Tempo Online

 
SON DAKİKA
Küresel Isınma : Avrupa Uzay Ajansı, buzulların kapladığı alanın uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini ve Avrupa'dan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını duyurdu   Irak : Irak'taki radikal Şii lideri Mukteda Sadr'a bağlı siyasi hareket, Şii koalisyon hükümetinden çekilme kararı aldı   Turizm : Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının 6 milyona yaklaştığı bildirildi   Afganistan : İngiltere, Taliban'ın Afganistan'daki İngiliz askerlerine saldırılarda Çin yapımı silahlar kullandığını bildirerek, Çin'e şikayette bulundu   Secret : Rhonda Byrne'ın yazdığı ve dünyada çok satanlar arasında ilk sıralarda yer alan ''Secret (Sır)'' adlı kitap, Türkiye'de de 4 aydır okurların en çok tercih ettiği eser oldu  
Her sabah PROTESTO için uyanıyorlar

Müzikleriyle anti-faşistlere destek veren Chumbawamba grubu İstanbul'a gelince, grup üyeleriyle Türkiye, bölge coğrafyası ve ifade özgürlüğü gibi konularda konuştuk

Chumbawamba adlı bir İngiliz müzik grubunun, kış ortasında İstanbul’daki Roxy gece kulübünde Neo-Discotheque organizasyonu ve Ford’un sponsorluğu ile bir konser vermesi, “70 küsur milyon nüfuslu Türkiye için dergi hazırlayan Tempo’da nasıl haber olur?” derseniz... Kültür sanat ya da eğlence haberi olarak, kulübün 300-500 kişilik kapasitesini dolduracak ve dolduramasa da keşke diyecek bir 10 bin müziksever için zaten yer alacaktı. Ama okumakta olduğunuz sayfalarda hayır.

 

Şu anda okumakta olduğunuz sayfaların öyküsüne gelince... Hepimiz farklı bir bakış açısının ve sorulmamış sorunun peşindeyiz. Muhabirinden yayın yönetmenine... Ben de bu tek gecelik konser için geleceklerini duyunca, hemen kulübün yönetimiyle görüştüm. Onlara, Chumbawamba ile ‘farklı’ bir şey yapmak istediğimi belirttim. Peşinde olduğum fark buydu. Bir müzik haberinden, nasıl bir iş çıkar? Kulüpten olabilir yanıtını aldıktan sonra, genel yayın yönetmenine telefonda sapladım: “Bir grup var, en meşhur şarkılarını duymuşsunuzdur, Tubthumping.” Çeneyi otomatiğe aldım ya arkasını getirdim: “Bunlar müzikleri ile dünya görüşlerini bir potada eriten ve anti-faşist, yobaz düşmanı aktivistler. Ama müziği, militan bir yaklaşımla sömürmüyorlar. Sisteme, müziği ‘iyi’ yaparak meydan okuyorlar.”

 

İşi satıyorum ya, sondan bir önceki mermi geliyor: “Örneğin Avusturya’da faşist Haider çoğunluğu kazandığında, Viyana konserlerinde ‘Enough is Enough’ adlı şarkılarını -ki meali ‘Yeter Be Yeter! Basın Kıçına Tekmeyi Faşonun’- bedava dağıttılar, anti-faşist isyana destek için. Şimdi ben bunlarla, Batı’nın hazımlı, kibirsiz ‘farkında’ insanları olarak; Türkiye, bölge coğrafyası, ifade özgürlüğü gibi konularda konuşmak istiyorum. İşi bitireyim mi?” Yanıt kısa oldu: “Hemen.”

 

Grup basın için programlanan beş saatin dördünü Tempo’ya ayırmıştı. Foto muhabirimiz Çağrı Kılıççı, kulüpte çekim hazırlıklarını yaparken, biz kulübün ofis binasına geçtik. Yazıyı destekleyecek fotoğraf nasıl olacak sorusunu yanıtlarken, söyleşi başlamıştı. (Görüşleri ortak olduğu için onlara Chumbawamba diyeceğim.)

                                                                                                    

- Bir bez afiş olacak önünüzde ve onun üzerinde “Pek iyi halt” anlamında “301. kere maşallah” yazacak?

Chumbawamba: Nedir bu?

 

- Bizim ceza kanunumuzda, bir vatandaş Türkiye hakkında olumsuz ifade kullanırsa ya da fikir beyan ederse, bunun cezalandırılacağına dair bir yasa maddesi bu?

C.: Ne yani, sizin ifade özgürlüğünüz yok mu?

 

- Var da, ifadenin biçimine bağlı.

C.: İfadenin biçimi nedeniyle mi cezalandırılıyorsunuz?

- Gibi.

C.: ... (Hayretle bana ve birbirlerine baktılar.) Peki, bu yasa hep vardı da niye şimdi gündemde?

 

- Şöhreti güncel bir romancımız nedeniyle? (Şimdi ‘farkında’ insanlarla konuştuğumun onayını alıyorum. Biri dönüp diğerlerine açıklıyor, beni de katarak konuşmaya.)

C.: Orhan Pamuk var ya, romancı... Bir konuşma yapmış, tarihle ilgili ve ne demişti? Ermeni...

 

- Soykırımı?

C.: Ondan dava açıldı, sonra dava düştü.

Diğer C.: Saçmalık.

İlk C.: Sanki Almanya’da mı, nerede yaptığı için daha ağır bir ceza alması söz konusu buna göre...

İlki dışında diğer ‘C.’ler birlikte: Ne var bunda, adam görüş belirtmiş. Orada ya da burada... Anlamadık?

 

- Anlatayım. Siz majestelerinize, “Kaçık kaltak” diyor musunuz şarkınızda, ifade olarak. Londra’da ya da İstanbul’da. Bu maddeye göre İstanbul’da söylemiş olsaydınız cezanız artacaktı.

C.: Kendinizi kandırmıyor musunuz? İfade ifadedir.

 

- (Yeni yetme donanımsız punk grubu olsa, “Hadi oradan, var mısınız yok musunuz?” diyeceğim; ama karşımda entelektüeller var.) Bizimki coğrafi olarak göreceli. Hatta eskiden cunta liderinin parodisi bir köşe yazarı (Mustafa Kamil Zorti) düşünce özgürlüğü var demişti. “Beynin bir lobundan diğer lobuna geçmesi serbest.”

C.: Bizim açımızdan bir sakıncası yok?

 

- “Sakıncası yok” derken hangi anlamda söylediniz. Siz asgari müşterekte, mesela anti-faşizmde uzlaştığınız her şeyi protesto ediyor musunuz?

C.: Ne demek bu?

 

- Yani siz hazır kıta protestocular mısınız? Sabah kalkınca ilk iş protesto gündeminize bakıp, dolaptan o protestonun ceketini mi alıp giyiyorsunuz?

Proleter bıyıklı C.: Oha! “Asgari müşterek” kavramına haksızlık olmuyor mu bu?  Bir kere bizim ortak noktamız tutku. Bu tutku müzik. Müziğimizin temelinde anti-faşizmin yanı sıra savaş aleyhtarlığı daha baskın. Şarkılarımız genelde savaş karşıtıdır. Günün sonunda müzik yapmaktan keyif alan bir grubuz.

 

- Tamam, anladım. Amacım hafiften ajite etmekti sizi. Konuşmamız Zappa’yı haksız çıkaracak galiba... Şimdi büyük soru: Sizler Batı’nın ‘düzgün’ insanları olarak, Avrupa Birliği yolundaki Türkiye’yi, bölgeyi nasıl görüyorsunuz?

C.: Haritaya baktığımızda, Türkiye’yi kocaman bir ülke olarak görüyoruz, nüfusu ile birlikte. Türkiye’nin Avrupa topluluğuna girmesi ya da yüzünü Batı’ya çevirmesi, Batı kapitalizmi için önemli. Petrolün, enerji kaynağının sınır komşusu olacak. Bu, enerji kaynaklarına müdahale etmeye ve kontrol altında tutmaya yarayacak. Bizim oradan bakınca görünen bu. Ancak kapitalizm bunu, AB süreciyle mi gerçekleştirir, yoksa o an için kendine en uygun rejimle arasını iyi tutarak mı yapar, belli mi olur bu? Kapitalizm bu.

Sessiz C.: Son birkaç yıl içinde Türkiye, Avrupa gazetelerinin Ortadoğu sayfalarından baş sayfalara, AB sürecinde izlenen bir büyük ülke olarak girmeye başladı. Bu da bizlere Türkiye’nin o kadar da uzakta olmadığını gösterdi. Bu yoldaki bir Türkiye’de, bizim böyle bir fotoğraf çektirmemizden daha doğal ne olabilir. Sorgulayacağız tabii ki.

Proleter bıyıklı C.: Avrupa’nın, sermayenin asıl aradığı yeni pazarlar. Türkiye gibi bölgeler Batı kapitalizmi için köprü görevini görmekte. Kapitalizmin yayılmacı mantığının bir duruşu bu. Eski Doğu’nun çöküşü kapitalizm açısından para ve güç demek. Bir şey sorabilir miyim? Siz Türkler bu Avrupa yolunu nasıl görüyorsunuz? Bu birleşme Türkler için ne ifade ediyor?

 

- (Al sana Zappa...) Türkiye’de genel olarak iki yaklaşım var. Birincisi, AB’ye girişin ertesi günü refaha kavuşulacağı beklentisi. Bu da doğal herhalde. İkincisi ise AB’yi bir ideal olarak görmek. Yani bu yolda yapılan sosyal ve fikri dayatmaların aslında kendiliğinden olması gerektiğine inanmak. Ama bunu bana sorarak nereye varmak istediğinizi anlayamıyorum? Çünkü ancak kendi görüşümü söyleyebilirim.

 

Proleter bıyıklı C.: Bak, şimdi ortak zemine geliyoruz. (Gülümseyerek.) Bu süreçte iletişim var. Ben senin görüşlerinden, Türkiye’de de diğer katılanlar gibi refah peşinde koşanlar dışında, ideal için yürüyenler olduğu görüşümü pekiştirdim. Bunu orada, “Türkiye’de idealistler de var” biçiminde savunacağım. Fikir peşinde koşanlar, düşünceli insanlar olduğunu söyleyeceğim.

 

- Öyleyse şunu da ekleyeyim. Ülkemizin dilinizdeki anlamı hindi. “Ülkeye bak, hindi gibi ‘düşünür’ insanlar var” denebilir.

C.: Hadi ya doğru bak. Düşünceli insanların ülkesi Turkey.

 

- Dahası da var. Bizim köpeklerimiz nasıl havlar biliyor musunuz? “Hav hav” diye. Yani İngilizcedeki ‘how?’ sorusuna yanıt ararlar.

C.: Vay be, ülkenin köpekleri bile filozof. ‘Nasıl’ sorusunun peşinde: “Nasıl oluyor”, “Nasıl dünya dönüyor”, “Nasıl yaşıyorum”...

 

- Sizin afişinizde ne yazardı?

Ortak kararları sonucu proleter ‘C.’ not defterimi ve kalemimi alarak yazdı:

Savaş terörizmdir, daha büyük bütçeli.

WAR IS TERRORISM WITH A BIGGER BUDGET

----------------------------------------------

Bu şarkıları ücretsiz

 

http://www.chumba.com/Chumbawambadownloadsound1.html adresinden grubun başta ‘Enough is Enough’ (tek bir atış faşonun kafaya) Haider versiyonu ve en dans edilebilir yorumuyla ‘Ciao Bella’ (2001’de G8 toplantısını protesto eden Carlo Giuliani’nin öldürülmesi üzerine yazdıkları) gibi parçalarını indirebilirsiniz. Malına sahip olmak bu oluyor işte. Ha bir de EMI’in, İngiltere başbakanının elinden kurtardığı ‘Tony’ adlı parçayı.

Chumbawamba ne demek?

“Bir araya geldiğimizde tepkili pek çok grup vardı. Ve politik olarak çok iddialı isimler alıyorlardı kendilerine. Biz bu nedenle bir araya toplanmış bu harfler topluluğunu seçtik. Bizim için Chumba ya da Wamba denmesi fark etmez. Baş harflere tersten bakarsanız kenefin sembolüdür, WC. Çişin geldiğinde seçmek için çok şansın yoktur. Aynı yerdir sonuçta.”



                                                                ________________________________

Haber: Bora ÇİFTÇİ
Fotoğraf:
Çağrı KILIÇÇI

03.02.06



[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.