Tempo Online

 
SON DAKİKA
Küresel Isınma : Avrupa Uzay Ajansı, buzulların kapladığı alanın uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini ve Avrupa'dan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını duyurdu   Irak : Irak'taki radikal Şii lideri Mukteda Sadr'a bağlı siyasi hareket, Şii koalisyon hükümetinden çekilme kararı aldı   Turizm : Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının 6 milyona yaklaştığı bildirildi   Afganistan : İngiltere, Taliban'ın Afganistan'daki İngiliz askerlerine saldırılarda Çin yapımı silahlar kullandığını bildirerek, Çin'e şikayette bulundu   Secret : Rhonda Byrne'ın yazdığı ve dünyada çok satanlar arasında ilk sıralarda yer alan ''Secret (Sır)'' adlı kitap, Türkiye'de de 4 aydır okurların en çok tercih ettiği eser oldu  
ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu, röportajımız nedeniyle Cuma namazına yetişemeyince böyle dedi:
''Engellileri konuşmak en büyük ibadet''

Erkan Mumcu
Erkan Mumcu

Tempo’nun başlattığı ‘Engeller Kaldırılsın’ kampanyasının bu haftaki konuğu ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu oldu. Engellilere ilişkin projelerini anlatan Mumcu, bugünkü birçok uygulamayı da eleştirdi.

--------------------- -----------------------

Sandalyeye oturmadı çünkü...

 

Söyleşiyi gerçekleştirmeden önce Erkan Mumcu’ya tekerlekli sandalyede fotoğrafını çekmek istediğimizi söyledik. Mumcu, tekerlekli sandalyede fotoğraf vermeyi doğru bulmadığını ifade ederken, nedenini şöyle açıkladı: “Tekerlekli sandalyeye oturup fotoğraf verebilirim elbette. Ancak bunun samimi bir davranış olacağını düşünmüyorum. Çünkü herkes biliyor ki, ben bu sandalyeden kısa bir süre sonra kalkacağım. Sandalyeye oturup, birkaç dakika bu sandalyeyle ilerlemeye çalışarak engellilerle empati kurulabileceğine inanmıyorum. Bir engellinin neler hissettiğini ve ne gibi güçlüklerle karşılaştığını bu şekilde anlayamayız.”

Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu’yla söyleşiye oturduğumuzda, Cuma günü öğlen saatleriydi. Mumcu’nun ilk cümlelerinden biri, “Cuma namazına gideceğim, yetişir miyim?” oldu. Ama söz uzadı ve Mumcu’ya “Cuma’ya yetişemeyeceksiniz” uyarısında bulunmak da bize düştü. Ancak yanıtı, “Engellileri konuşuyoruz. En büyük ibadet budur” oldu.

 

Söyleşinin en hararetli kısmında Mumcu, AKP hükümetinde bakanlık görevini yürütürken gündeme getirdiği, ancak kabul görmeyen projesini anlatmaya başladı: “Engellilere fırsat eşitliği verilmesi siyasi ilke olmalı. Sosyal hizmetlerin yaygınlaştırılması için mahalle ve köy ölçeğinde bu hizmeti sunan kurumlar yaratacak projemiz var. Her mahallenin, kendi sakinlerinden oluşacak bir sosyal dayanışma ve sosyal hizmet vakfı olacak. Bağışlar vergiden muaf olacak. Devlet burada sosyal hizmet uzmanları istihdam edecek. Genel bütçeden yerel yönetim bütçelerine, yerel yönetim bütçelerinden de bu vakıflara aktarmalar yapılacak.”

 

Mumcu’ya, “Peki, kaynak nereden bulunacak” diye sorduğumuzda yanıtı hazır: “Sonuçta yeni oluşan kentsel rant kaynağı projeler, aynı zamanda sosyal yükler de getiriyor. Eğer bu sosyal yüklere, o sosyal çevre katlanıyorsa, rantın da ortağı olmak durumundadır. Engellileri korumak amacıyla, o çevrede kurulmuş sosyal hizmet vakfı, o kentsel çevrede var olan kültürel miras koruma otoriteleri, kentsel imar değerinin belli bir oranda ortağı olacaklar. Bence kaynak sorununun çözüleceği yer de burasıdır.”

Mumcu şöyle devam ediyor: “Önerdiğim projenin bana göre değerli tarafı, insani olmasıdır. Burada amaç, komşuluk kültürü içinde, ortak yaşama kültürü içinde, ortaklaşa yaşadığımız hayatı her şeyiyle paylaşmanın araçlarını kurmaktır.

 

Engelliler hakkında konuşurken söz edilmesi gereken iki temel kavram, empati ve fırsat eşitliği: Empati, her şeyden önce varlığını tanıma, varlığından haberdar olma ve varlığına saygı duymadır. Fırsat eşitliğine gelince: Bu noktada ilk mağdurlar kesinlikle engellilerdir. Nedeni, sistemin eşitlik konusundaki duyarsızlığı ve insanların korktuklarını yok sayma eğilimi.”

 

“Engelliler kampına hayır”

 

Mumcu, engellilere ilişkin politikaların asla izolasyon temelli olmaması gerektiğini belirtiyor: “Engelliler okulu, engelliler kampı, engelliler köyü gibi engellileri bir yerde toplayan ve toplumdan izole eden her şey, bana ortaçağa özgü bir düşünme ve davranış biçimiymiş gibi geliyor. O bakımdan, bunu insanlık dışı buluyorum. Engelliler engelli olmayan çocuklarla birlikte aynı okullara gitmeliler. Mümkün olan her düzlemde beraber olmalılar. Tedavi amaçlı özel çalışmalar dışında, her çeşit ayrıştırmaya karşıyım ve bunun bir insanlık suçu olduğunu düşünüyorum.”

 

Devletin, 50 kişilik personeli olan işletmelere iki özürlü personel istihdamını zorunlu tutan uygulamasını eleştiren Mumcu, çözüm önerisini şöyle anlatıyor:

 

“Engelli istihdamında zorlamayla sonuç alınamaz. Özendirilmeli. Engelliler üzerindeki vergi yükü tamamen kalkmalı. Ben iktidar olduğumda bunu kesinlikle yapacağım. Ama bunun şimdi yapılmasını istiyorum. Şerefi de yapanlara ait olsun.”

 

Sınavla işe almak hata

 

Erkan Mumcu, toplumun genelinde olduğu gibi, engelliler arasında da kadınların erkeklere göre dezavantajlı olduğunu ifade ederken, “Engelli nüfus içinde, her 100 engelli erkekten 20’si iş sahibiyken, kadınlarda bu oran yüzde 7’ye düşüyor” diyor. Tasarladıkları projedeki mahalli sosyal hizmet vakıflarının, özellikle çalışmayan kadınların sosyal yaşama katılmaları için de büyük bir imkân yaratacağını dile getiren Mumcu, yapılması gereken tek şeyin çerçeve bir yasa oluşturmak olduğunu ifade ediyor.

 

Kamuya alınacak engelli personele sınav yapmayı doğru bulmadığını söyleyen Erkan Mumcu, bakanlığı döneminde işe alınacak engelli personeli seçmek için yaptığı farklı uygulamayı şöyle anlatıyor: “Engelli personel alımında, 900 tane müracaat var. Bana diyor ki, ‘Sınav yap, dokuz tane eleman al’. Ben, adaylara kura çektirdim. Hiç olmazsa gelenlerin kalbini kırmamış oldum. Zaten yetersizlik duygusuyla gelene; kazanamayınca, ‘Sen yetersizsin’ demiş olmadım.”

                                                                ________________________________

Haber: Aysun DOĞAN
Fotoğraf:
Bülent ERCAN

10.02.06

...



[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.