Tempo Online

 
SON DAKİKA
Küresel Isınma : Avrupa Uzay Ajansı, buzulların kapladığı alanın uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini ve Avrupa'dan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını duyurdu   Irak : Irak'taki radikal Şii lideri Mukteda Sadr'a bağlı siyasi hareket, Şii koalisyon hükümetinden çekilme kararı aldı   Turizm : Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının 6 milyona yaklaştığı bildirildi   Afganistan : İngiltere, Taliban'ın Afganistan'daki İngiliz askerlerine saldırılarda Çin yapımı silahlar kullandığını bildirerek, Çin'e şikayette bulundu   Secret : Rhonda Byrne'ın yazdığı ve dünyada çok satanlar arasında ilk sıralarda yer alan ''Secret (Sır)'' adlı kitap, Türkiye'de de 4 aydır okurların en çok tercih ettiği eser oldu  
İki kolu olmayan engelli milli atlet Yusuf soruyor
''Dünya beşincisi oluyorum da neden öğretmen olamıyorum''

Yedi yaşında yüksek gerilim hattına kaptırdığı ellerinden düşen kalemi dişleriyle kavramış Yusuf ve resim çizmiş. Sonuç 12 ödül. Kesilmesi lazım denilen ayaklarının üzerinde yükselmiş ve koşmaya başlamış. İlk skor Helsinki Engelliler Şampiyonası’nda dünya beşinciliği...

Her insanın hayatından bir roman çıkar; ama Yusuf’un romanı kaç hayata dağılır acaba? Daha yirmisini devirmemiş bir ömürde, bu kadar öyküye şaşırmadan edemiyorsunuz Yusuf Akgün’ü dinlediğinizde. Hayatın acımasız yanını ilkokul ikinci sınıfa başlayacağı sırada görmüş Yusuf. Güneydoğu’daki terör yangınının alazı okulunu da sarmış ve öğretmenlerini elinden almış. Okulsuz ve öğretmensiz kalınca, babası çobanlık yaptırmaya başlamış.

 

Bir yandan çobanlık bir yandan da çocukluk yapan Yusuf, arkadaşlarıyla elektrik direklerine tırmanırmış oyun olsun diye. Yine bir seferinde, daha doğrusu son seferinde, Ağrı-Iğdır yüksek gerilim hattındaki direklere tırmanma yarışı yapmışlar. Telleri tuttuğunu hatırlıyor, sonra da direkten baş aşağı sarkarken ayıldığını.

 

Elektrik yanığı yüzünden sol kolunu omzundan, sağ kolunu ise dirseği ile bileği arasından kaybetmiş Yusuf. Doktorlar kangren olmaması için ayaklarını da keseceklerini söyleyince; babası amcasıyla bir olup kaçırmış oğlunu hastaneden, “Ölecekse evinde ölsün” diye. Ölümü beklenirken, pes etmeyen babasının da desteğiyle yüzünü hayata dönmüş. Direkten döndüğü hayata, bu kez ‘engelliler kategorisi’nde devam etmek üzere...

 

Varını yoğunu hastanelere, ilaçlara harcayan babası, daha iyi bakılacağını düşündüğünden, oğlunun devlet koruması altına alınmasını istemiş ama reddedilmiş. Bunun üzerine Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün önünde kendini öldürmeye kalkışmış.  Mahkemeye çıkarılan babasını, oğlunun tanıklığı hapse atılmaktan kurtarmış. Araya girenlerin de desteğiyle hakkında koruma kararı alınan Yusuf’un hayatında yeni bir dönem başlamış.

 

Engeliyle değil, erdemiyle dikkat çekiyor...

 

Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Saray Rehabilitasyon Merkezi’nde önce engelli çocuklarla birlikte yaşarken, buradan sıkılıp ısrarcı davranınca Keçiören Atatürk Çocuk Yuvası’na, normal çocukların arasına gönderilmiş. “Ben biraz yaramazdım ve hocalarımla da anlaşamıyordum” diyen Yusuf, dur durak bilmezliğine ilişkin bir anısını şöyle anlatıyor: “Bir gün ceza verip ‘Öğlen yemeği yok, tek ayak üzerinde duracaksın’ dediler. Halıları yıkadıkları hortumu ağzımla tutup koluma bağladım, üçüncü kattan aşağı kayarak kaçtım...”

 

Iğdır’da kesintiye uğrayan eğitim hayatı Ankara’da yeniden başlayan Yusuf, üçüncü sınıfa geldiğinde, herkes yazı yazarken öyle durup bakmaktan sıkılmış ve bir gün kalemi ağzına alıp yazı yazmayı denemiş. Becermiş de. Arkadaşlarının artık acıma duygusuyla değil, ilgiyle ve takdirle izledikleri Yusuf, yazısı iyice düzgünleşip hızlanınca bununla yetinmez olmuş. Sevgiyle andığı öğretmeni Hatice Hanım’ın da desteğiyle karakalem resim yapmaya başlamış. Bir giyim mağazasının yarışma düzenlediğini duyunca, ceketinin resmini çizip katılmış. Aslında öylesine, laf olsun diye katıldığı yarışmadan onur ödülünü alınca hevesi artmış ve daha bir asılmış resim yapmaya. Sonuç, o günden bugüne çeşitli yarışmalardan toplam 12 ödül. Ağzıyla karakalem resim yapan ve fantastik resmi seven Yusuf, resim yeteneğini geliştirmek isteğinde. Stilist olmayı kendine yakın buluyor. Bir de bir çizgi roman kahramanı yaratmayı düşlüyor.

 

Çocukluk yıllarını, “Çok yaramazdım ama bu sayede bugün anılarım var” diye anlatıyor. Etimesgut Fatma Üçer Yetiştirme Yurdu’na gönderildiği dönemde, buradaki pilot okula kaydedilmiş. Fakat okul yönetimiyle yaşanılan sorunlar sonucu, daha birinci ayda okuldan atılmış. Muzip ve mahcup bir gülümsemeyle, “Tamam, yaramazdım ama aslında o kadar da suçum yoktu” diyen Yusuf, sorunlar nedeniyle bu kez de Ağrı Yetiştirme Yurdu’na nakledilmiş. Ağrı’da da çocuklarla uyum sağlayamamış ve yurttan kaçmış. Daha 12’sini yeni devirmiş, ele avuca sığmayan Yusuf’un bu kaçışı da ayrı bir serüven. Diz boyu kara bata çıka, yollarda yürürken düşüp bayılmış. Ayıldığında bir kargo kamyonunda bulmuş kendini. Görecek günü var ya, Iğdırlı bir şoförmüş ve tanımış onu. Battaniyelere sarıp Iğdır’a götürmüş. Burada hastanede tedavi görüp iyileştikten sonra tekrar Ankara’ya gönderilmiş.

 

Önce judo, sonra yüzme...

 

“Buraya geldiğimde artık düzelmeye karar verdim. Çünkü aşırı yaramazlık nedeniyle sürekli oradan oraya gitmekten sıkılmıştım” diyen Yusuf, ilk önce judoya dikmiş gözünü. “Oğlum senin durumun belli, judo yapamazsın” demiş hocalar; o, ısrar etmiş. “Peki” demişler, “yık şu çocuğu, alalım seni judoya!” Kendinden daha iriyarı arkadaşı yere yıkılırken, Yusuf da judoya girmiş. Çorum şampiyonasına katılmış, dördüncülük almış.

 

Judo enerjisini kesmeyince, arkadaşlarıyla 19 Mayıs Havuzu’na kaçak girip yüzmeye başlamış. Görevliler görüp kovsalar da onlar yine girmiş. Bir gün yine fark edildiklerinde, arkadaşları kaçmış, ayağı kayan Yusuf havuza geri düşmüş. Kızılmasını beklerken Milli Takım Antrenörlerinden Ercüment Kotak seslenmiş, “Sen iyi yüzüyorsun galiba, biraz yüz bakayım...”

 

Ercüment Hoca çalıştırmaya başlamış, o da 2003’te Tokat, 2004’te de Samsun Engelliler Türkiye Şampiyonası’nda üç altın madalya almış. Yüzmek yetmemiş,  bir de sualtı ve kurtarma eğitimi almak istemiş. “Oğlum yapamazsın” demişler, direnmiş: “Bir kurtarma eğitiminde suyun altındaki bir arkadaşı boynundaki kolyesinden dişlerimle yakalayıp çıkardım.”

 

Dur durak bilmiyor ya, koşmaya gözünü dikmiş bu defa. Yapışmış Uluslararası Atletizm Hakemi Yüksel Hoca’nın yakasına, atletizm ekibine kaydolmuş. 50. Yıl Yetiştirme Yurdu Müdür Yardımcısı da olan Yüksel Ercan’ın desteğiyle geçen yıl 19 Mayıs kutlamalarında kendini göstermiş ilk olarak. Atatürk’ün Samsun’a çıkışının yıldönümü kutlamaları nedeniyle Cumhurbaşkanı’na teslim edilmek üzere Samsun’dan yola çıkan bayrağı Kırıkkale’de devralmış. Engeli olmayan 21 sporcunun yanında bir engelli o, önce boynuna doladığı, sonra ağzıyla tuttuğu bayrağı yüz seksen kilometre koşarak Ankara’ya getirmiş.

 

Geçen yıl düzenlenen Türkiye Engelliler Şampiyonası’nda uzun atlama ve yüz metre koşuda birinci olan Yusuf’a bu kez Finlandiya kapısı açılmış. 2005 Finlandiya-Engelliler Dünya Şampiyonası’nda kesilmesi gerekir denilen bacaklarının üzerinde şahlanmış ve uzun atlamada dünya beşincisi olmuş. Yüz metre koşudaki dünya on üçüncülüğünü ise önemsemiyor bile.

 

Mevzuat engel!

 

Yusuf şimdi üniversite sınavlarına hazırlanıyor, beden eğitimi ya da resim öğretmeni olmak istiyor; ama ‘olamazsın’ demişler. Anlam veremiyor: “Ben dünya beşinciliği derecesi getirmişim, beden bölümüne girip öğretmen olamazsın diyorlar. Bir öğretmenime söyledim bir gün, resim öğretmeni de olabilirim diye, bana çocukların başında durup onları nasıl idare edebileceğimi sordu. Ben bugün yurt başkanıyım, yurt çocuklarını idare ediyorum, öğrencileri neden idare edemeyeyim.”

 

Halen yürürlükteki Milli Eğitim mevzuatına göre, engellilerin öğretmen olup olamayacağına Sağlık Değerlendirme Komisyonu karar veriyor. Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Engelliler Federasyonu gibi kuruluşların temsilcilerinin katılımıyla oluşan komisyon, başvurular üzerinden değerlendirme yapıyor. Komisyonun, beden eğitimi dersi verecek öğretmenlerin belli hareketleri yaptırabilecek fiziksel özellikleri de taşıması gerektiği ilkesinden hareket ettiği belirtiliyor.

                                                                ___________________________

Haber: Perin PİGEY

 

(958 – 13 Nisan 2006)

19.04.06

...



[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.