Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
 
SON DAKİKA
Küresel Isınma : Avrupa Uzay Ajansı, buzulların kapladığı alanın uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini ve Avrupa'dan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını duyurdu   Irak : Irak'taki radikal Şii lideri Mukteda Sadr'a bağlı siyasi hareket, Şii koalisyon hükümetinden çekilme kararı aldı   Turizm : Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının 6 milyona yaklaştığı bildirildi   Afganistan : İngiltere, Taliban'ın Afganistan'daki İngiliz askerlerine saldırılarda Çin yapımı silahlar kullandığını bildirerek, Çin'e şikayette bulundu   Secret : Rhonda Byrne'ın yazdığı ve dünyada çok satanlar arasında ilk sıralarda yer alan ''Secret (Sır)'' adlı kitap, Türkiye'de de 4 aydır okurların en çok tercih ettiği eser oldu  
Yasak ilişkilerde, aldatılan kadın öfkesini kocaya değil diğer kadına yöneltiyor
Kadın kadının kurdu mu?

Uzmanlara göre, 'ötekini' suçlamak kolay, çünkü bu durumda kadın kendini ya da evliliğini sorgulamaktan kurtulmuş oluyor. Tabii işin içinde ataerkil yapıyı içselleştirme ve yalnızlık korkusu da var.

Göster

Türkiye günlerdir 'zina tartışması' ile yatıp kalkıyor. "Zina sadece boşanma nedeni mi sayılsın, yoksa hapis cezası gerektiren suç kapsamına yeniden alınsın mı", tartışmaları sürerken; pek çok kişi, aldatma söz konusu olduğunda kadınların neden öncelikli olarak diğer kadını suçladıkları sorusunun yanıtını da merak ediyor. Bu yaklaşım, düşünür Thomas Hobbes'un "İnsan insanın kurdudur" tanımlaması gibi "Kadın kadının kurdu mu?" sorusunu akla getiriyor. Uzmanlar, bu suçlamaların temelinde öncelikle, Türkiye'de kadının sosyal ve ekonomik olarak özgür olmayışının yattığını, olayın bir de psikolojik boyutu olduğunu belirtiyorlar.

Elektra problemi
Klinik terapist Rebia Erdoğan, kadının aldatma ya da zina durumunda bu tür tepkiler vermesini, dürtüsellikle açıklıyor. Erdoğan'a göre; "Kocam suçlu değil, o kadın baştan çıkardı" diyen kadınlar bir bakıma kendisini sağlama alan kadınlar ve onlar aslında hemcinsleriyle yaşam boyu karşı karşıya kalıyor. Erdoğan konuya ilişkin olarak şunları söylüyor: "Bu, kızın babasını, kız kardeşinden kıskanması meselesi gibi. Yani, 'o olmasaydı kocam beni severdi' derken, sorunun kendisi ve karşısındaki eşiyle ilgili boyutunu değerlendirmeyip, öteki meselesini gündeme getiriyor ve şunları anlatıyor:

"Burada hem erkekler hem de kadınlar için söz konusu olan iki temel suçluluk duygusundan da bahsetmek gerekiyor. Kadınlarda, Elektra (Kız çocuğun babasına karşı duymuş olduğu cinsel istek) erkeklerde ise Oidipus kompleksi var. Burada, erkek kendini babaya karşı suçlu hisseder çünkü annesini babanın elinden almak ister. Kadın da annesine karşı suçlu hissettiği gibi babayı içselleştirir. Ve kadın için hemcinsine öfke duymak kolaydır. Kadın için, tercih edilmediğini kabullenmektense, aldatan adamı bağışlamak kolay bir yöntem, çünkü orada bağışlama şansı var.

Kadının kadına bu kadar karşı oluşunda, yaşamı algılayışının etkisi çok büyük tabii ki. Kadın daha içinden yaşayan bir varlık. Başarısı, etkinlikleri dışa vurumu, içindeki agresif hazzı erkek kadar net değil, çünkü kadın içine alandır. Bu nedenle etrafındaki her şeyi kendi alanı içine çekmek için dürtüsel bir yapı taşır. Erkek ise dahil olabilir, keşfedilebilir ve bu durumda mutlu olabilir.

Kadınlar birbirlerini içlerine alamadıkları zaman çarpışmalar daha şiddetli oluyor. Bunlar böyle yorumlanabilir ama ben ilişkilerdeki paylaşma öfkesi ile ilgiliyim. İlişkiler tıkanabilir ya da tıkanmayabilir, burada önemli olan bir kadının elinden erkeğinin alınması değil, birinin buna ihtiyaç hissetmesi ve bu ihtiyacı doğuran nedenler. Bunun araştırılması gerekir. Öteki giriyorsa devreye, bunun dinamiği farklı."

Evliliğin devamı için çabalıyorlar
Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Hale Bolak Boratav ise konuya ilişkin olarak konuşurken; Bir yasak ilişki söz konusu olduğunda, kadınların karşılarındaki kadını suçlama eğilimine girdiklerine dikkat çekiyor ve bunun, her türlü ayrımcılık gibi içselleştirildiğini dolayısıyla mağdur olan kadının da bu durumu içselleştirdiğini belirtiyor. Boratav'a göre, kadının kadını suçlamasının temelinde kimi zaman aile içi şiddetin etkileri de var. Fiziksel şiddet, çocukları kullanma, ekonomik şiddet ve izleri belli olmasa bile kadını yıkan duygusal şiddet var. Çoğunlukla kadınlar bu şiddeti uzun zaman fark etmiyor. Olay devam ediyor. Her türlü travmanın yarattığı etkiler, sonunda uykusuzluk, cinsel isteksizlik, depresyon olarak ortaya çıkıyor. Kadın kendini suçlama eğilimine giriyor, öğrenilmiş çaresizlik yaşanıyor. Kadın şiddet görmemek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Ve "Neden kadınlar eşlerini bırakmıyorlar" diye soranlar oluyor. Bu tablodaki kadınlar çok nedenle bırakmıyorlar eşlerini ve diğer kadını suçluyorlar. Ekonomik bağımlılık başta olmak üzere, suçlamayı diğer kadına ve kendilerine yönelterek, kendilerini değiştirmeye devam ederek evliliğin devamına çalışıyorlar.

Kadınlar kendini suçlamak istemiyor
Kentli, okumuş, iş sahibi bir kadının bu durumu kendine ve başkalarına ifade etmesi daha güç oluyor. Kadınlar, bir aldatma durumunda erkeği suçladığı zaman kendine de suç buluyor: Boratav bu konuda şunları söylüyor. "Erkeği hâlâ koruyan bir ataerkil yapımız var maalesef. Çelişkilerle çok rahat baş edemeyen kaçınmacı yapımız var. İçselleştirilen cinsiyetçilik meselenin önemli boyutu. Erkek egemen toplumun yargılarını zaman zaman kendimize de yöneltiyoruz. Kadının birey olarak tek başına ortaya çıkması zor. Bir çok kadın tek başına olmayı tasarlamak istemiyor bile. Çünkü kendi başına varolmak cesaret isteyen bir şey" diyor.

Ben iyi değil miyim?
Psikoterapist Ayten Zara Page'e göre, yasak ilişki adı verilen durumlarda kadının kadını infaz etmesi boyutu var. Kadının, kocasıyla birlikte olan kadını suçlaması, aslında bir mekanizma. Hayatının, evliliğinin devamı için gerekli bir mekanizma. Eğer kocasını suçlarsa, evliliğinde yeterli olmadığını, aslında ilişkisinin çok bozuk olduğunu, kocasının kendisini sevmediğini, evlilik kolanlarının güvenli olmadığını anlıyor ve acı gerçekle baş başa kalıyor. Kişi bu acı gerçekle karşılaşmak yerine kaçınıyor ve bunu başkalarına yansıtıyor; "Benim kocamı ayartan bu kötü kadın ve aslında kocamda suç yok" diyor. Çünkü hayatta güvenli yer alacağı bir alan lazım. İlişkiyi bitirmektense, devam etmek Türkiye'de daha kolay. Kadının sosyal kaynakları azsa, bu mekanizma mutlaka işliyor. Sosyal gücü iyi olan kadınlar da yapıyor. Bunun temelinde ise 'ben yeterli değil miyim, kadınlığımda bir eksiklik mi var?' sorusu bulunuyor ve bunu gördüğünde sorunu kabulden kaçınıyor" diyor.

-
Füsun SAKA

30.09.04

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.