Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
 
SON DAKİKA
Küresel Isınma : Avrupa Uzay Ajansı, buzulların kapladığı alanın uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini ve Avrupa'dan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını duyurdu   Irak : Irak'taki radikal Şii lideri Mukteda Sadr'a bağlı siyasi hareket, Şii koalisyon hükümetinden çekilme kararı aldı   Turizm : Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının 6 milyona yaklaştığı bildirildi   Afganistan : İngiltere, Taliban'ın Afganistan'daki İngiliz askerlerine saldırılarda Çin yapımı silahlar kullandığını bildirerek, Çin'e şikayette bulundu   Secret : Rhonda Byrne'ın yazdığı ve dünyada çok satanlar arasında ilk sıralarda yer alan ''Secret (Sır)'' adlı kitap, Türkiye'de de 4 aydır okurların en çok tercih ettiği eser oldu  
Adil Serdar Saçan
''Darbeci generaller sokakta''

Haham Tuncay Güney, televizyona çıktı, ''Bana günlerce işkence yaptı'' dedi. Bir numaranın kim olduğundan haberi olduğu söylendi. Ona göreyse, Ergenekoncular yargılanırken, 12 Eylül'ün darbecileri serbest. Peki, bunca suçlamaya maruz kalan Adil Serdar Saçan, Ergenekon'un neresinde?

Adil Serdar Saçan
Adil Serdar Saçan




Ergenekon İddianamesi’nin açıklanmasının ardından kafalar iyice karıştı. Savcıya göre, ‘Ergenekon terör örgütü’nün içinde yok yok. Emekli generallerden tetikçilere, gazetecilerden parti liderlerine kadar herkes orada. İddianamede adı geçenlerden biri de eski İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan. Saçan, sessizliğini Tempo’ya bozdu.




Ergenekon İddianamesi’nde Otay Petrol’ün sahibinden 4.5 milyon dolar, Hakan Çillioğlu’ndan ise Honda Civic marka bir otomobil aldığınız söyleniyor.

Bakın, bu Ergenekon meselesi nedeniyle meslekten atıldım. Elimde 11 Haziran 2004 tarihli tevdi raporu var. O raporda, bu iddiaların hepsi yer alıyor. Bu raporun ‘inceleme, tahlil ve sonuç’ bölümlerini anlatayım. Raporu, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) görevlendirdiği müfettişler hazırladı. Diyorlar ki: “Belirtilen sebeplerle muhbirin soyut iddiası dışında iddia konusuyla ilgili somut herhangi bir delil elde edilemediğinden, Adil Serdar Saçan hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığı kanaatine varılmıştır.” Müfettişler, “Cezaya gerek yok” demiş.

 

Aradan dört yıl geçmiş ama iddianameye giriyor. Aynı konularda Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı’nın da takipsizlik kararı var. 5 Mayıs 2005’te. Sonucu okuyorum: “Sıralanan iddialarla ilgili olarak sanıklar hakkında takibata gerek olmadığına karar verilmiştir.” Şimdi arkadaş, bu haksızlık değil mi? Bugün iddianameyle kamuoyuna yeniymiş gibi sunulan konularda, ben 2004 ve 2005’te aklanmış mıyım? Aklanmışım. Peki, bu ne demek?

 

Yasalar önünde aklandığınızı söylüyorsunuz. Peki, bu iddialar neden gündemden düşmüyor?

Bu iddiaları yapan Ali İhsan Yıldırım, Organize Suçlar Şubesi’nde polisti. Sedat Peker’in adamı olması gerekçesiyle şubeden attım. Peki, Sedat Peker iddianamede var mı? Var. Sedat Peker’in irtibatta olduğu Veli Küçük iddianamede var mı? Var. Veli Küçük, Sedat Peker yapılanmasında Ali İhsan Yıldırım’ın yerini tespit etmiş miyiz? Etmişiz. Aynı iddialar polisin yaptığı aramada Veli Küçük’ün evinde bulunuyor. Peki müfettişler, “Ceza tayinine gerek yok” demesine rağmen İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu beni meslekten atıyor mu? Atıyor. Şimdi o dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri Ergenekon’la bağlantılı mı? E artık yani...

 

“VELİ KÜÇÜK’Ü BEN ARAŞTIRDIM”

 

Size komplo mu kuruldu?

Ben 2001’de Veli Küçük hakkındaki yapının araştırılması için izin istemiş adamım. Müfettişler, “Ceza tayinine gerek yok” demesine karşın beni meslekten attılar. Gerekçe ne? Sedat Peker’den rüşvet almışım. Ben bu olayı idari yargıya taşıdım. Danıştay’daki dava daha bu yıl sonuçlandı. Karar iptal edildi, aklandım. Fatih Cumhuriyet Savcılığı’na, “Beni araştırın” diye dilekçe verdim. Varsa yoksa Adil Serdar Saçan. Neden? Çünkü DGM Başsavcılığı’na, 2001’de Fethullah Gülen ve grubu hakkında proje çalışma grubu oluşturulması talebinde bulundum. Ben bu noktada kahraman ilan edilip ödüllendirileceğime, yerden yere vuruluyorum.

 

“MUSTAFA KEMAL’İN ÖZ EVLADIYIM”

 

Kendinizi nasıl tanımlarsınız? Ulusalcı mısınız?

Ben ulusalcıyım. Ölene kadar da ulusalcılarla beraber hareket edeceğim. Ben Mustafa Kemal Atatürk’ün öz evladıyım. Ölene kadar da öz evladı olarak kalacağım. Ben başta Veli Küçük olmak üzere birçok kişi ve grup hakkında savcılığa, “Soruşturma için izin verin” diye yazmış mıyım? “Uyuşturucu kaçakçılığı ve adam öldürmeye kadar iddialar var” demiş miyim? Dedim. Bu iddianameyi çorba haline getirdiler.  

 

İddianamenin tamamını okudunuz mu? Ne kadarı tutarlı?

Tamamını okumadım ama bilgi sahibiyim. Ben soruşturmanın başını biliyorum. Soruşturmanın başındaki belgeleri gönderen benim.

 

Tuncay Güney’in sizin el koyduğunuzu iddia ettiği belgeleri mi kastediyorsunuz?

Bunlar yalan. Tuncay Güney’in, “Bana işkence yaptı” ve “Bu belgeleri imha ettiler” iddiasını hemen çürüteyim. Bakın, bu belgede savcılığın bana yazdığı resmi yazı var. “1 Mart 2001 tarihinde Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü tarafından gözaltına alınan” diyor. Ben Organize Suçlar Şubesi’ndeydim. Diyor ki belgede, “Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki ifadesinde Susurluk olayı ve bir kısım organize suç örgütleriyle ilgili beyanda bulunduğunun tespiti üzerine...”

 

Daha bana gelmeden Asayiş Şubesi’nde oturup, “Ben böyle bir şey biliyorum” diyen bir kişi bu. Asayiş Şubesi bunun evinde arama yapmamış. Aramayı bir gün sonra bize teslim edildiğinde benim şubem yapıyor. Bana diyor ki: “Sen belgeleri kaybettin.” “Niye Asayiş arama yapmadı” diye soracaklarına, “Sen belgeyi kaybettin” diyorlar.

 

Kayıp olduğu iddia edilen belgeler nerede o zaman?

İstanbul 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 2002/64 esas numarasıyla Tuncay Güney sahtecilikten yargılanıyor. Change (çalıntı) oto olayından. Ben Mart 2003’te ayrıldım şubeden. Mayıs 2003’te bu mahkeme, Tuncay Güney’in elindeki belgeleri Organize’ye yazı yazarak adli emanete istiyor. Organize bu belgeleri gönderiyor. Dosyada adli emanet makbuzu bile var.

 

“HOMOSEKSÜELİN ARKASINA SIĞINDILAR”

 

Peki kim bu Tuncay Güney?

Bilmiyorum. Samanyolu Televizyonu’nda çalışması ve Emniyet içindeki Fethullahçılarla temasta olmasından dolayı Fethullahçı olduğu kanaatindeyim. Tuncay Güney şu anki iktidar ve Fethullahçıların aleyhinde konuşsaydı, irticacı basında yayımlanacak iki haberi de ben size söyleyeyim: “Zaten dininden de dönmüş” ya da “Kendisi de zaten homoseksüel olmuş”. Böyle başlıklar atmayacaklar mı? Şimdi bu homoseksüel ve dininden dönmüş adamın arkasına sığınmış, Ergenekon soruşturmasını götürmeye çalışıyorlar. Biraz utansınlar.

 

“BİR NUMARAYI BİLMİYORUM”

 

Tuncay Güney, “Adil Serdar bir numarayı biliyor” diyor.

Bu, alçakça bir iftira. Ben bu olayın sanığı değilim. Kitap yazmışlar. “Bir numara sarı bıyıklı” diyorlar. Söyle kardeşim. İfadesini aldığımızda niye söylememiş? Söylemiş de üzerine mi gitmemişiz?

 

İçerideki paşalar bu olayın içinde mi sizce?

Ben içerideki paşaları kişisel olarak tanımıyorum. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı’nı içeriye atıyorlar bu ülkede. Bu, karşı devrimdir. Ben ona ADD Genel Başkanı sıfatıyla bakıyorum.

 

“SAVCILIK MAHKEMİNİN ÜSTÜNE ÇIKIYOR”

 

İddianamede Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Danıştay saldırısı gibi davalara da yer veriliyor. Ne düşünüyorsunuz?

Ergenekon’u böyle çorba haline getirmeselerdi, gerçekten Susurluk’un askeri kanadı çözülmeye çalışılsaydı, şu anda içeride çok sayıda itirafçı olması gerekirdi. Danıştay saldırısını buraya katmakla bu iş olmaz. Burada da hukuk katlediliyor. Ankara’da mahkeme, Danıştay saldırısıyla ilgili Ergenekon’la alakası olmadığına dair karar verdi. Mahkeme kararına rağmen savcılık iddianamede bu suçu tanıyor. Bu, savcılığın mahkemenin üstüne çıkması demektir ki çok ağır bir suçtur.

 

“DARBECİ GENERALLER SOKAKTA”

 

Fakat ortada darbe girişimi gibi ciddi bir suçlama var.

Bu iddianamede, ikide bir, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini yıkmaya, darbe yapmaya teşebbüs” diyorlar. Kardeşim, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yıkan, darbe yapan generaller sokakta dolaşıyor. Alın onları o zaman. Ben mi yaptım 12 Eylül darbesini? Bu hükümet dışında hiçbir hükümete darbe girişimi olmadı mı? 2001’de Ecevit hükümetinin düşmesi bir sivil darbe değil midir bu ülkede? Onu niye araştırmıyorlar bu cevval arkadaşlar? Ecevit’in karısı, “Kocamı hastanede öldüreceklerdi” diyor, kimse bunu araştırmıyor. Niye araştırmıyorsunuz sayın savcılar? Onu da belki Ergenekon yapmıştır.

===================

Ergenekon’da Fethullahçı parmağı iddiası

Bunları bize getiren Tuncay Güney’i, 2000 yılından beri istihbaratçılar izliyor. İstihbarat Şubesi’nin içinde Fethullahçılar olduğuna dair bizim proje çalışma iznimiz var DGM’de. İstihbarat Şubesi görevlilerinin büyük bölümünün Fethullahçı olduğu yönünde araştırma yapmak için izin istemiştim. Ben şu kadarını söyleyeyim. Bu işi bize getirenler, İstihbarat Şubesi içindeki istihbaratçılardır. Ama görünüşte polis getirmiştir. Biz o tarihte bunu söylemiş olsaydık, herkes bize bağırıp çağıracaktı. Biz o tarihte gerekli şeyi yaptık. Veli Küçük grubunu araştırmak için izin aldık. Ama devletin içinde bir tarafta Susurluk’un askeri kanadı varsa ve bunlar çeteyse, o zaman Fethullahçılar da çetedir. Onlar için de izin versinler. Ben bunu yaptığım için ne Ergenekon dediğimiz yerdeki adamlara ne Fethullahçılara yaranabiliyorum. Ben Veli Küçük ile ilgili de çalışma izni aldım, Fethullahçılarla ilgili de çalışma iznini aldım.

 

*****

 

“Ben böyle kaza görmedim”

 

Ben Ergenekon beni susturmaya çalışıyor diye düşünmem. Ama orada küçük bir grup var. O, beni susturmaya çalışıyor olabilir. F tipi, yani Fethullahçılar beni susturmaya çalışıyor olabilir. Gözaltına aldığım mafya örgütleri susturmaya çalışabilir. 12 bin kişiyi gözaltına aldım ben. Bunlar her şeyi araştırıyorlar da benim kazamı niye araştırmıyorlar? Ben düz yolda giderken sağdan gelen dev kasalı bir araç geldi. Kapağı falan üzerimize düşmedi. Doğrudan bana vurdu. 35 metre bariyerlerle TIR’ın arasında sürüklendim. Hiç fren yapmadı. Direksiyonu diğer tarafa da çevirmedi. Buna kaza diyorsanız, kazadır. Ben hayatımda böyle kaza görmedim. Araştırılması gereken bir konu.

                                              __________________

Eyüp ERDOĞAN

Fotoğraf: SERKAN ŞENTÜRK

 

(1078– 31 Temmuz 2008)

04.08.08

...

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.