Hipertansiyon, sağlığı tehdit eden önemli hastalıklardan
birisi. 30 yaşın üzerindeki nüfusta her 100 kişiden erkeklerde 37’si, kadınlar
da 46’sı hipertansiyonlu. Araştırmalara göre Türkiye’de 15 milyon kişi
hipertansif ancak bu rakamın sadece yüzde 40’ı durumun farkında.
İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim
Üyesi Prof. Dr. Serap Erdine, “Türkiye’de hipertansiyon, erişkin kişilerde her 5
kişiden birinde yüzde 20 oranında görülüyor. Fakat hipertansif hastaların yüzde
45’i durumlarının farkında değil. Tesadüfen başka bir ölçüm sırasında
hipertansiyon ortaya çıkabiliyor ve tedavi de öyle başlıyor. Türkiye’de
hipertansiyon olup ilaçlarını düzenli kullananlar yüzde 30 düzeyinde” diyor.
Hipertansiyon hastalarının tedavilerindeki en önemli
aksamalardan birisi hastaların ilaçları düzenli almamaları ya da kendi kendine
teşhis koyup ilaca başlamaları. Uzmanlar verilen ilaçların kişiye uygun olması
gerektiğinin altını çiziyor.
Prof. Erdine, “Çoğunlukla kişi ya tansiyonunu yüksek
hissettiğinde veya bir ölçüm sırasında yüksek çıkarsa ilacını alıyor. Halbuki
tansiyon ilaçlarının muntazam bir şekilde alınması gerekli. Tedavi sırasındaki
yanlış bir inanç da, ‘Ben ilaç alırsam tansiyonum daha fazla düşer ve olumsuz
etkisi olur’ şeklinde. Tam tersine gün boyu görülen oynamalar, ani iniş-çıkışlar
ve ilacı düzensiz kullanmaya bağlı olarak ortaya çıkan yükselmeler uzun dönemde
‘hedef organ hasarı’ dediğimiz; kalp, böbrek, beyin gibi yaşamsal organlarda ve
damarlarda hasara yol açıyor.”
Tedavide devamlılık
şart
Prof. Altan Onat da hipertansiyon tedavisinde
devamlılığın büyük önem taşıdığının altını çizerek özellikle hastanın kendi
kendine tedaviye ara vermesinin yanlışlığına değiniyor: “Tedaviye ara verildiği
zaman eski duruma dönülür. Kronik hastalıkların tedavisinde ‘Bir doz verelim de
iyileşsin’ diye bir şey yoktur. Tansiyon tedavisi, mutlaka bir hekimin nezareti
altında başlanıp o şekilde devam etmelidir. Hipertansiyon tedavisini bir bütün
olarak görmek lazım. İlaç, bunun sadece bir parçası. Üzerinde odaklanılacak olan
konu, ilacın yanında diğer faktörlere de uyulması. Yani egzersiz ve şişmanlığı
önleyici perhiz.”
Doğan Yayın Holding Sağlık Grup Başkanı Dr. Gündüz Tezmen
de farkındalık düzeyinin düşüklüğü konusunda şunları söylüyor: “Hürriyet
Gazetesi’nde 30 yılı aşkın bir süre, okurların sağlık sorunlarına cevap verdim.
Bu süre içinde on binleri aşan sayıda okur mektubunu inceledim. Gördüğüm şu ki
toplumumuzda sağlık bilgisi maalesef çok az, olanların bir kısmında da yanlış.
Toplumsal olarak gerçeklerden kaçmaya çalışmak ya da geçiştirmek alışkanlığı
çok. Belirli aralıklarla sağlık kontrolü yaptırma alışkanlığımız yok, yaptırmak
isteyenlere de eğer bu konuda para harcama olanağı yoksa sistem olanak vermiyor.
Yüksek tansiyon, çoğu zaman belirti vermiyor. Verdiği
zaman, belirtilerini iyi tanımıyoruz, herhangi bir nedenle yapılan ölçümde
yüksek çıktığında, ya kendimiz ya da çevremizin yardımıyla, kafamızı devekuşu
gibi kuma gömüyoruz. Klasik bazı cevaplar, ‘Dün akşam iyi uymadım’, ‘Son
günlerde çok stresliyim’, ‘Gelirken hızlı yürüdüm’ vs. vs. Yapılan araştırmalar,
çok genç sayılabilecek yaşlarda bile, toplumun yarısının yüksek tansiyonlu
olduğunu, bu kişilerin de yaklaşık yarısının yüksek tansiyonu olduğunu
bilmediğini gösteriyor.”
...
Devamı Bu Hafta
Tempo'da
(999 – 25 Ocak 2007)
|