Tempo Online

 
SON DAKİKA
Küresel Isınma : Avrupa Uzay Ajansı, buzulların kapladığı alanın uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini ve Avrupa'dan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını duyurdu   Irak : Irak'taki radikal Şii lideri Mukteda Sadr'a bağlı siyasi hareket, Şii koalisyon hükümetinden çekilme kararı aldı   Turizm : Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının 6 milyona yaklaştığı bildirildi   Afganistan : İngiltere, Taliban'ın Afganistan'daki İngiliz askerlerine saldırılarda Çin yapımı silahlar kullandığını bildirerek, Çin'e şikayette bulundu   Secret : Rhonda Byrne'ın yazdığı ve dünyada çok satanlar arasında ilk sıralarda yer alan ''Secret (Sır)'' adlı kitap, Türkiye'de de 4 aydır okurların en çok tercih ettiği eser oldu  
Özürlüler İdaresi Başkanı Dr. Mehmet Aysoy, engelleri kaldırmak için işe ilkokullardan başlayacaklarını söylüyor
İşaret Dili, seçmeli yabancı dil olacak

            Devlet engelleri böyle kaldıracak:                     

 

- Ulusal işaret dili geliştirilecek ve bu dilin yaygınlaştırılması sağlanacak

- İşaret dili, ilkokul müfredatına seçmeli yabancı dil dersi olarak konacak

- Engelliler için gerekli mimari altyapı eksikliği 2010’a kadar giderilecek

- Yerel yönetimler, engellilerin istihdamı için, bölgelerindeki engellilere mesleki rehabilitasyon hizmeti verecek

--------------------- -----------------------

Engellilerin toplumsal hayata uyumunda oluşan sorunlardan biri de, Türkiye’de henüz bir ulusal işaret dilinin geliştirilmemiş olması. Halen dudak okuma yönteminin kullanıldığı işitme engellilerin akademik eğitiminde, yöntem değişiyor. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanı Dr. Mehmet Aysoy, işitme engellilerin eğitim yöntemindeki değişikliği ilk kez Tempo’ya açıkladı:

 

“İşaret dilini, ilköğretim okulları müfredatına seçmeli yabancı dil dersi olarak koyacağız. Bu konuda yasal düzenleme yapılıyor. İşaret dili kullanımını yaygınlaştırmak zorundayız. Aksi halde her işitme engelli yanında tercüman taşımak zorunda kalır. Akdemi bütün eğitimini dudak okuma yöntemine göre kurmuş. Bu, bütün yükü engelliye vermek demek. Çünkü kulakları duymayan engelli, karşısındakini anlamaya gayret ediyor. Bütün çabayı o sarf ediyor. Sizin de çaba gösterip öğrenmeniz gerekiyor. Ama Türkiye’de işaret dili, iki işitme engellinin birbiri ile iletişim kurması için var gibi algılanıyor.”

 

Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nca hazırlanan Türkiye’nin ilk Özürlüler Kanunu geçen temmuz ayında yürürlüğe girdi. Ancak kanunun tam olarak uygulanabilmesi için, özellikle mimari gibi altyapı çalışması gerektiren eksiklikler nedeniyle, engelliler en erken 2010 yılına kadar bekleyecek gibi görünüyor. İngiltere’de ‘özürlü sosyolojisi’ alanında akademik çalışma yapan ve Türkiye’de bu konudaki ilk kitabı yazan Dr. Mehmet Aysoy, Özürlüler Kanunu’nun getireceklerini ve Türkiye’de kanunun uygulama aşamasında çıkacak sorunları şöyle sıraladı:

 

“Avrupa Birliği ülkelerinde Eşitlik Kurumları denen, ayrımcılığı doğrudan takip eden ve görüş veren kurumlar var. Özellikle engellilere yönelik olmak üzere her türlü ayrımcılığın son bulması için bu kurumlara ihtiyacımız var. Bu kurumların kurulması için gerekli altyapı çalışmaları yürütülüyor. Ama bu çalışmalar kısa vadede özürlülerle ilgili ayrımcılığa çözüm getiremez.”

Hazırladıkları Özürlüler Kanunu’nda da ayrımcılığı engelleyecek düzenlemeler yaptıklarını dile getiren Dr. Mehmet Aysoy, “Türkiye’deki koşullar nedeniyle bir açmazımız var. Avrupa Birliği ülkelerinde, özürlülerle ilgili çıkarılan mevzuat, ülkenin her yerinde kolayca takip edilebiliyor. Çünkü Avrupa, kentli bir toplum. Oysa Türkiye’nin kırsal alanlarında henüz bazı kurumları işletme şansımız yok” diyor.

 

0-3 yaş erken müdahale üniteleri yok

 

Türkiye’deki okul öncesi eğitim sisteminde yapısal bazı eksiklikler olduğunu vurgulayan Aysoy, bu eksiklikleri şöyle anlatıyor:

“Türkiye’de, eğitim çağını 6-18 yaş aralığı üzerine kurmuş bir sistem bulunuyor. Bugün engelli doğumlarını, hastanelerle ve doğumevleriyle bağlantıda olduğumuz için anında takip edebiliyoruz. Aldığımız bilgilerle bir veri tabanı oluşturuyoruz. Ama engelliye ve ailesine doğumundan üç yaşına kadar ihtiyacı olan hizmeti veremiyoruz. Çünkü erken müdahale ünitelerimiz yok. Temel olarak 0-3 yaş erken müdahale altyapısını kurmamız gerekiyor. Engellileri, sağlıklı yaşıtlarıyla aynı koşullarda, aynı okullara ancak böyle yönlendirebiliriz.”

 

Sosyal hizmet alanını kamu tekelinin dışına yerleştirmenin Türkiye’nin açmazlarından biri olduğunu dile getiren Dr. Mehmet Aysoy, sorunu şöyle anlatıyor:

 

“Ülke olarak, sosyal hizmeti çok insani veremiyoruz. Gönüllülük ve memurluk aynı eksende kesişmiyor. Memuriyetin ve gönüllülüğün kesiştirilmesi için, o gönüllülüğün sürdürülebilir hale getirilmesi gerekiyor. Türkiye’de engelli hizmetlerini gönüllülerin devralmasını, hizmetlerin sivil toplum örgütleri tarafından yürütülmesini istiyoruz. Bu nedenle bakım yönetmeliklerinde gönüllü kuruluşlara öncelik tanıdık. Onlar zaten bu işi yapıyor. Biz onlardan hizmet satın alalım. Dünyada da bu iş böyle işliyor.”

 

Engellilere gönüllü hizmet veren sivil toplum kuruluşlarında son dönemde hızlı bir gelişme olduğunu belirten Dr. Aysoy, “Artık bakım hizmeti verecek elemanların sertifikalarını sivil toplum kuruluşları veriyor. Bu önemli bir gelişme” diyor.

 

“Rampa, görme engelliye engel”

 

Ulaşılabilirliğin mekânsal anlamından öte, kültürel ve sosyal bir anlamı bulunduğunu ifade eden Dr. Mehmet Aysoy, ilk göze çarpan tekerlekli sandalyeler olduğu için, tekerlekli sandalyelere ulaşılabilirlik sağlayan önlemler alındığını söylüyor. Aysoy, bu çalışmaları şöyle eleştiriyor: “Olur olmaz her yere rampa koyuyorlar. O rampaların görme engelliler için birer engel olduğunun farkında bile değiller. Her engel türüne uygun mekânsal ulaşılabilirlik projelerini ortaya koymamız gerekiyor.”

 

Engelli dostu mekânlar konusunda çalışmalar yapılmaya başladığını ifade eden Dr. Aysoy, İstanbul ve Ankara’da pilot uygulamaların yürütüldüğünü dile getiriyor. Bu konuda mimari açısından örnek alınması gereken Japonya’nın Takayama kentini şöyle anlatıyor Dr. Aysoy: “Japonya’nın engelli dostu kenti Takayama’yla ilgili bir rapor hazırladık. O şehirde, hem yaşlılar hem bebek arabaları hem engelliler aynı mekânda bulunabiliyor. Rampa yapmak gerekmiyor.”

 

Engelleri toplum yaratıyor

 

Engelliliğin toplumsal bir durum olduğunu dile getiren Dr. Aysoy, “Bir engellinin, engelli hale gelmesinin nedeni toplumsal duyarsızlık. Engelli olmaları dışarı çıkmalarına engel değil. Engellilerin engellerini toplum yaratıyor. Engellileri düşünmeden merdiven koyuyoruz, gerekli yerlere rampa koymuyoruz. Onun hareket alanını biz daraltıyoruz” diyor. Dr. Aysoy, “Engeller kaldırılsın” sloganını da kendilerine yönelik bir mesaj olarak kabul ettiğini söylüyor.

 

Özürlüler Kanunu’nun tanıtımı için kullanılan, “Hayatı paylaşmak için engel yok” sloganından yola çıkılarak bir logo hazırlandı. Tanıtım boyunca afişlerde kullanılan sloganın logo haline getirilme nedenini Dr. Aysoy şöyle ifade ediyor: “Bu slogandan yola çıkarak hazırlanan logo, bir dönem sonra engelli dostu mekânlara verilecek. Bir mekânın kapısında bu logonun bulunması engelli için, bu mekânda herhangi bir engelle karşılaşmadan rahatça dolaşabileceği anlamını taşıyacak. Aynı zamanda bu logo, mekânları engelli dostu mimariye teşvik edecek. Ulaşılamaz mekânlar da bu logoyu almak için çaba gösterecek.”

 

Türkiye’de Özürlüler Kanunu’nun altyapı çalışmalarının beş yıl içinde tamamlanacağını ifade eden Dr. Aysoy, “Bize kalsa süreyi iki yıl yapacaktık ama doğudaki yoksulluğun çalışmalarımızı etkileyeceğini düşündüğümüz için beş yıla uzattık” diyor.

 

“İstihdam politikası değişecek”

 

Engelli istihdamında yanlış politika izlendiğini dile getiren Dr. Aysoy, var olan istihdam politikasına yönelik eleştirisini şöyle dile getiriyor:

 

“İstihdam politikasını temelden değiştireceğiz. Türkiye’de ceza sistemine dayalı bir engelli istihdam politikası var. 50 kişiden fazla işçi çalıştıran işyerleri yüzde üç oranında engelli istihdam etmek zorunda. Bu kotaya uymayan işyerleri ceza ödüyor. İstihdam sağlanıyor ama engelliye mesleki rehabilitasyon verilmediği için kalıcı çözüm olmuyor. Engelli de verimli çalışamıyor.” Sorunu ‘korumalı işyerleri’ ve ‘mesleki rehabilitasyon’ ile çözmeyi hedeflediklerini söyleyen Dr. Aysoy, “Türkiye’de yerel yönetimler kendi bölgelerindeki engellilere mesleki rehabilitasyon hizmeti verecek. Yönetmelik yayımlandıktan sonra, Türkiye’de mesleki rehabilitasyon hizmeti veren özel sektör kuruluşları da oluşacak” diyor.

                                                                                                    

Hür Parti Genel Başkanı ve eski bakan Yaşar Okuyan

 

“Siyasi mevta olmadan tekerlekli sandalyeye oturdum”

 

Yaşar Okuyan, ‘Engeller Kaldırılsın’ kampanyasına destek vermek için tekerlekli sandalyeye oturarak fotoğraf vermek istediğini söyleyince, genel başkanlığını yaptığı Hür Parti Genel Merkezi’nde ziyaret ettik. Söyleşiyi Okuyan’ın makamının bulunduğu katta, fotoğraf çekimini ise giriş katında yaptık, çünkü parti merkezi binasında merdivenler tekerlekli sandalyeyi çıkaramayacağımız kadar dardı. Binanın girişinde, eski siyasi liderlerin fotoğraflarının olduğu duvarın önüne geldiğimizde Okuyan; Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve Necmettin Erbakan fotoğraflarını işaret ederek, “Siyasi mevtaların fotoğrafları önünde, siyasi mevta olmadan önce tekerlekli sandalyeyle fotoğraf çektiriyorum” diyerek tekerlekli sandalyeye yöneldi.

 

Tekerlekli sandalyeyi görünce “Oturabilir miyim acaba?” diye tereddüt eden Yaşar Okuyan, fazla kiloları nedeniyle sandalyeye oturmakta zorlandı ama sonuçta tekerlekli sandalyeli fotoğraf çekildi. Fotoğraf çekilirken Okuyan bir yandan da tekerlekli sandalyede poz vermekten kaçınan siyasileri eleştiriyordu: “Siyasi geleceğini düşünerek tekerlekli sandalyeye oturmayanlar, gelecekte siyasi engelli olmaya mahkûmdur.” Çekim yapılıp Yaşar Okuyan sandalyeden kalktıktan sonra, sandalyeyi taşınabilir hale getirmekte zorlandık; çünkü sandalyenin oturulan kısmı Yaşar Okuyan’ın ağırlığıyla eğilmişti. Tekerlekli sandalyeyi eski haline getirdikten sonra, büroya dönerken aklımızda bir soru vardı: “Fazla kiloları nedeniyle tekerlekli sandalye ve diğer yardımcı araçları kullanmakta zorlanan engelliler ne yapıyor?”

 ....

Haber: Aysun DOĞAN
Fotoğraf:
Fotoğraf: Bülent ERCAN

01.03.06

...



[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.