Tempo Online

 
SON DAKİKA
Küresel Isınma : Avrupa Uzay Ajansı, buzulların kapladığı alanın uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini ve Avrupa'dan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını duyurdu   Irak : Irak'taki radikal Şii lideri Mukteda Sadr'a bağlı siyasi hareket, Şii koalisyon hükümetinden çekilme kararı aldı   Turizm : Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının 6 milyona yaklaştığı bildirildi   Afganistan : İngiltere, Taliban'ın Afganistan'daki İngiliz askerlerine saldırılarda Çin yapımı silahlar kullandığını bildirerek, Çin'e şikayette bulundu   Secret : Rhonda Byrne'ın yazdığı ve dünyada çok satanlar arasında ilk sıralarda yer alan ''Secret (Sır)'' adlı kitap, Türkiye'de de 4 aydır okurların en çok tercih ettiği eser oldu  
Raffi Portakal
Türkiye'de bir MONET bir de RENOIR

2006 Kış Müzayedesi'yle unutulmuş eserleri su yüzüne çıkaran Raffi Portakal, Türkiye'deki koleksiyonerliği anlattı

Raffi Portakal
Raffi Portakal

Onu tanımayan yok gibi. Dededen, babadan müzayedeci ve adından sıkça söz edilen bir kişi Raffi Portakal. Tabii biz herkesin bildiği mevzulardan çalmadık kapısını. Merakımızı çeken 19 Şubat’ta yapılan 2006 Kış Müzayedesi ve orada satışa çıkarılan aile koleksiyonlarıydı. Binbir emekle biriktirilen aile koleksiyonları ne oluyordu da dağılıyordu? Yeni nesil ‘biriktirmeye’ meraklı değil miydi? Türkiye’de, dünyaca ünlü sanatçıların eserlerinden örnekler var mıydı? Ünlü müzayedeci, bize Türkiye’deki koleksiyonerliğin gelişimi ve iyi koleksiyonları anlattı.

                                                              

- Türkiye’de ortalama kaç koleksiyoner aile var?

Koleksiyoner olmakla eser biriktirmek veya onlara sahip olmak arasında çok ciddi farklar var. Ama dünyada da koleksiyoner sözcüğü zaman zaman yanlış kullanılıyor. O kadar ki, galeri koleksiyonu sözcüğü Batı’da da yaygın. Ama galeri demek, bir aktivitenin içinde yer alan bir pazarın kendisi demek. O sürekli bir alışveriş içinde. Bir günde bozulabilir, bir günde toplanabilir. Halbuki koleksiyonun bir bütün olma özelliği vardır. Benzer eserlerin yahut bir dönemi yansıtan eserlerin veya birkaç dönemin mukayesesini yapacak eserlerin yan yana gelmesi, belirli bir metodolojiyle yapılması gerekmektedir. Yani evinize koyacağınız sanat eserlerinin ille bir koleksiyon olması gerekmiyor.

 

- O zaman sorumu şöyle değiştireyim; yaptığınız tanıma uyan koleksiyoner aile var mı Türkiye’de?

Rahmetli Mesut Hakgüder gerçekten iyi ve bilinçli bir koleksiyonerdi. Tespih koleksiyonu yaptığı zaman; ne demek olduğunu, 99 tespihlerinin imamelerinin nasıl olacağını bilirdi. Tespihleri cinslerine, imamelerine, dönemlerine göre ayırabilirdi. Eksik bir parçasını bulduğu zaman da onu koleksiyonuna katabilmek için çaba sarf ederdi. Küçük koleksiyonlar büyük koleksiyonların doğmasına sebep olur. Onlar da belki bir zaman sonrasının müzelerinin doğmasına sebep olabilir. Nitekim Batı’da bunun örnekleri vardır. Mesela Metropolitan Müzesi onlarca ailenin çok önemli koleksiyonlarının bir araya gelmesinden oluşmuştur. Tabii sonra bağışlarla ve alımlarla genişletilmiştir.  

 

- Türkiye’deki özel müzeler de sanırım aile koleksiyonlarından yola çıkılarak hazırlandılar...

Aile koleksiyonunun yanı sıra bağışlar da var. Sadberk Hanım Müzesi’nde de, Sakıp Sabancı Müzesi’nde de, İstanbul Modern’de de bağışlar var. Pera Müzesi’nde henüz bağış var mı bilmiyorum. Konumuzun dışında olmakla beraber bir de Rahmi Koç Müzesi var ki, onu da gözden uzak tutmamak lazım. Rahmi Koç Müzesi’nde de bağışlar var. İnsanlarda müze yapma fikri, elbette ki eserleri sevmekten, onların kaybolup gitmesini istememekten olabilir. Ama biraz da ölümsüzlük simgesi değil midir? Dünya var oldukça adının anılmasını kim istemez?

 

- Koleksiyonerliğin Türkiye’deki gelişimi nasıl?

1970’lerin başında, Türk resmine duyulan ilgi çok azdı. Bana ve önerilerime güveniyorlardı ama “Biz bunları alsak nasıl değerlendiririz? Bunu bizden sonra hiç kimse almaz” diyorlardı. Böyle düşünenler çok yanıldılar ve bütün çekincelerine rağmen bu eserleri biriktirenler maddi-manevi çok kazandılar. Hele hat sanatına karşı büyük ilgisizlik vardı. Ama Sakıp Sabancı’nın bu konu üzerine eğildiğini, New York Metropolitan gibi çok önemli sanat merkezlerinin koleksiyona kapılarını açtığını görünce, bizim burjuvalar da “Bunda bir iş var” deyip hat sanatına sarıldılar. Ufak tesadüfler büyük sonuçlar doğurabilir. Bunu Sakıp Bey yapmasaydı, belki başkası yapacaktı. Bence Sakıp Sabancı meseleyi hızlandırdı.

 

- Koleksiyonerlerin özellikle ilgi gösterdiği alan ne?

Şu sıralar tablo koleksiyonerliği çok revaçta. Koleksiyonlerin şevkini kırmak için söylemiyorum ama toplanan eserlerin bir koleksiyon sayılabilmesi için belli özelliklerin olması gerekir. Mesela kişi “Ben Türk ressamların tablolarının koleksiyonu yapıyorum” diyebilir. Daha spesifik hale getirmek için “Ben Türk ressamların D grubunun koleksiyonunu yapıyorum” diyebilir. Kısaca daha da özelleştirilebilir. Bir eser topluluğuna ancak o zaman koleksiyon diyebiliriz.

 

- 2006 Kış Müzayedesi’nde pek çok aile koleksiyonu satışa çıkarılmıştı. Bin bir emekle toplanan aile koleksiyonlarının parçalanma nedenleri ne?

Koleksiyon bir bütünlük demektir. Ama iyi koleksiyon var, kötü koleksiyon var. İyi bir koleksiyonun parçalanmasında benim de yüreğim parçalanır. İyi eserin iyi koleksiyonlara gitmesi de çok sevindirici bir şeydir. Bir iyi eserlerin kamu ile paylaşılacak yerlere gitmesi çok önemli. Vefatlar, ekonomik değişiklikler ve bıkkınlıklar koleksiyonların parçalanmasına neden oluyor. Yani parçalanma konusundan üç temel unsur var. Ama en önemlisi bütün dünyada olduğu gibi veraset meselesidir. Eğer bunlar iyi anlatılmamışsa, bir vakfa verilmemiş veya koleksiyonun devamının sağlanacağı bir şey yapılmamışsa maalesef vergilerden, çocuklar arasında paylaşmadan ötürü, koleksiyonlar parçalanıyor.

 

- Yeni nesil burjuva sizce koleksiyonculuğa devam edecek mi? Yani bu işin önemini biliyorlar mı?

Ben Türkiye’den çok şeyde olduğu gibi burada da umutluyum. Bence olacak. Önemli olan yalnızca dünü değil, bugünün sanatını da anlamalıyız. Çünkü Türkiye’de dünden kalan çok az şey var. Hem az üretilmiş, hem de günümüze çok azı kalabilmiş. Bugünü anlamalıyız. Çünkü bugünün Türkiye’sini de insanlar yarın sorgulayacak. “Bu topraklarda neler üretildi?” diyecekler. Dolayısıyla biz yarınlara daha iyi bir şeyler bırakabilmek için dünü iyi bilip, bugünü yaşamalıyız.

 

- Son olarak size şunu sormak istiyorum. Dünyada tanınmış pek çok ressamın eserleri özel koleksiyonlarda bulunuyor. Bizde de böyle ünlü ressamların koleksiyonları var mı?

Tek tük var. Ama daha da çoğalacak çaresi yok. Bizde bir tane Monet, bir Renoir, bir Bottero, bir iki tane de Vlaming var.

- Picasso var mı?

Benim bildiğim yok.

       Raffi Portakal’ın gözünden Türkiye’deki önemli koleksiyoner aileler         

 

Eskiler

 

Osman Hamdi Bey: Dedem Osman Hamdi Bey’in müzayedesini yapmış. Onları eski koleksiyoner aileler arasında sayabiliriz.

Salah Cimcoz: Arkeolojik eserler, tablo, hat, tombak ve Beykoz koleksiyonları vardı.

Avukat Doğan Yurdakul: Maalesef bu koleksiyonlar dağıldı. Saks Meissen porselen koleksiyonu ve tablo koleksiyonu vardı.

Halide Edip Adıvar: Tombak koleksiyonu yapardı.

Hamdullah Suphi Tanrıöver: Tablo koleksiyonları yapardı.

Tevfik Remzi Kazancıgil: Edirne koleksiyonu, hat koleksiyonu vardı.

İzzet Akosman: Büyük bir saat koleksiyonu vardı.

Selim Danon: Çok ünlü Meissen ve Viyana porselen koleksiyonu vardı, maalesef dağıldı.

Mösyö Mayer: Mayer Mağazaları’nın sahip olduğu bir Tophane koleksiyonu vardı.

Mesut Hakgüden: Son müzayede de çok önemli 40 eserini sattık. Çok önemli ve gerçekten çok güzel bir koleksiyondu. Bir fincan koleksiyonu, muhteşem bir Tophane koleksiyonu, olağanüstü bir tespih koleksiyonu ve gerçekten çok değerli makas koleksiyonu vardı.

Satvet Lütfi Tozan: Tombak, 19. yüzyıl Fransız mobilyaları, Edirne ve Pontus koleksiyonları vardı.

 

Günümüz

 

Hasan Yeşilkaya: Ciddi bir hat ve hat aletleri koleksiyonu yapıyor.

Erdoğan Demirören: Tombak, Kuran-ı Kerim, ferman, Tophane, Bohem, gümüş, makas, hattat aletleri, kumaş koleksiyonları yapıyor. Üstelik bunları çok ciddiye alıyor ve emek veriyor. Çok da özgün eserlere sahip oldu.

Nesrin Esirgen: Son derece güzel bir tombak koleksiyonu var.

İbrahim İpar: Genç koleksiyoncularımızdan İbrahim İpar’ın 400’e yakın bilinçli satın aldığı tablo koleksiyonu var.

Kemal Bilginsoy: Bence bir zevk abidesidir. Güzel eseri gözünden tanıyan, ruhunu bilen, nadir rastlanan vahşi bir zevke sahiptir. Bir koleksiyonerin yeri hiç bitmez, parası da bitmeyecektir. Kötüsünü satar, yerine yenisini koyar. Tablo koleksiyonu yapar.

Dikran Masis: Ermeni Tabloları ve saat koleksiyonu var.

Güler Sabancı: Selçuklu Eserleri Koleksiyonu

Asım Kibar: Ciddi bir tablo koleksiyonu var.

İzzet Kehribar: Viyana porseleni, kâse ve sahan koleksiyonu vardır.

Barbaros ve Sema Çağa: Çok önemli tablo koleksiyonları vardır.

                                                                ___________________________

Haber: Arzu ERDOĞAN
Fotoğraf:
Ergun CANDEMİR

16.03.06



[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.