile hiçbir girişimde bulunmamış bugüne kadar. 1998 yılında derneğimizi kurarken, sorunları iyi biliyorduk; çünkü bu sorunları yaşıyorduk. Çözümleri de biliyorduk. Üniversitelerle çalıştık. Şu an zaten İstanbul Üniversitesi Özürlüler Araştırma Merkezi’nin danışma kurulundayız. Birçok yerel yönetim yöneticisiyle bir araya geldik. Bazıları yatırımlarını şova ve gösterişe yönelik kurmuşlar, bazıları da iyi niyetli ama bilgisiz. Bu nedenle yasa uygulayıcılarıyla iyi bir işbirliği, iyi bir diyalog içinde olmamız gerekiyor...”

 

Engellilerle ilgili kanunda pek çok eksiklik olduğundan söz eden Baş, yetkililere getirdikleri önerilerinin sadece birkaçının dikkate alındığına değiniyor: “Örneğin omurilik hasarı olan bir vatandaş, acil ameliyat olması gerekiyor, ama kanuna göre, bir evi var diye Yeşil Kart’tan yararlanamıyor. Hiçbir sosyal güvence verilmiyor ona. Kendisi de karşılayamıyor masrafları. Oysa evi babasından kalmış, satsa sokakta kalacak, işi de yok. Ama kanun, ‘Evi varsa sosyal güvence vermem’ diye bir madde koymuş. Yedi yıl içinde, ülkede her şeyin engellilere uygun hale getirileceğinden söz ediliyor; ancak ben, bunun daha uzun süreceğine inanıyorum. Engelli insanların kamu binalarına girebilmeleri imkânsız. Örneğin hastaneler içler acısı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde fizik tedavi bölümüne, zorlamayla 1-2 sene önce rampa yeni yapıldı. İl müdürlükleri beşinci katta, emniyetler, kaymakamlıklar hiç uygun değil. Oysa bu binalar yapılırken standartlar ortaya konmuş. Ama bunlar uygulanmamış. Bir iş yaparken ‘masrafları nasıl kısabiliriz, cebimize ne kadar daha fazla para atabiliriz’i düşünmüşler hep. Denetim yapılmamış. Özürlüleri toplumsal yaşama katılamadıkları için daha da toplumdan soyutlanmışlar. Ama toplumsal yaşama katılamama nedenleri de zaten bunlar. Eskiden insanlar ailelerindeki özürlü kişiyi topluma göstermeye utanırlardı, ayıp olarak düşünürlerdi ve engelliler evde otururdu. Şimdi bu aşıldı sayılır ama şimdi de engelliler başkalarının ayıpları yüzünden sokağa çıkamıyor. Bitmiyor bu ayıplar. Pek çok sorun yaşanıyor. Bu iş artık birilerinin duyarlılığına bırakılacak bir iş değil. Biz kimsenin lütufta bulunmasını istemiyoruz. Sadece görevlerini yapmalarını istiyoruz. Yetkililer görevini yapmadığında ise ben hakkımı yasal yollarla arayabilmeliyim. Yasalar uygulanmalı...”

Haber: Bade GÜRLEYEN
Fotoğraf:
Serkan ŞENTÜRK

04.02.06

...



[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.