|
Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği İstanbul
Şubesi’nde gazilerle sohbet ediyoruz. Onların anlattıkları karşısında kanımız
donuyor; duyduklarımıza inanamıyoruz. Hem milletin, hem de devletin onları
umursamadığını söylüyorlar. Hoşgörü, vatan sevgisi, milliyetçilik, birlik,
beraberlik gibi kelimeler ise sadece gösteriş amaçlı sarf ediliyor onlara göre.
1996 yılında Bingöl’de bir operasyon sırasında mayına basarak bir gözünü ve bir
de ayağını kaybeden 32 yaşındaki Gazi Ercan Dede, “Ben gazi olduğumdan beri pek
saygı görmedim açıkçası.
Gaziler, devletin de milletin de umurunda değil. Zaten umurunda olsa PKK
bu kadar açık açık gösteri yapamaz bu ülkede. İnsanlar tarihini unutmuşlar.
Tarihini unutan bir milletin zaten sonu hüsrandır. Böyle bir milletin geleceği
de olmaz. Bize insanların acımasını istemiyoruz, biz sadece saygı istiyoruz”
diyor. Gazilerin en önemli sıkıntıları ise devlet katında gazilerle ilgilenen
herhangi bir birim, bakanlık ya da bir müsteşarlığın olmaması. Yani herhangi bir
sıkıntıyla karşılaştıklarında devlete değil, küçücük bir derneğe başvurmaktan
başka çareleri yok…
“Hiçbir hükümet bize sahip
çıkmadı”
Ebubekir Cenar, 33 yaşında, bir çocuk babası. 1995 yılında iç güvenlik
harekâtında terör malulü olarak emekliye ayrılmış. Girdiği çatışmada bir
astsubay arkadaşı şehit olurken o ve bir arkadaşı yaralanmışlar. Yaşadıklarını
anlatırken sanki o günleri tekrar yaşıyor Ebubekir Bey: “Çatışmada Kalaşnikof
mermisi yedim. Bağırsaklarım parçalandı. Şu an iç organlarım rahatsız. Malulen
emekli oldum, ama sivil ortama hâlâ alışamadım. Yaşadığım olayların stresi hala
hayatıma yansıyor. Güneydoğu’daki askerler çok zor şartlarda görev yapıyor. Biz,
onlar sayesinde şu an burada rahat oturabiliyoruz. Ama Türk halkı bunun
kıymetini bilmiyor. Gazileri de zaten en çok bu sarsıyor. Bugüne kadar binlerce
gazi ve şehit verdik. Topraklarımız şehit kanlarıyla sulanmış. Ama ne hükümet,
ne savcı, ne de emniyet görev başında”…
Gaziler bugüne kadar hiçbir hükümetin onlara sahip çıkmadığına dikkat
çekiyor. Çok duyarsız bir toplum olduğumuzdan söz eden Cenar, 18 Mart’ın
Şehitler Günü, 19 Eylül’ün ise Gaziler Günü olduğunu bile insanların bilmediğini
vurguluyor: “İngilizler bile kendi şehitliğini bizim ülkemizde yaptırmış, Çiçek
bahçesi gibi tertemiz. Bizim şehitliklerimiz ise adeta bir çöplük. Kokudan
girilmiyor. Yasada bile yerimiz yok bizim. Bugün ülkemizde şehidin tanımı bile
tam yapılamıyor. Düşünebiliyor musunuz? Kendimizi güvende hissetmiyoruz. Bu
nedenle de silah taşımak istiyoruz. Ama devlet silah ruhsatı çıkardığın zaman
bunun vergisini de istiyor. Bunu da karşılayamıyoruz. Devlet katında gaziler ve
şehitlerle ilgilenen hiçbir birim yok. Askeriyenin ise belli bir yere kadar
yetkisi var. Kimse bize sahip çıkmıyor. Sadece konuşuluyor, icraat yok.
Milletimiz gösterişi, büyük, ‘balon’ laflar etmeyi çok seviyor...”
Milliyetçi değil vatanseveriz
Devlet, gazilere 3 ayda bir 750-1000 YTL arasında maaş veriyor. Çoğu,
geçinmek için hâlâ çalışmak zorunda. Ercan Dede de Büyükşehir Belediyesi’nde
çalışıyor. Ancak tıpkı diğer gaziler gibi Dede’nin de içini maddiyat değil,
“maneviyat” acıtıyor: “Sadece devletin değil, halkın da saygısı yok gazilere
karşı. ‘Gaziyim’ dediğimde pek çok kişi, ‘Ne yapayım? Benim için mi gazi oldun?’
diye cevap veriyor. Bu çok onur kırıcı bir şey. O anki duygularımı anlatamam
size. Bu tür olaylarla çok sık başımıza geliyor. Soğuk yaklaşıyorlar bize,
‘gaziysen gazisin’ diyorlar.”
“Milliyetçilik” kelimesini pek sevmiyor gaziler. Çünkü bu kelime herkes
için farklı bir anlam taşıyor. Onlara göre “vatanseverlik” çok daha doğru bir
kelime. “Vatanseverlik” dendiğinde ülkesini seven, yediği ekmeğe nankörlük
etmeyen insanlar geliyor akıllarına. Özellikle de son zamanlarda Diyarbakır’da
yaşananlar içlerini parçalıyor gazilerin. Dede, “Diyarbakır’da sanki devlet yok.
Teröristlere terk edilmiş, Türkiye değil sanki orası. Diyarbakır Belediye
Başkanı sanki PKK’nın başkanı gibi halkı yönlendiriyor. Teröristlerin arkasında
ise Avrupa ülkeleri var. Bu acı, ama gerçek” diyor.
Gaziler çok mutsuz, umutsuz ve yalnız. Yaşadıklarını anlatırken zaman
zaman gözleri doluyor, ancak bu yaşların gözlerinden süzülmelerine izin
vermiyorlar. Yaptıkları fedakârlık ise kimsenin umurunda değil bir zamanlar
korudukları bu ülkede. Peki hiç “Bu millete değmezmiş. Boşuna gidip savaşmışım,
sakatlanmışım” gibi düşünceler hiç kurcalamıyor mu akıllarını? Bu soruyu
gazilere yönlendirdiğimizde hepsinden kısa ve net bir yanıt alıyoruz: “Hayır!”
Her şeye rağmen vatan için hâlâ mücadele etme azminde olmalarına ibretle tanık
oluyoruz...
Gönül Alpaydın - Türkiye Harp Malulü Gaziler,
Şehit Dul ve Yetimleri Derneği İstanbul Şube Başkanı
“Gazi ve şehit ailelerine manevi destek de
yok”
1915 yılında Çanakkale savaşı gazilerinin, Atatürk’ün arkadaşlarının
kurduğu bir dernek burası. Üyelerin her türlü sorunlarıyla ilgileniyoruz. Kore,
Kıbrıs, Güneydoğu’da şehit olan askerlerin dul eşleri, çocukları, şehit olan
askerlerin anne-babaları buraya üye olma hakkına sahip. Onların haklarını sonuna
kadar savunuyoruz. Mahalle muhtarından bir ikametgâh ve üç resim gerekiyor
sadece üye olmak için. Gaziler üç ayda bir 750 YTL – 1000 YTL alıyor. Bu çok
ayıp. Devlet gazilere sahip çıkmıyor.
Gazilere ve şehit ailelerine daha fazla ilgi göstermeliler. Manevi destek
de yok. Maddi imkânsızlık yüzünden gazilerin çoğu hâlâ çalışıyor sigortalı
olarak. 3713 sayılı terör kanununa göre ikinci bir işte çalışma hakları var.
Yani devlet, ‘Ben sana bakmıyorum, sakatsın, ama buyur çalış’ diyor. 600’ün
üzerinde üyemiz var. Gazilerin hayat standartların yüksek olması milletçe arzu
ettiğimiz bir şey. Benim eşim kıdemli üsteğmendi. Pilottu. 1967’de görev
uçuşunda şehit oldu.
___________________________
Haber: Bade GÜRLEYEN
Fotoğraf: Ergun CANDEMİR
(957 – 6 Nisan 2006)
|