Tempo Online

 
SON DAKİKA
Küresel Isınma : Avrupa Uzay Ajansı, buzulların kapladığı alanın uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini ve Avrupa'dan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını duyurdu   Irak : Irak'taki radikal Şii lideri Mukteda Sadr'a bağlı siyasi hareket, Şii koalisyon hükümetinden çekilme kararı aldı   Turizm : Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının 6 milyona yaklaştığı bildirildi   Afganistan : İngiltere, Taliban'ın Afganistan'daki İngiliz askerlerine saldırılarda Çin yapımı silahlar kullandığını bildirerek, Çin'e şikayette bulundu   Secret : Rhonda Byrne'ın yazdığı ve dünyada çok satanlar arasında ilk sıralarda yer alan ''Secret (Sır)'' adlı kitap, Türkiye'de de 4 aydır okurların en çok tercih ettiği eser oldu  
Sağlıkta dönüşüm, dönüşemedi
Hastanelerde ilaç yok, ölümcül sonuçlar kapıda

Yatan hastaların ilaçlarını hastanelerin karşılaması kararı, 1 Ocak 2008'de yürürlüğe girdi. Ama sonuç hüsran. İstekte bulunan ama 10 gün süreyle ilaç alamayan hasta ve hasta yakınları veryansın ediyor, tehlike çanları çalıyor

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in yatan hastalara tıbbi malzeme, ilaç, laboratuvar temininin hastanelerce sağlanacağını açıklamasının üzerinden yaklaşık bir ay geçti. Yürürlüğe girmeden iki kez ertelenen karar, nihayet 2008’de hayatımıza girdi! Ama hastaların sıkıntısı daha da büyüdü. Çünkü karar, kâğıt üzerinde kaldı ya da bakanın tebliği hastane yönetimlerine ulaşmadı!

 

Bakan Çelik, kararın gerekçesini açıklarken, oldukça umut dağıtmıştı: “Hasta sahipleri hastalarıyla uğraşırken, tıbbi malzeme teminiyle uğraşmayacak. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bugünden itibaren muhatabı hastaneler olacak.” Ancak Ocak 2008 itibariyle hasta ve hasta yakınlarının çilesi daha da arttı. Çünkü hastaneler, ilaç stoku yapmamış, bu konuda gerekli tedbiri almamıştı.

 

“Parası olan yaşasın”

 

Belki de sorunun en tipik örneği, İstanbul’daki Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaşandı. Çocuğu lösemi hastası olan ve 10 yıldır tedavi gördürmeye çalışan Mustafa Genç, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Her servisin koridoruna tabelalar asıldı. Bu tabelalarda, o serviste yatan hastaların isimleri yer alıyor. Hasta veya hasta yakını tabelaya gerekli olan ilaç isimlerini yazıyor. Ben beş gün önce ilaçları tabelaya yazdım. Hâlâ ses seda yok. İlaç hastane eczanesinin deposunda yokmuş. İhale açıp ilacı alıp bana öyle teslim edeceklermiş. Benim çocuğumun bırakın beş gün, bir saat beklemeye hali yok. Kısaca ilaç milaç yok. ‘Ölsün’ diyorlar. Dışarıdan ilacı temin edip faturasını verme sistemi de yok. Ancak cebimizden alabiliyoruz. Bu, yaşadığımız en rezil hal.”

 

Hasta yakını Mustafa Genç’in bu sözlerinin ardından, Bakan Çelik’in açıklamalarına geri dönmekte fayda var: “Hastanelerin gerekli tedbirleri almış olması gerekiyor. Bu konuda bir aksama söz konusu olursa, yapılacak ödemenin, malzeme alımıyla ilgili harcamanın faturası bize ulaştığında, kurum tarafından hemen ödenecektir”. Peki, yanlışlık nerede? Hiçbir hazırlık yapmadan yasa çıkaran hükümette mi, yoksa altyapının hazır olup olmadığını denetlemeyen Sağlık Bakanlığı’nda mı?

 

Yasa koyucuları bir kenara bırakıp, yasanın getirdikleriyle yaşamak zorunda kalanlarla konuşmaya devam ediyoruz.

 

İstanbul Eczacı Odası Başkanı Semih Güngör’ün açıklamaları oldukça çarpıcı. Kararın, düşünmediğimiz boyutlarını aydınlatıyor: “Uygulamanın ilk gününde, aylardır kaygısını taşıdığımız sorunların büyük çoğuyla karşı karşıya kaldık.

 

Üniversite ve devlet hastanelerinin bir kısmı hastalarına ilaç hizmetini ya hiç veremedi ya da eczanelerinde yeterli ilaç olmaması ve personel eksikliği nedeniyle sağlıklı olarak veremedi. Kararın sağlıklı bir şekilde uygulanabilmesi için Türkiye genelinde kamu ve özel hastanelerde yaklaşık dört bin eczacının istihdam edilmesi gerekiyordu. Yatan hasta reçetelerindeki ilaç ve tıbbi sarf malzemelerinin ayrılması gerekiyordu. Bunlar yapılmadı.

 

Sonuç olarak bu uygulama, her ne kadar temelde kamusal bir amaç taşır gibi gösterilse de ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’ adı altında, ülkemizde sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesinin bir parçası olmaktan öteye gidemedi. ‘Bundan sonra ne olacak?’ derseniz. ‘Belli rant çevrelerine, hastane eczanelerinin işletmesinin verilmesini bekleyin’ derim.”

...

Devamı Tempo'da

Yasemin YURTMAN

 

(1050 – 17 Ocak 2008)

28.01.08



[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.