|
İnsan vücudundan yoğun olarak omurilikte, kanda ve bebeklerin kordon kanında bulunan kök hücreler; kan hücrelerinin yanı sıra, kalp kası hücrelerine, beyin hücrelerine, sinir sisteminde nöronlara, kas hücrelerine, kalp kaslarına, karaciğer, kemik, kıkırdak, pankreas hücreleri gibi aklınıza gelen daha birçok hücreye dönüşebileceği yapılan çalışmalarda gösteriliyor. Bu yönüyle kök hücre,
bir çok hasta için adeta ‘mucize’ olarak görülüyor ve çalışmaların
sonuçlanmasını bekleniyor. Ancak, embriyonik kök hücrelerin kullanımı, bir çok
ülkede yasak ve hâlâ tartışma konusu.
Bilim adamları, önümüzdeki 10 yıl içerisinde tıp alanında
önemli gelişmeler olacağına, pek çok hastalığın ise “kökten” çözüleceğine
inanıyor. “Cell therapy”, yani “hücre tedavileri”yli ilgili sorularımızı
yanıtlayan, Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercüment Ovalı, hücre tedavilerinin önümüzdeki yıllara
damgasını vuracağını söylüyor: “Örneğin çiçek hastalığı, tamamen kontrol altına
alınabildi ve yok edildi. Bu hastalığı yok ederken sorun olan mikroorganizmaya
karşı, bir başka organizma hücreleri tedavi amaçlı kullanıldı. Hücre
tedavilerine ait ikinci örnek, kan bankacılığında kullanılan, kan ve hücresel
kan ürünleridir ve bugün hâlâ yerine kullanılabilecek bir ürün üretilememiştir.
Hücre tedavilerinin üçüncü kullanım alanı ise kök hücre nakilleri. Kök hücre
nakilleriyle kanserli hastalarda kanser hücresi sağlıklı bir başka hücreyle yok
ediliyor. Geçen 20 sene içerisinde kök hücre nakillerinin bize öğrettiği bir şey
de, kök hücrenin birçok organın yenilenebilmesinde de
kullanılabileceğidir.”
Hücre tedavileri pek çok alanda henüz deneme aşamasında
ancak tıpta başarıyla uygulanan alanlar da var. Tıpta uygulanan en başarılı
örnekler arasında ise klasik kök hücre nakilleri, anti-aging amaçlı hücre
enjeksiyonları, yanıklarda hücre tedavileri, eklem ve kıkırdak hasarlarında
hücre tedavileri yer alıyor. Bugüne kadar üniversitede ekibiyle birlikte ciddi
kök hücre çalışmaları yapmış olan Prof. Ovalı, çalışmaları şöyle özetliyor:
“Üniversitemizde embriyonik kök hücrelerden dokular elde etmeye çalışıyoruz.
Örneğin embriyonik kök hücreyi sinir hücresine dönüştürdük, kalp kası yaptık.
İnsan vücudundan alınan kök hücrelerle ise farelerde felç tedavisinde olumlu
sonuçlar elde ettik. Ayrıca insanların kendi kök hücrelerinden cilt dokusu ve
kıkırdak dokusu üretiyoruz.”
Hastalıkların tedavileri açısından en etkili kök hücre
tipi embriyonik kök hücreler. Ancak bunların kullanımı hâlâ pek çok ülkede
yasak. Bunun en önemli nedeni ise dinsel ve etik kaygılar. Yine de bu
çalışmaların önünün açılacağı beklentisi yüksek.
Hücreler fabrikada
üretilecek
Tüm bu hücre tedavilerinin uygulanabilmesi için özel
“hücre üretim tesislerine” ihtiyaç var. Henüz Türkiye’de uluslar arası lisans ve
kalite belgelerine sahip özel üretim tesisleri yok. Ancak Prof. Dr. Ercüment
Ovalı, 2006’da Türkiye’nin ilk “hücre fabrikası”nı Trabzon’da hizmete
açacaklarını söylüyor: “Tedavi amaçlı bir üretim normal laboratuvarlarda
gerçekleşmemeli. Bunun için özel hücre üretim tesisimizi mart 2006’da
tamamlayacak, yaz sonu itibariyle de hizmete açacağız. Üniversitelerin,
kliniklerin ihtiyacı olan embriyonik kök hücre de dahil olmak üzere her türlü
hücre tipini sağlayacak, araştırmaların içinde yer alacağız. 2600 metrekare
kapalı alanı olan bir üretim fabrikası olacak Türkiye’de. Bunun için 5 buçuk
trilyon harcadık. Hücre üreteceğiz. Bu tesiste izinli, üretimi söz konusu olan
ürünler üretilecek. Kök hücre nakli yapılan hastaların kök hücrelerinin de özel
şartlarda üretilme zorunluluğu var. İkincisi kanserli hastalarda ‘immünoterapi’
yapacağız. Şu an da zaten yapıyoruz.
Türkiye’de hücresel immünoterapi hâlâ yapılamıyor. Çünkü
alt yapı yetersiz. İmmünoterapide, kemoterapi, radyoterapi ve diğer tedavilerle
tümör kitlesini küçültüyor, geri kalan tümörün yok edilmesi için de bağışıklık
sistemi hücrelerine ‘savaşmayı’ öğretiyoruz. Hijyen açısından insanların ‘uzay
giysileriyle’ gezecekleri bu tesiste ayrıca bir kordon kanı ve örneğin kanserli
hastaların spermlerini saklayabilecekleri bir sperm bankası da
olacak.”
Genetik bilimi, pek çok hastalığın tedavisinde umut vaat
ediyor. Bilim adamları, gen tedavilerinin ileride özellikle genetik
hastalıkların “tarihe karışmasında” büyük rol oynayacağını söylüyor. Acıbadem
Hastanesi Genetik Tanı ve Hücre Tedavi Merkezi Direktörü Doç. Dr. Ender Altıok,
2006’da yeni gen tedavi yöntemleri üzerinde çalışmaların artacağına dikkat
çekiyor: “2006’da hücre tedavileri ve gen tedavilerinin birlikte kullanımları
yaygınlaşabilir. Hücre tedavilerindeki başarıların kendini göstermesi ile bu
alanda yeni tedaviler daha cesaretle denenebilir. Özellikle kas, beyin,
karaciğer gibi dokularda hücre tedavileri görülebilir. Yeni teknolojilerin
etkisi ile bilinmeyen pek çok hastalığın genlerle ilişkisi aydınlatılabilir. Gen
ve hücre tedavileri alanında yasal ve etik düzenlemeler de ortaya
çıkabilir...”
Gen tedavileriyle ilgili son gelişmelerden söz eden
Altıok, bu yıl içerisinde insanlarda çeşitli hastalıklarda gen tedavisi
denemelerinin yapıldığını söylüyor. Bu yıl yapılan denemelerde gen tedavileriyle
hücre tedavilerinin birlikte kullanılmasının dikkat çektiğine değinen Altıok,
“Tedavi edecek genleri taşımak için eskiden beri kullanılan virüslerin yanı sıra
virüs bulunmayan yeni yöntemler de denendi. Alzheimer hastalığı bulunan 6
kişide, romatoid artrit hastası olan 9 kişide, kalıtsal bağışıklık eksikliği
bulunan 1 çocukta gen tedavileri denendi ve umut veren sonuçlar alındı. Kistik
fibroz, AIDS, kanser gibi çeşitli hastalıklarda da hayvan araştırmaları yapıldı”
diyor.
Dr. Altıok’un söylediklerine göre genetik biliminde
gelişmelerin dinamiğini teknolojik gelişmeler ve cihazlar belirliyor. Altıok,
mümkün olduğu kadar çok genin mümkün olan en ucuz fiyata incelenebilmesi
hedefini güden teknolojik yeniliklerin, gen işlevleri ve gen-hastalık
ilişkilerinin aydınlatılmasında, her bireyin gen profilinin ortaya
çıkarılmasında, gen şifreleri bilinmeyen canlıların çalışılmasında önemli
kolaylıklar sağlayacağını vurguluyor...
Hücre
Tedavileri
1. Tıpta
uygulanan tedaviler
● Klasik kök hücre
nakilleri
● Hücresel immünoterapi yöntemleri (Hastalıklarla
savaşta kişinin kendi hücreleri kullanılıyor. Örneğin hastadan elde edilen kök
hücreler, laboratuvar ortamında tümörle savaşabilen bağışıklık sistemi
hücrelerine dönüştürülüyor)
● Anti-aging amaçlı fibroblast enjeksiyonları
(Derinin doğrudan yaşlanma mekanizmasıyla ilgili olan en önemli hücresi
fibroblast, kişinin kendinden alınarak, laboratuar ortamında çoğaltılıyor ve
kırışık bölgeye enjekte ediliyor. Bu hücreler cildin genç kalması için gerekli
olan “kolajen” gibi maddeleri orada sonsuza kadar üretiyorlar. Fibroblast
enjeksiyonları, özellikle ABD, İngiltere, İsviçre ve İsveç gibi ülkelerde
yaygın.)
● Yanık tedavilerinde hücresel
tedaviler
● Diz ekleminde oluşan hasarlarda, kişinin kendinden
alınan kıkırdak hücrelerinin kullanımı. (Bugün bu amaçla kullanılan protezlere
göre hücre tedavisi çok daha az yan etkili, sonuçlar ise çok daha etkili. Bu
tedavinin maliyeti ise daha düşük.)
2. Araştırma aşamasında olan
hücre tedavileri
● Tümör
aşıları
● Tümörü hedef alan hücre
tedavileri
● Virüsü hedef alan hücre
tedavileri
● Organ yenilenmesinde kullanılmak üzere
erişkin kök hücre, kordon kanı kök hücreleri, fetal (fetusa ait) kök hücre
kullanımı (Özellikle kalp-damar cerrahisinde bu uygulamaların rutin olarak
uygulanmasına az kaldı. Ayrıca sinir sistemi hastalıklarında, Alzheimer,
Parkinson, Amniyotrofik lateral skleroz (kalıtsal iskelet hastalığı), diğer
motor ve duysal nöron hastalıklarında ümit verici çalışmalar yayınlanıyor.
Karaciğer yenilenmesi, şeker hastalığının tedavisi ve böbrek yetmezliği
hastalıklarında çalışmalar sürüyor)
● Embriyonik kök hücre kullanımı
....
Haber: Bade GÜRLEYEN
|