|
Reklamda milliyetçilik duygusu ilk kez
1993’te, ‘mahallenin afili delikanlısı Ali Desidero’ tiplemesiyle, bugünlerde
yeni serisiyle gündemde olan Derby markası için kullanıldı. Ali Taran’ın bu yolu
açmasından sonra, ekranlarda bugüne dek pek çok ‘milliyetçi’ reklam gördük.
Hemen hepsi ses getirmiş olsa da, konunun uzmanları senaryosunu ünlü reklamcı
Serdar Erener’in yazdığı, yönetmen Sinan Çetin’in çektiği Cola Turca serisini bu
alanda bir zirve olarak tanımlamakta.
Erener çokça tartışılan ancak pek
anlaşılmayan ‘pozitif milliyetçilik’ tanımını da ortaya atan isim. Ünlü
reklamcı, Tempo’nun sorularını yanıtlarken bu konuya da açıklık
getirdi...
- Reklamda milliyetçilik
geçici ya da dönem dönem kullanılabilecek bir araç mıdır, yoksa hiçbir zaman
modası geçmeyecek sihirli bir değnek
midir?
Reklamcılıkta hiçbir şey geçici ya da kalıcı değildir.
Hiçbir şey sihirli değnek değildir. Her şey durumsaldır. Devreye, pazara,
markaya göre reklamcının alet kutusundan değişik şeyler çıkabilir. Çıkmalıdır.
- Türk siyasi ve toplumsal
hayatında milliyetçiliğin yükselişte olduğu fikrine katılıyor
musunuz?
‘Şu Çılgın Türkler’ yüz binlerce satıyorsa, ‘Kurtlar
Vadisi Irak’ gişe rekoru kırıyorsa, ortada görüşten öteye bir durum var
demektir. Her şey karşıtını doğurur. Dünyada küreselleşmenin olduğu her yerde
milliyetçi refleks de güçleniyor. Türkiye de dünyada bir ülke. Uzayda
değil.
- Milliyetçi reklamlar sizin
tabirinizle ‘alafranga çocuklara’ duyulan tepkinin ürünü
mü?
E, öyle de denebilir... “Türkiye, herkesin yüzünü Batı’ya
çevirdiği, Doğu’ya doğru giden bir gemidir” benzetmesi hâlâ eskimedi bence.
- Sizin ortaya attığınız
‘pozitif milliyetçilik’ tanımı çok tartışıldı; ama tam olarak anlaşılamadı. “Bu
kavramın arkasında anti-kültür emperyalizmi gibi demode kavramlar yok”
diyorsunuz. Peki ne var?
Negatif milliyetçilik, “Bütün dünya bize düşman, içimize
kapanalım, yabancılar gelmesin, her şey millileştirilsin, devletleştirilsin,
küçük olsun bizim olsun, biz bize benzeriz, Türk’üz türkü çığırırız” diyen
milliyetçiliktir. Dünyada da Türkiye’de de temsilcileri vardır. Benim pozitif
milliyetçilikten kastım bunun tam tersidir. Yani küreselleşmeye direnmek yerine,
dünya ne yapıyorsa -dünya ile gerektiğinde iş birliği yaparak, gerektiğinde
rekabet ederek- daha iyisini yapmak, Türkiye’ye ve dünyaya sunmak, dünyadaki
değer pastasından daha çok pay almayı bilmektir. Özgüven, hayal gücü, cesaret,
iş bilirlik, uzlaşma kültürü... Pozitif milliyetçilikten benim anladığım budur.
Negatif milliyetçiliği korku yönetir. Pozitif milliyetçiliği iyimser
akıl.
___________________________
Haber: Nazire KALKAN
(957 – 6 Nisan 2006)
|