|
Kahvaltıda keten tohumu, öğleden sonra gingko biloba,
akşamüstleri ginseng içenlerin
sayısı birden bire artmaya başladı. Aktarlar, eczaneler yetmedi, gıda
takviyesi bitkiler marketlerde de yerlerini aldı. Herkes “Daha sağlıklı
yaşıyoruz” diye düşünürken, Prof. Dr. Osman Müftüoğlu uyardı; “Bitkiler yanlış
kullanılıyor. Bu yüzden, her 10 kişiden birinde karaciğer fonksiyon bozuklukları
var. Ne alıyorsanız, bırakın ve doktora gidin.”
Tempo: “Bitkiler sağlık verir”
söyleminde artık yanlış olan bir şeyler var
galiba…
Osman Müftüoğlu: Doğal desteklerden faydalanmamız kadar
akıllıca bir şey söz konusu olamaz. Yani portakal yeriz ama biliriz ki bir
portakaldan en fazla 50–60 mg. C vitamini alacağız. Oysa bizim ihtiyacımız 1000
mg.dır ve gider tablette satılan C vitaminlerinden birini alırız. Tablet hem
ekonomik, hem de tıbbi bir çare olmuştur bu durumda. Anlatmak istediğim şey,
dünyadaki herkes doğal olan ürünlerin zararsız olduğunu düşünüyor. Bu görüşün
bir kısmı doğru ama bunun suiistimal edilebileceğini bilmemiz gerekiyor
artık.
T:
Nasıl?
O. M: Bu
ürünlerin içinde olması gereken miktar, olmadığı halde varmış gibi satılabilir.
Kontrolsüz kullanımla besin desteği alıp vücuduna iyi bir şey yaptığını düşünen
kişi karaciğerini mahvedebilir ve fonksiyon bozukluklarını yaşayabilir. Alerjik
reaksiyonlar ortaya çıkabilir. Mesela, sarı kantaron otunu sakinleştirsin diye
rasgele alırsanız ve bu bitkinin şarap ve peynirle etkileşime girdiğini
bilmezseniz, inanılmaz yan etkilerle
karşılaşabilirsiniz. Ya da sarı kantaronun çayını içip güneşe çıkarsanız, güneş
hasarlarını 10 kat arttırırsınız.
Aktarların fazlaca önerdiği sarı
kantaron yerine yine elinizi attığınız her dükkânda bulabileceğiniz özütlerden
birini, örneğin ginseng almak isterseniz ama ginsengin tansiyon krizlerine yol açacağını
bilmezseniz, hiper tansiyondan dolayı
beyin kanaması riskiyle karşı karşıya
kalabilirsiniz.
T: Aktarlardan alınan bitkilerde
prospektüs yok. Paketlenmiş olanlar hangi durumlarda içilmemesi gerektiğini
söylüyor mu peki?
O.M: Önemli noktalardan
biri de standardizasyon. Okuduğunuz bir yazı, keten tohumunun iyi geldiğini,
ekinezya’nın bağışıklığa faydalı olduğunu, Ginkho Biloba’nın gribi, nezleyi
çabuk iyileştirdiğini söylüyor olabilir. Ama bitkiler, bu iyileştirici etkiyi
mucizevî bir şekilde yapmıyor. İçindeki maddelerin belirli bir konsantrasyon
olması halinde yapabiliyorlar. Aktardaki otlarla alacağınız yarar, standardize
edilmiş özütlerle karşılaştırılamaz bile.
Ayrıca risklidir. Mesela Gingko Biloba’yı içinde kaç mg. olduğunu net
olarak belli tablet olarak kullanın. Ama bunu alırken bile doktora danışın.
Gingko Biloba uyku kaçırabilir, çarpıntı yapabilir, tansiyonunuzu artırabilir.
T: Her bitkinin kullanımı
için özel bir durum var mı?
O.M: Bitkinin işe yarayan
hallerini de bilmek gerek. Yine gingko biloba’dan örnek verelim. Bir ürünün
hangi ayda, hangi yaprakta, hangi olgunlukta toplanması gerektiğini aktarlar
bilemez. Uzmanlar bilir. Mesela ginseng’in işe yaraması için en az beş yaşında
olması gerek. Yeni ekilmiş bir Ginseng’in kökünü alırsanız, size hiç bir faydası
yok. Herkesin doğal ürün tavsiyecisi olmaması gerekiyor. Bunu söyleyebilecek
insanların farmakognozi denen özel bir bilim dalı eğitimini almış olması
gerekiyor.
Karaciğer hastalıklarına
davetiye
T: Geçtiğimiz günlerde gazetede bir
haber, yosun haplarının piyasadan toplatıldığından bahsediyordu. Sağlık
Bakanlığı’da aslında bu konuda dikkatli ve çalışıyor değil
mi?
O.M: Şişirilmiş, hiç bir işe
yaramayan, değer taşımayan, içinde ne kadar toksik madde olduğu bilinmeyen
tabletlerden bahsediyorsunuz. Ben anlamıyorum, bu ülkede neden İsveç Şurubu
satılır? Üzüm çekirdeği ekstresidir gidiyor mesela. Çok istiyorsan üzüm ye
kardeşim. Yeşil çaydan fayda görmek istiyorlarsa, günde 3–4 bardak yeşil çay
içsinler. Papatya çayı içsinler. 2–3 bardak nane-kekik çayı içsinler. Sağlık
budur. Fakat kazın ayağı hafife alınacak gibi değil. Bugün iki hastaya baktım.
İkisinin de karaciğer fonksiyon testleri olumsuz çıktı.
T: Karaciğer fonksiyon bozukluğu bu
aralar toplumda çok yaygın mı?
O.M: Kesinlikle çok yaygın. Nedeni de bitkisel desteklerin kullanımının
abartılması.
T: Bitkisel destekleri topluma
duyuran insanların başında siz geliyorsunuz aslında değil mi?
O.M: Evet.
Toplumu tanıştıran, anlatan insanların başında ben geliyorum. Bu yüzden
sorumluluğum şimdi daha büyük.
T: Karaciğer fonksiyon bozukluğu
insanda ne yapar?
O.M: Halsizlik, yorgunluk,
şişkinlik... Bütün metabolizmanızı bozabilirsiniz. Bu ülkede Kahramanmaraşlı
Ahmet diye masum bir insan ottan yapılan bir ürün ile tanıştırıldı. Kullanmaya başladıktan kısa bir süre
sonra karaciğer yetmezliği yaşadı. Ardından öldü. Aynı şekilde bir televizyon
kanalının yöneticisi bu bitkileri gelişigüzel kullanmayı hayatıyla ödedi. Zayıflatan bir ot yok. İnsanlar doktora
gidemiyorsa bile eczaneleri bitkiler konusunda birer danışma noktası gibi
kullanmalarının zamanı geldi.
Aktarların da denetlenmesi gerekiyor. Doğa bize
sağlığımızı korumak, güçlendirmek için her şeyi sunuyor. Doğanın sunduğu şeyleri
almak istiyorsak onları tam ve doğal halleriyle tüketelim. Mutlaka daha çok
salata yiyelim. Semizotundan daha çok faydalanalım. Besinleri tam haliyle
tüketelim. Daha çok kereviz, lahana, pırasa, enginar, kiraz, şeftali
yiyelim.
_______________________
Yasemin YURTMAN
(1035 – 4 Ekim 2007)
|