|
Rakamlarla oynanan Sudoku oyununu Japonya’dan dünyaya taşıyan Yeni
Zelanlalı Wayne Gould, onunla yaptığımız söyleşide Sudoku’nun neden bu kadar çok
sevildiğini şöyle anlatıyordu: Sudoku, dil, iş, cinsiyet ayrımı gözetmeyen
demokratik bir oyundur. Yarışmanın finalinde, demokrasiyle birkaç yıl önce
tanışmış Çek Cumhuriyeti’nin 31 yaşındaki temsilcisi Jana Tylova tüm iddialı
rakiplerini geride bırakınca; Gould’un bu sözleri de doğrulanmış
oldu.
■ ■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
İtalya’nın Lucca kentinde toplanan 90 yarışmacı, takım
kaptanları ve 23 basın kuruluşunun temsilcileri, dünyanın ilk Sudoku
şampiyonasının finallerini büyük bir heyecanla izledi. Etrafı surlarla çevrili,
Ortaçağ’dan kalma küçücük bir şehir olan Lucca’nın dışındaki Grand Hotel
Guenigi’deki yarışmada herkes, son durumu görmek için sandalyelerin tepesine
çıkmıştı.
Sonuçlar açıklandığında, tüm televizyon kameraları,
fotoğraf makineleri ve kayıt cihazları 31 yaşındaki Jana (Yana diye okunuyor)
Tylova’nın çevresinde toplandı. Dokuz kişinin katıldığı finalde, kazanacağını
kesin gözüyle bakıyan Japon Tetsuya Nishiojen’i, ABD’li Thomas Snyder ve Whe-Hwa
Huang’ı geride bırakan Çek Cumhuriyeti’nden Jana Tylova, utangaç bir gururla
gazetecileri “İngilizcem iyi değil” sözleriyle takım kaptanına yönlendirmeye
çalışıyordu. Çek Cumhuriyeti’nin Most kentinde bir fabrikada ekonomist olarak
çalışan dünyanın ilk Sudoku şampiyonu, daha önce de zeka oyunları yarışmalarına
katılmıştı ama her seferinde erkek rakiplerine yenilmiş, onuncu sıralarda yer
almıştı. Dünyanın “en iyi kadın zeka oyunları yarışmacısı” ünvanını elinde
tutuyordu ama burada, Lucca’da dünyanın ilk Sudoku şampiyonu olmuştu.
|
|
|
|
|
|
|
Dünya Şampiyonası Final Bulmacası Bu oyunu kendi kendinizi denemeniz için veriyoruz. Çek oyuncu Jana
Tylova bulmacayı 14 dakikadan kısa bir sürede çözerek dünya şampiyonu oldu.
Tylova, başarısının sırrını 'sürekli pratik yapmak' diye özetliyor.
Yarışmacıları seyrederken tüm komplekslerinizden kurtuluyorsunuz, çünkü onlar da
inanılmaz hatalar yapıyorlar.
Türkiye Beyin Takımı kaptanı Hüsnü Sincar da bir süre
önce, bir röportajında, “kadınlar Sudoku’yu daha iyi oynuyor” demişti. Sonuçlar
sadece Gould’u değil onu da haklı çıkardı. Sonuçların açıklanması ardından Türk
takımında yer alan Mehmet Murat Sevim, Hüsnü Sincar, Kamer Alyanakyan ve Ümit
Abacıoğlu aralarında şu espriyi yapıyorlardı: “Bu yıl çok çalışalım, gelecek
yarışmaya iyi hazırlanalım ve dünyanın ilk erkek Sudoku şampiyonu içimizden biri
olsun.”
Japonya’da yıllardır bilinen, dünyada ise iki yıldır
salgın halinde oynan Sudoku, basit kuralları olan bir mantık oyunu. 9X9 kareden oluşan tablo, ayrıca 3x3’lük
karelere bölünüyor. Amaç her sütunda ve sırada aynı rakamı tekrarlamamak. Ayrıca
3X3’lük kutucuklarda da 1’den 9’a kadar olan rakamlardan sadece biri olabilir.
Yarışma boyunca, yarışmacılara çeşitli Sudoku oyunları ve onların türevleri
(hızlı çözülen 6’lık versiyon; ipuçlarını sadece toplamlar olarak veren Sun
Sudoku, ardışık sayılar yanyana geldiğinde işaretlenen consecutive sudoku,
dijital sudoku gibi) soruluyor ve zaman veriliyor. Yarışmacılar, boş karelere en
kısa sürede ne kadar çok doğru rakam koymuşlarsa, o kadar fazla puan alıyorlar.
Sudoku Türk Milli Takımı
Dünya Sudoku Şampiyonası’na Türkiye’den katılan ekip,
şubat ayında yapılan Türkiye Sudoku seçmelerinde yarışmayı kazanan altı kişiden
ve takım kaptanlarından oluşuyordu: Mehmet Murat Sevim, Hüsnü Sincar, Kamer
Alyanakyan, Gülce Özkütük, Ümit Abacıoğlu, Seden Sertpolat. Türk takımının en
iyisi 1988 doğumlu Mehmet Murat Sevim, 650 puanla 13. sırada yer aldı. Türk
takımı ekip olarak 23 ülke arasında 5. oldu.
Yarışmanın finalinden bir gün önce, dünyanın her yerinde
bir bağımlılık haline gelen Sudoku’yu Jana Taylova sevgilisiyle birlikte bir
haftalık İtalya tatili, bir portable Sony playstation ve bir mekanik sudoku
oyunundan oluşan ödülünü alırken, Wayne Gould’a “Sonuç sizi şaşırttı mı” diye
sordum. Cevabı hayır oldu ama O’nun asıl şaşırdığı, finallerin seyirci için de
nefes nefese bir yarışa dönüşmüş olmasıydı. Gould, “Sudoku’yu asla görsel bir
oyun olarak düşünmemiştim. Ama gördüm ki, izlemesi de çok zevkliymiş” dedi.
Yarışmacılar –sırtları seyirciye dönük- şövalelerin önünde rakamları karelere
yerleştirirken, seyirciler oynanan rakamları daha iyi görebilmek için
oturdukları iskemlenin tepesine çıkmışlardı. Gould’la dünyada hızla yayılan
Sudoku’nun öyküsünü konuştuk.
- Sudoku’yu keşfetme maceranızı anlatır
mısınız?
Bir iş için Tokyo’ya gitmiştim ve bir kitapçıda Sudoku kitaplarını
gördüm. Aslında aradığım zeka oyunlarıydı ve oraya başka bir kitapevinin
açılışını beklerken girmiştim.
- Yani zaten bulmacalara
meraklıydınız.
Evet. Ama bu kitapevinde bir şeyler bulacağımı hiç tahmin etmemiştim.
Sadece vakit geçiriyordum. Üstelik Japonca da bilmiyorum. Kitabı elime aldım ve
doğrusu biraz hayal kırıklığına uğradım, çünkü içindeki bulmaca benim bildiğim
bir şey değildi. Yine de kitabı satın aldım. Sonra da yolda oyunun mantığını
anlamaya çalıştım. Arka sayfalardaki cevaplarla yapmaya çalıştığım şeyleri
karşılaştırarak birkaç denemeden sonra oyunun kurallarını çözdüm ve bu oyun
hakkında daha önce hiçbir fikrim olmamasına da çok şaşırdım.
- O dönemde Sudoku Japonya’da popüler
miydi?
Evet. Nikoli isimli bir yayınevi tarafından basılıyordu. Ama yine de şu
anda dünyada olduğu kadar, hatta İngiltere’de olduğu kadar bile polüler değildi.
Artık Sudoku, bir ülkeden diğerine giderken, popülerliğini de ikiye katlıyor.
- Sudoku’yu dünyaya taşırken, bunun kuş
gribinden daha hızlı yayılacağını düşünüdünüz mü?
Asla düşünmedim. Böyle bir şey benim için fantezi olurdu.
- Sizce neden kağıt ve kalemle oynanan
Sudoku bu kadar popüler oldu. Bilgisayarın, play stationların her türlü oyunun
bu kadar yaygın olduğu bir dönemde…
Bu arada Sony playstationun da Sudoku oyunları çıkarttığını
belirtmeliyim. Bana kalırsa, farklı bir mantık oyunu olduğu için bu kadar
popüler oldu. Bu bir matematik ya da kelime oyunu değil. Oynamak için dil
bilmeye ihtiyacınız yok. Bu yüzden de tüm dil ve kültür bağlarını aşarak dünyada
yayılıyor. Düşünün, bir mülteci Afrika’dan Londra’ya geliyor. Dil bilmiyor;
gazete okuyamaz; televizyon seyredemez ama Sudoku oynayabilir. Sudoku, diğer
oyunlardan farklı olarak sadece bir bulmaca. Kuralları basit. Bana kalırsa bu
yüzden insanlar Sudoku’yu sevdiler. Dahası, insan beyninin mantık kısmını çok
iyi çalıştırıyor ve çözemediğiniz zaman da hiç dert değil. Belirli bir yere
kadar yapmak bile yeterince zevkli. Yani sonuçta bu bulmaca hayat memat meselesi
haline gelmiyor. Üstelik biliyorsunuz ki, günümüzde artık mantığınızı kullanma
şansını pek fazla elde edemiyorsunuz.
- Daha çok kimlerin oynadığı konusunda bir
araştırma yaptınız mı?
Hayır, ancak geliştirdiğim bilgisayar programlarının kullanılma
oranlarına baktığım zaman kadın ve erkeklerin eşit oranda olduklarını görüyorum.
- Bu şaşırtıcı değil mi? Genellikle erkekler
zeka oyunlarına daha düşkündür ve daha başarılı olurlar.
Evet her zaman öyle olurdu ama bu kez kadınlar da Sudoku’da erkekler
kadar başarılı oldular, çünkü dediğim gibi bu bir mantık oyunu. Bazı çok zeki
insanların iyi Sudoku oynayacaklarını düşünüyorsunuz, ama görüyorsunuz ki o
kadar iyi oyuncu değiller. Bazen de hiçbir eğitimi olmayan insanların bile
Sudoku’ya karşı doğal bir yeteneği var. Dediğim gibi, meslek, cinsiyet ya da IQ
ayrımı yapmayan doğal bir oyun bu.
- Siz de Sudoku’nun alzheimer gibi
hastalıklara iyi geldiğini düşünüyor musunuz?
Elimizde böyle bir veri yok ama olmalı. Sonuçta beyin de bir kastır ve ne
kadar çalıştırırsanız o kadar iyi olur.
- Yaş grupları üzerinde bir saptamanız oldu
mu?
Gördüğüm kadarıyla gençler ve yaşlılar daha çok oynuyor, çünkü daha fazla
vakitleri var. Sanırım Türkiye’de de öyledir. Ancak bu tür yarışmalara
geldiğimde, görüyorum ki, hatırı sayılır miktarda orta yaş grubu da var.
Sonuçta, eğitim düzeyine, en küçükten en büyügüne kadar yaşına, işine
bakılmaksınız herkesin bu oyunu oynadığını ve aynı zevki aldığını görüyorum. Bu
çok demokratik bir oyun.
- Hangi ülkede, bu bağımlılık daha
fazla?
Başlarda İngiltere’ydi, çünkü Sudoku batıda ilk olarak bu ülkede başladı.
Ancak şimdi birçok Avrupa ülkesinde çok yaygın. Hatta Türkiye’de bile çok sayıda
iyi Sudoku oyuncusu var. Ben Türkiye’de bir gazeteye Sudoku hazırlıyorum.
Dünyada yaklaşık 400 gazete için bedava Sudoku hazırlıyorum.
- Peki nasıl para
kazanıyorsunuz?
Çılgınım ama o kadar da değil. Bilgisayar programları satarak para
kazanıyorum. Bu programlardan biri satın aldığınız zaman, sonsuz sayıda Sudoku
sahibi oluyorsunuz. Ayrıca kitaplardan para kazanıyorum. Yayıncım İngiltere’de
ama kitaplarım 29 dile çevrildi ve dünyanın her yerinde satıyor.
- Kendi ülkeniz Yeni Zelanda’da Sudoku’ya
ilgi nasıl?
Hiç fena değil. Aslında şu sıralar Yeni Zelanda’da yaşamıyorum. 15 yıl
Hong Kong’da hakimlik yaptım ve emekli olduktan sonra Hong Kong’ta yaşamaya
devam ettim. Eşim ABD’de bir üniversitede öğretim görevlisi, kızım ise Londra’da
yaşıyor. Bu yüzden vaktimin bir kısmını ABD’de, bir kısmını Londra’da ve Hong
Kong’ta geçiriyorum.
- Sudoku’nun türevleri de çoğaldı. Sizce
nereye kadar gidecek?
Türevler iyidir ancak bence her zaman klasik Sudoku olacak ve insanlar o
türevleri deneyip sonunda klasik Sudoku’ya dönecekler. Üstelik ben Sudoku’nun
bundan sonra kelime oyunları gibi kalıcı olacağını düşünüyorum. Birçok kişi kare
bulmacadan hoşlanmaz ama Sudoku’yu çok kişi sevdi. Mesela eşim. Asla bulmaca
çözmez ama Sudoku oynar.
Sudoku Şampiyonasında
Türk takımı ve sıralamaları
13- Mehmet Murat Sevim- 650
puan
18- Hüsnü Sincar- 590 puan
20- Kamer Alyanakyan- 560
puan
39- Gülce Özkütük- 430 puan
51- Ümit Abacıoğlu- 340
puan
62- Seden Sertpolat- 285
puan
___________________________
Haber: Nuray SOYSAL
|