Tempo Online

 
SON DAKİKA
Küresel Isınma : Avrupa Uzay Ajansı, buzulların kapladığı alanın uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini ve Avrupa'dan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını duyurdu   Irak : Irak'taki radikal Şii lideri Mukteda Sadr'a bağlı siyasi hareket, Şii koalisyon hükümetinden çekilme kararı aldı   Turizm : Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının 6 milyona yaklaştığı bildirildi   Afganistan : İngiltere, Taliban'ın Afganistan'daki İngiliz askerlerine saldırılarda Çin yapımı silahlar kullandığını bildirerek, Çin'e şikayette bulundu   Secret : Rhonda Byrne'ın yazdığı ve dünyada çok satanlar arasında ilk sıralarda yer alan ''Secret (Sır)'' adlı kitap, Türkiye'de de 4 aydır okurların en çok tercih ettiği eser oldu  
Sekiz milyon engelliden biri olan 10 yaşındaki Beyza, hayata dedesiyle tutunuyor
''Bir öpücüğüm onu iyileştiriyor''

Henüz 10 yaşındaki Beyza, ‘serebralpalsi’, yani ‘beyin felci’ hastası. Ancak, aynı hastalıkla mücadele edenlere oranla çok daha şanslı. Dedesi ve anneannesiyle yaşayan Beyza, onlar sayesinde sokağa çıkıyor, özel eğitim alıyor... Her şeyden önemlisi, sevgi ve ilgiyle büyüyor.

Sarışın, yeşil gözlü, tatlı dilli, güler yüzlü, süslü, şair ruhlu... Henüz 10 yaşında bir melek, minik Beyza. Dünyaya ‘merhaba’ dediğinde henüz 8 aylıkmış. Anne kucağıyla değil, bir kuvözün bağrıyla tanışmış ilk olarak. 21 gün nefes almaya çalışmış ‘yapay rahimde’. Ancak, ‘camdan kabinin’ içindeki beceriksiz oksijen, beynine kadar gitmeyi becerememiş. Böylece ‘serebralpalsi’, yani ‘beyin felci’ olan hastalıkla mücadelesi başlamış. Anne ve babası Beyza’nın doğumundan kısa bir süre sonra ayrıldıkları için, dedesi ve anneannesiyle yaşama tutunmuş. İkisini de çok seviyor, ancak dedesinin yeri bambaşka. Hekimlerin söylediklerine göre Beyza, ‘spastik çocuklar’ kategorisine giriyor. Ancak sanılanın aksine, ‘spastik’ çocukların hepsi zihinsel engelli olmuyor.

 

Araştırmalara göre, zihinsel engelli grup, bu çocukların sadece % 40’ını oluşturuyor. % 60’ı ise iyi bir rehabilitasyon ile sağlıklı çocuklarla aynı okulda eğitim görebilecek, meslek sahibi olabilecek, hayatta iyi noktalara gelebilecek durumda oluyorlar. Bizim görüştüğümüz minik Beyza ise işte bu iyi örnekler arasında yer alıyor. Henüz tek başına yürüyemiyor; ancak zekâsı, hiç de küçümsenecek derecede değil. Örneğin, dedesinin hakkını asla ödeyemeyeceğinin kesinlikle farkında. Çünkü pek çok engelli çocuğun aksine Beyza, dedesi sayesinde, doğduğundan beri iyi bir eğitim ve rehabilitasyon görüyor, onun sayesinde evden dışarı çıkıp gezebiliyor...

 

“Beyza beni hayata bağlıyor”

 

Kısaca ‘Süper Dede’ diyebiliriz 57 yaşındaki Ekrem Özkaymaz’a. Ekrem Dede büyütmüş ve bugünlere getirmiş dünya tatlısı Beyza’yı. Bir turizm şirketine sahip olan Ekrem Dede, maddi durumu iyi olması nedeniyle Beyza’nın bugüne kadar hiçbir ihtiyacını eksik etmemiş. Sadece Beyza’yı değil, maddi durumu kötü olan pek çok ailenin engelli çocuğuna maddi destekte bulunarak hayata kazandırmaya çalışıyor Ekrem Dede...

 

Ekrem Bey, hayatını torununa adamış bir insan. Beyza’yı büyütene kadar çok sıkıntı çektiklerinden, sürekli doktorlarla bir arada olduklarından söz eden Ekrem Bey, bundan hiçbir zaman şikâyetçi olmadığını da ısrarla sözlerine ekliyor: “Beyza, Allah’ın bir lütfu. O, beni hayata bağladı. Çok akıllı bir çocuk. Çok güzel cümleler kuruyor, çok güzel Türk sanat müziği söylüyor, ona verilen özel eğitimi sayesinde zekâsı da gittikçe ilerliyor. Bana o kadar pozitif enerji veriyor ki, onsuz yaşamam mümkün değil. Çok duygusal, çok sevecen, çok güler yüzlü bir çocuk. Aldığı eğitim sayesinde, ileride bir meslek sahibi olmasını umuyorum. İyi bir öğretmen ya da bir hemşire olabilir. Beyza’yla olan ilişkim, bu yazıya sığmaz. Anne-babası ayrıldı, ancak barışma ihtimalleri var. Bu, Beyza için çok iyi olur.”

 

Beyza her gün Oxford Turca Çocuk Rehabilitasyon Merkezi’nde özel eğitim görüyor. Burada fizyoterapi, havuz seansları, psikolojik danışmanlık, bireysel eğitim, el becerileri gibi eğitimlerden geçiyor. Dedesi ve anneannesi, Beyza’yı mümkün olduğu kadar toplum içine sokuyor, sık sık engelli olmayan çocuklarla da bir arada olmasına özen gösteriyorlar: “Engelli çocuklara yapılacak en büyük kötülük onları evde tutmak. Parka, sokağa, kapının önüne bile olsa mutlaka dışarı çıkarılmalılar” diyor Ekrem Bey. Türkiye’de engellilere verilmiş herhangi bir hizmet olduğuna inanmadığını sözlerine ekleyen Ekrem Bey, “Türkiye’de engelli insanların yaşam hakkı yok” diyerek, her şeyin göstermelik olduğunu savunuyor. Ekrem Bey’in ailelere önerisi ise engelli çocuklarını kabullenmeleri: “Ben engelli çocuğu olan bir aileyim ve hayatımı engelli insanlara adamışım. Bu insanlarla yaşamak çok zevkli, çünkü engelli insanlar daha verici, daha sevecen, onların verdikleri pozitif enerji hem kendilerini hem de sizi hayata bağlıyor. Engellilerle yaşamayı öğrenmemiz lazım. Başta engelli çocukların aileleri bunu öğrenmeli. Onların yaşam kalitesini yükseltmek hepimizin asli görevi.”

 

“Bir öpücüğüm onu iyileştiriyor”

 

10 yaşında olmasına rağmen hâlâ okuma yazma bilmiyor Beyza. Çünkü gözleri, maalesef hâlâ tek bir noktaya sabit bir şekilde bakamıyor. Ancak çok güzel şiir ‘yazıyor’ kafasında. Bizim için de hemen bir şiir yazmasını istiyoruz, ancak bu şiir yazma işinin ‘aceleye gelemeyeceğini’ söylüyor bize kibarca. Sıcak bir sohbete dalıyoruz Beyza’yla. Sohbetin ana konusu ise ‘Süper Dede Ekrem’. Beyza başlıyor anlatmaya. Dedesiyle geçirdiği 10 yılı 10 dakikaya sığdırmaya çalışıyor. “Ben dedemin ilacıyım” diye başlıyor sözlerine. “Onun canı sıkıldığında, hasta olduğunda, kendini kötü hissettiğinde bir öpücüğüm onu iyileştiriyor. Onu çok seviyorum, çünkü hep iyiliğimi düşünüyor, bana hediyeler alıyor, beni sık sık koynuna alıp seviyor. Ben de ona bakıyorum. Ona her akşam sütünü ben içiriyorum, meyvesini, ilaçlarını ben veriyorum. Daha sonra da yatağına yatırıyorum. Ben olmasam hiçbir işini yapamaz” şeklinde sözlerine devam ederken, Ekrem Dede’nin gözyaşlarını tutamadığını fark ediyoruz.

 

Ama Beyza susmuyor. Dedesi gibi turizmci olmak istediğini, zaman zaman gidip ofisinde telefonlara baktığını, gezmeyi çok sevdiğini anlatırken, İstanbul’da gezecek bir yerin olmadığından da şikâyet ediyor aynı zamanda. Ve kısa sohbetimizi Beyza’nın söylediği “Yalnız benim için, bak yeşil yeşil” adlı Türk sanat müziği eseriyle noktalıyor, onun o güzel ‘yeşil bakışlarını’ bir gün tekrar görmek ümidiyle kendisiyle vedalaşıyoruz...

                                                                                                            

Prof. Dr. Şafak Sahir Karamehmetoğlu - İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

 

“Rehabilitasyonla spastik çocukların % 80’i yürüyebilir”

 

Spastik çocukların sayısı ülkemizde 600 bin civarında. Spastik çocuklar, beyinde herhangi bir nedenle hasar oluşmuş ve buna bağlı, çeşitli fiziksel, bazen de zihinsel özürlülükleri olan çocuklar. Bu çocuklara biz tıpta ‘serebralpalsi’ diyoruz. Bu rahatsızlığın Türkçedeki tam karşılığı ‘beyin felci’dir. Beyza’nın hastalığı da bu. Spastik çocukların hepsi zihinsel özürlü olmuyor. Spastik olup da üniversite bitiren, meslek sahibi olan çok insan var. Eğer bu bebekler doğumdan itibaren iyi bir eğitim ve rehabilitasyon alırlarsa, tamamen sağlıklarına kavuşamazlar; ancak yaşam kaliteleri çok yükselir. Rehabilitasyon çocuğa özel hazırlanmalı. Eklemlerin ve kasların güçlenmesi açısından, bu çocuklarda fizyoterapi çok önemli. İyi bir fizyoterapi ve rehabilitasyonla bu çocukların % 80’i yürüyebilir hale geliyor. Bunun yanı sıra özel eğitimi, konuşma terapisi gibi eğitimlere de yer verilmeli. 0-3 yaş dönemine biz çok önem veriyoruz. Çünkü terapiden en fazla verimi ilk 3 sene içinde alıyoruz. Beyin bu dönemde olgunlaşıyor. Ancak 20 yaşında bile başlanan bir rehabilitasyonla, spastik bir kişiye çok şey kazandırabilir, yaşam kalitesini yükseltebilirsiniz.

 

Maalesef Türkiye’de gereksinimi olan insanların sadece % 1-2’si kurumsal rehabilitasyona ulaşabiliyor. Eğitimle, bu çocuklar ileride meslek sahibi de olabilirler. Ancak spastik çocukların ülkemizde sadece binde biri her gün işe gidiyor. İsviçre’de ise bu oran % 75. Engelliler için ‘özel’ bir şeyler yapmak yanlış. Onlara özel bir şeyler yaparak toplumdan soyutlamak, Nazilerin ‘izolasyon kampları’ felsefesinden farksız.



Engelli çocuklar için İstanbul'da yeni bir merkez açıldı




 

Oxford Turca-Çocuk Rehabilitasyon Merkezi

 

Merkezde neler yapılıyor?

 

-Özel eğitim

-Aile eğitimi

-Psikoterapi

-İşitme terapisi

-Görme terapisi

-Konuşa terapisi

-Yeni tekniklerle fizyoterapi

-Havuz egzersizleri

 

Hangi hastalıklar üzerinde duruluyor?

-Otizm

-Hiperaktivite

-İletişim güçlüğü

-Dikkat dağınıklığı

-Öğrenme güçlüğü

-Anlatım bozukluğu

-Zekâ geriliği

-Konuşma bozuklukları

-Yaygın gelişimsel bozukluk

-Genetik ve metabolik hastalıklar

                                                                ________________________________

Haber: Bade GÜRLEYEN
Fotoğraf:
Serkan ŞENTÜRK

10.02.06

...



[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.