|
Japonya'da Tohoku Üniversitesi’nde Prof. Shinichi
Kuriyama önderliğindeki dokuz bilim adamının 2002’de başlayıp Şubat 2006’da
bitirdiği araştırmaya göre yeşil çay, Alzheimer ve Parkinson hastalığını
önleyici bir rol oynuyor.
Bir yıl boyunca yeşil çayın etkilerini hayvanlar
üzerinde deneyen 10 kişilik araştırma grubu, beyindeki nörodejeneratif (bunama)
etkinin yok olduğunu tespit edince, insanlar üzerinde denemeye karar verdi ve 70
yaş üzerindeki 1003 kişiden oluşan bir denek grubu ile çalışmaya başladı. Grubun
bir kısmına günde bir fincan, bir kısmına günde iki fincan, bir diğer kısmına da
üç fincan yeşil çay içirildi. Parkinson, Alzheimer, bunama gibi hastalıkların
tanısı için uygulanan; vücut hareketlerinde meydana gelen anormallikleri ya da
hafıza durumunu belirlemeye yönelik gerçekleştirilen nörolojik konuşma
testlerine tabi tutulan denekler, haftada bir ölçüme alındı. Testlerin
sonuçları, çayların içim oranlarına göre
değerlendirildi.
Bilimsel bir yayın olan ‘Amerikan Journal of Nutrition’da
yayımlanan araştırma sonuçlarını konuştuğumuz Acıbadem Hastanesi Nöroloji Uzmanı
Dr. Yasemin Akyüz, “Alzheimer ve Parkinson özellikle 70 yaşından sonra görülen
ve her beş yılda bir katlanarak artan hastalıklar. Eskiden bu hastalıklar toplum
açısından büyük sorun oluşturmuyordu. Çünkü ölüm yaşı daha düşüktü ve yaşlı
insanların sosyal hayatlarını iyi bir şekilde sürdürmesi beklenmiyordu. Oysa
günümüzde bu hastalıklar büyük sorun oluşturmaya başladı ve yaşlılar toplum
hayatındaki rollerinden dolayı farklı tedavi yöntemlerinin arayışına girdi.
Elbette dünyanın pek çok ülkesinde hastalıklara karşı çare arayışları sürüyor,
ama şimdiye değin kesin bir tedavi yönteminden söz edilemiyor. O yüzden bu
araştırma, bizler için bir hayli önem taşıyor” diyor.
|
|
|
|
Dr. Yasemin Akyüz
|
|
|
|
|
Önlem Alınmalı Dr. Yasemin Akyüz,
Alzheimer ve Parkinson olma yaşının düştüğünü ve önlem alınması gerektiğini
düşünüyor
Günde iki fincan yeşil
çay
Araştırma sonuçlarından da
anlaşıldığı üzere yeşil çay, oksitatif (antioksidan) ve anti-eflamatuar
(iltihabi durumların önlenmesi) etkiler taşıyor. Yeşil çay düzenli içildiğinde,
nörodejeneratif etkileri yok ediyor. Dr. Akyüz, daha önce bu şekilde yapılan bir
araştırma bulunmadığı için, bugüne kadar yeşil çayın önerilmediğini söylüyor.
Dr. Akyüz, uyguladığı tedavi yöntemi konusunda; “Günde üç tableti geçmeyecek E
vitamini kürü uyguluyordum ama şimdi hastalarıma günde iki bardak yeşil çay
içmelerini önereceğim. Çünkü elimizdeki veriler net olarak gösteriyor ki, yeşil
çay beyin için tam bir iksir. Günde düzenli olarak iki fincan içildiğinde
antioksidan etkisi ortaya çıkıyor. Ve eminim sadece beyin için değil, başka
birtakım hastalıkların tedavi sürecinde de etkili oluyor. Yeşil çayı şimdi
elimizdeki net verilerle nöroprotektif (koruyucu) olarak ilan edebiliriz” diyor.
Yeşil çay önermeye karar veren bir
diğer nörolog ise Amerikan Hastanesi’nden Dr. Bülent Kahyaoğlu. “Amerika’dan bir
doktor arkadaşımı aradım ve araştırmanın tam sonuçlarına ulaştım. İlk önce
hayvanlarda, ardından insanlarda denenen yeşil çay araştırması gösteriyor ki,
beyin için bir hayli yararlı. Alzheimer, Parkinson ve bunama üzerinde oldukça
etkili. Ama benim ve araştırma grubunun bu noktada tek şüphesi var. O da
Japonların evde çay içme alışkanlıklarının olmaması ve sosyalleşme adına arkadaş
gruplarıyla birlikte dışarı çıkıp içmeleri. Bu alışkanlık Japonların beyin
yapılarının daha iyi olduğunu ve diğer ülke insanlarıyla karşılaştırılmaması
gerektiğini gösterebilir bize.
Yani sosyalleşen insanın
beyni daha güçlü olur ve yeşil çayın içindeki demir ve bakır nedeniyle oksitatif
etkileri daha güçlü olabilir. Ama Tohoku Üniversitesi araştırma grubu bundan
bahsetmiyor. Yeşil çayın nöroprotektif etkilerini ön plana çıkarıyor ve
Alzheimer veya Parkinson olmuş bir kişinin tedavi sürecinde hastalığın
ilerleyişini yavaşlatacağını, önleyeceğini ama hastalığın önceki etkilerini yok
etmeyeceğini belirtiyorlar.”
Birçok hastalığa
etkili
Herbalist Atabay Güveloğlu ise,
yeşil çayın içindeki Epigallocatechin-Gallat (EGCG) maddesinin beyindeki plak
oluşumunu yüzde 50 azalttığının bilindiğini söylüyor: “Bu yüzden yeşil çay içen
kişilerin beyin hastalıklarına yakalanma riski azalıyor. Hatta son zamanlarda
yeşil çayın içindeki EGCG maddesinin yoğunlaştırılıp gıda ürünü olarak sunulması
da öneriliyor. Kökeninin Çin’e dayandığı bilinen yeşil çay, Milattan Sonra 6.
yüzyıl civarında Budist rahipler vasıtasıyla Japonya’ya, 14. yüzyılda da
Portekizli Cizvit papazları aracılığı ile İpek Yolu’nu takiben Avrupa’ya
getirilmişti. Bu şifalı bitkinin, insan sağlığı açısından öneminin keşfedilmesi,
1200’lü yılların başlarına kadar uzanıyor. Binlerce yıldır Uzakdoğu’da hayatın
bir parçası haline gelen yeşil çayın sırrı, bünyesinde bulunan antioksidan
maddelerle açıklanabiliyor.”
Güveloğlu, yeşil çayın sadece beyin
değil, kanserden romatizmaya pek çok hastalık için de etkili olduğunu
belirtiyor: “Japon toplumu üzerinde yapılan uzun çalışmalar; bu ülkede ortalama
hayat süresinin kadınlarda 82, erkeklerde ise 76 olduğunu ortaya çıkardı. Ayrıca
Japonya, kanser vakalarının dünyada en az görüldüğü ülke olma özelliğini
taşıyor. Japon toplumunun bu özellikleri, yüzyıllardan beri yeşil çay tüketmeyi
bir hayat tarzı haline getirmeleriyle ilişkilendirilince, çalışmalar bu bitkiye
kaydırıldı.
Yapılan çalışmalar sonucunda yeşil
çayın pek çok hastalığa iyi geldiği açıklandı. Bitki mucizevi ama ihtiva ettiği
etken maddelerden biri de kafein. Bir fincan yeşil çayda, ortalama 78 mg kafein
bulunuyor. Yani 6-7 fincan ile ortalama 470-550 mg’lık kafein miktarı vücuda
girecek demek oluyor. Bu da gece uykularını olumsuz etkiliyor. Bu sebeple yeşil
çayı demlerken ilk 30-40 saniye içinde elde edilen demi döktükten sonra, su
ilave ederek yeniden demlemekte fayda bulunuyor.”
Çin dünyanın en çok yeşil çay üreten ülkesi. Yılda 450 bin ton
yeşil çay üreten Çin’i, Japonya, Endonezya, Vietnam, Hindistan ve Sri Lanka
takip ediyor. Çay tarımı ve üretimi; büyük oranda ekvatoral iklime sahip ve
ekvatora yakın bölgelerde yapılıyor. Yeşil çay üretimi için kaliteli yaş çay
yaprağına ihtiyaç var. Siyah çayın işlenmesinde olduğu gibi, yeşil çayın
işlenmesinde de çay yaprağının standartlara uygun toplanması büyük önem
taşıyor.
Yeşil çayın normal çaydan farkı
-
Yeşil çay, siyah çayla aynı bitkiden ‘Camellia Sinensis’ten elde
ediliyor. Aralarındaki tek farklılık, işleme tekniğinden kaynaklanıyor. Yeşil
çay yaprakları, siyah çaya göre çok daha az işlem görüyor. Yeşil çay bitkisinin
yaprakları, taze ve yeşil rengini kaybetmiyor. Siyah çay bir oksidasyona maruz
kalırken, yeşil çay buharla ısıtılarak enzimlerinin ayrılması ile parçalanmıyor
ve polifenolik (antioksidan) maddelerinin azalmasına karşın korunmuş
oluyor.
___________________________
Haber: Yasemin YURTMAN
|