Ergenekon İddianamesi’nin açıklanmasının ardından kafalar iyice karıştı.
Savcıya göre, ‘Ergenekon terör örgütü’nün içinde yok yok. Emekli generallerden
tetikçilere, gazetecilerden parti liderlerine kadar herkes orada. İddianamede
adı geçenlerden biri de eski İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar
Saçan. Saçan, sessizliğini Tempo’ya bozdu.
Ergenekon İddianamesi’nde Otay Petrol’ün
sahibinden 4.5 milyon dolar, Hakan Çillioğlu’ndan ise Honda Civic marka bir
otomobil aldığınız söyleniyor.
Bakın, bu
Ergenekon meselesi nedeniyle meslekten atıldım. Elimde 11 Haziran 2004 tarihli
tevdi raporu var. O raporda, bu iddiaların hepsi yer alıyor. Bu raporun
‘inceleme, tahlil ve sonuç’ bölümlerini anlatayım. Raporu, Adalet ve Kalkınma
Partisi’nin (AKP) görevlendirdiği müfettişler hazırladı. Diyorlar ki:
“Belirtilen sebeplerle muhbirin soyut iddiası dışında iddia konusuyla ilgili
somut herhangi bir delil elde edilemediğinden, Adil Serdar Saçan hakkında
soruşturma açılmasına gerek olmadığı kanaatine varılmıştır.” Müfettişler,
“Cezaya gerek yok” demiş.
Aradan dört
yıl geçmiş ama iddianameye giriyor. Aynı konularda Fatih Cumhuriyet
Başsavcılığı’nın da takipsizlik kararı var. 5 Mayıs 2005’te. Sonucu okuyorum:
“Sıralanan iddialarla ilgili olarak sanıklar hakkında takibata gerek olmadığına
karar verilmiştir.” Şimdi arkadaş, bu haksızlık değil mi? Bugün iddianameyle
kamuoyuna yeniymiş gibi sunulan konularda, ben 2004 ve 2005’te aklanmış mıyım?
Aklanmışım. Peki, bu ne demek?
Yasalar önünde aklandığınızı söylüyorsunuz.
Peki, bu iddialar neden gündemden düşmüyor?
Bu iddiaları
yapan Ali İhsan Yıldırım, Organize Suçlar Şubesi’nde polisti. Sedat Peker’in
adamı olması gerekçesiyle şubeden attım. Peki, Sedat Peker iddianamede var mı?
Var. Sedat Peker’in irtibatta olduğu Veli Küçük iddianamede var mı? Var. Veli
Küçük, Sedat Peker yapılanmasında Ali İhsan Yıldırım’ın yerini tespit etmiş
miyiz? Etmişiz. Aynı iddialar polisin yaptığı aramada Veli Küçük’ün evinde
bulunuyor. Peki müfettişler, “Ceza tayinine gerek yok” demesine rağmen İçişleri
Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu beni meslekten atıyor mu? Atıyor. Şimdi o
dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri
Ergenekon’la bağlantılı mı? E artık yani...
“VELİ KÜÇÜK’Ü
BEN ARAŞTIRDIM”
Size komplo mu kuruldu?
Ben 2001’de
Veli Küçük hakkındaki yapının araştırılması için izin istemiş adamım.
Müfettişler, “Ceza tayinine gerek yok” demesine karşın beni meslekten attılar.
Gerekçe ne? Sedat Peker’den rüşvet almışım. Ben bu olayı idari yargıya taşıdım.
Danıştay’daki dava daha bu yıl sonuçlandı. Karar iptal edildi, aklandım. Fatih
Cumhuriyet Savcılığı’na, “Beni araştırın” diye dilekçe verdim. Varsa yoksa Adil
Serdar Saçan. Neden? Çünkü DGM Başsavcılığı’na, 2001’de Fethullah Gülen ve grubu
hakkında proje çalışma grubu oluşturulması talebinde bulundum. Ben bu noktada
kahraman ilan edilip ödüllendirileceğime, yerden yere vuruluyorum.
“MUSTAFA
KEMAL’İN ÖZ EVLADIYIM”
Kendinizi nasıl tanımlarsınız? Ulusalcı
mısınız?
Ben
ulusalcıyım. Ölene kadar da ulusalcılarla beraber hareket edeceğim. Ben Mustafa
Kemal Atatürk’ün öz evladıyım. Ölene kadar da öz evladı olarak kalacağım. Ben
başta Veli Küçük olmak üzere birçok kişi ve grup hakkında savcılığa, “Soruşturma
için izin verin” diye yazmış mıyım? “Uyuşturucu kaçakçılığı ve adam öldürmeye
kadar iddialar var” demiş miyim? Dedim. Bu iddianameyi çorba haline
getirdiler.
İddianamenin tamamını okudunuz mu? Ne kadarı
tutarlı?
Tamamını
okumadım ama bilgi sahibiyim. Ben soruşturmanın başını biliyorum. Soruşturmanın
başındaki belgeleri gönderen benim.
Tuncay Güney’in sizin el koyduğunuzu iddia
ettiği belgeleri mi kastediyorsunuz?
Bunlar yalan.
Tuncay Güney’in, “Bana işkence yaptı” ve “Bu belgeleri imha ettiler” iddiasını
hemen çürüteyim. Bakın, bu belgede savcılığın bana yazdığı resmi yazı var. “1
Mart 2001 tarihinde Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü tarafından gözaltına
alınan” diyor. Ben Organize Suçlar Şubesi’ndeydim. Diyor ki belgede, “Asayiş
Şube Müdürlüğü’ndeki ifadesinde Susurluk olayı ve bir kısım organize suç
örgütleriyle ilgili beyanda bulunduğunun tespiti üzerine...”
Daha bana
gelmeden Asayiş Şubesi’nde oturup, “Ben böyle bir şey biliyorum” diyen bir kişi
bu. Asayiş Şubesi bunun evinde arama yapmamış. Aramayı bir gün sonra bize teslim
edildiğinde benim şubem yapıyor. Bana diyor ki: “Sen belgeleri kaybettin.” “Niye
Asayiş arama yapmadı” diye soracaklarına, “Sen belgeyi kaybettin” diyorlar.
Kayıp olduğu iddia edilen belgeler nerede o
zaman?
İstanbul
1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 2002/64 esas numarasıyla Tuncay Güney
sahtecilikten yargılanıyor. Change (çalıntı) oto olayından. Ben Mart 2003’te
ayrıldım şubeden. Mayıs 2003’te bu mahkeme, Tuncay Güney’in elindeki belgeleri
Organize’ye yazı yazarak adli emanete istiyor. Organize bu belgeleri gönderiyor.
Dosyada adli emanet makbuzu bile var.
“HOMOSEKSÜELİN
ARKASINA SIĞINDILAR”
Peki kim bu Tuncay
Güney?
Bilmiyorum.
Samanyolu Televizyonu’nda çalışması ve Emniyet içindeki Fethullahçılarla temasta
olmasından dolayı Fethullahçı olduğu kanaatindeyim. Tuncay Güney şu anki iktidar
ve Fethullahçıların aleyhinde konuşsaydı, irticacı basında yayımlanacak iki
haberi de ben size söyleyeyim: “Zaten dininden de dönmüş” ya da “Kendisi de
zaten homoseksüel olmuş”. Böyle başlıklar atmayacaklar mı? Şimdi bu homoseksüel
ve dininden dönmüş adamın arkasına sığınmış, Ergenekon soruşturmasını götürmeye
çalışıyorlar. Biraz utansınlar.
“BİR NUMARAYI
BİLMİYORUM”
Tuncay Güney, “Adil Serdar bir numarayı
biliyor” diyor.
Bu, alçakça
bir iftira. Ben bu olayın sanığı değilim. Kitap yazmışlar. “Bir numara sarı
bıyıklı” diyorlar. Söyle kardeşim. İfadesini aldığımızda niye söylememiş?
Söylemiş de üzerine mi gitmemişiz?
İçerideki paşalar bu olayın içinde mi
sizce?
Ben içerideki
paşaları kişisel olarak tanımıyorum. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel
Başkanı’nı içeriye atıyorlar bu ülkede. Bu, karşı devrimdir. Ben ona ADD Genel
Başkanı sıfatıyla bakıyorum.
“SAVCILIK
MAHKEMİNİN ÜSTÜNE ÇIKIYOR”
İddianamede Uğur Mumcu, Bahriye Üçok,
Danıştay saldırısı gibi davalara da yer veriliyor. Ne
düşünüyorsunuz?
Ergenekon’u
böyle çorba haline getirmeselerdi, gerçekten Susurluk’un askeri kanadı çözülmeye
çalışılsaydı, şu anda içeride çok sayıda itirafçı olması gerekirdi. Danıştay
saldırısını buraya katmakla bu iş olmaz. Burada da hukuk katlediliyor. Ankara’da
mahkeme, Danıştay saldırısıyla ilgili Ergenekon’la alakası olmadığına dair karar
verdi. Mahkeme kararına rağmen savcılık iddianamede bu suçu tanıyor. Bu,
savcılığın mahkemenin üstüne çıkması demektir ki çok ağır bir suçtur.
“DARBECİ
GENERALLER SOKAKTA”
Fakat ortada darbe girişimi gibi ciddi bir
suçlama var.
Bu iddianamede,
ikide bir, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini yıkmaya, darbe yapmaya teşebbüs”
diyorlar. Kardeşim, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yıkan, darbe yapan generaller
sokakta dolaşıyor. Alın onları o zaman. Ben mi yaptım 12 Eylül darbesini? Bu
hükümet dışında hiçbir hükümete darbe girişimi olmadı mı? 2001’de Ecevit
hükümetinin düşmesi bir sivil darbe değil midir bu ülkede? Onu niye
araştırmıyorlar bu cevval arkadaşlar? Ecevit’in karısı, “Kocamı hastanede
öldüreceklerdi” diyor, kimse bunu araştırmıyor. Niye araştırmıyorsunuz sayın
savcılar? Onu da belki Ergenekon yapmıştır.
===================
Ergenekon’da Fethullahçı parmağı
iddiası
Bunları bize getiren Tuncay Güney’i, 2000
yılından beri istihbaratçılar izliyor. İstihbarat Şubesi’nin içinde
Fethullahçılar olduğuna dair bizim proje çalışma iznimiz var DGM’de. İstihbarat
Şubesi görevlilerinin büyük bölümünün Fethullahçı olduğu yönünde araştırma
yapmak için izin istemiştim. Ben şu kadarını söyleyeyim. Bu işi bize getirenler,
İstihbarat Şubesi içindeki istihbaratçılardır. Ama görünüşte polis getirmiştir.
Biz o tarihte bunu söylemiş olsaydık, herkes bize bağırıp çağıracaktı. Biz o
tarihte gerekli şeyi yaptık. Veli Küçük grubunu araştırmak için izin aldık. Ama
devletin içinde bir tarafta Susurluk’un askeri kanadı varsa ve bunlar çeteyse, o
zaman Fethullahçılar da çetedir. Onlar için de izin versinler. Ben bunu yaptığım
için ne Ergenekon dediğimiz yerdeki adamlara ne Fethullahçılara yaranabiliyorum.
Ben Veli Küçük ile ilgili de çalışma izni aldım, Fethullahçılarla ilgili de
çalışma iznini aldım.
*****
“Ben böyle kaza
görmedim”
Ben
Ergenekon beni susturmaya çalışıyor diye düşünmem. Ama orada küçük bir grup var.
O, beni susturmaya çalışıyor olabilir. F tipi, yani Fethullahçılar beni
susturmaya çalışıyor olabilir. Gözaltına aldığım mafya örgütleri susturmaya
çalışabilir. 12 bin kişiyi gözaltına aldım ben. Bunlar her şeyi araştırıyorlar
da benim kazamı niye araştırmıyorlar? Ben düz yolda giderken sağdan gelen dev
kasalı bir araç geldi. Kapağı falan üzerimize düşmedi. Doğrudan bana vurdu.
35
metre bariyerlerle TIR’ın arasında sürüklendim. Hiç fren
yapmadı. Direksiyonu diğer tarafa da çevirmedi. Buna kaza diyorsanız, kazadır.
Ben hayatımda böyle kaza görmedim. Araştırılması gereken bir
konu.
__________________
Eyüp ERDOĞAN
Fotoğraf: SERKAN
ŞENTÜRK
(1078– 31
Temmuz 2008)
|