|
Sakarya’ya
bağlı Horozlar Köyü mezarlığındayız. Dokuz arkadaş, tribünde defalarca birlikte
omuz omuza oldukları Aykut Adıyaman’ın mezarı başında; boynu bükük, gözleri
yaşlı ve hâlâ, altında arkadaşlarının yattığına inanamadıkları toprağa
bakıyorlar.
Aykut,
yaklaşık iki hafta önce (18 Şubat 2007) İstanbul deplasmanında oynadıkları
Fenerbahçe maçına gitmek üzere bindiği trenden Kocaeli’ne geldiklerinde düşerek hayatını kaybetti.
Konu futbol
olunca Kocaeli ve Sakaryalı taraftarlar açısından ‘kızgın rekabet’ söz konusu.
Sakaryaspor taraftar grubu Tatangalar’ın lideri Yılmaz Şen’e (Keçi Yılmaz) göre
bu didişme ‘babalarından kalma’. Çekişme Sakarya’nın il olmadan önce Kocaeli’ne
bağlı olduğu 1950’li yıllara dayanıyor. Ayrılmadan önce, iki Kocaeli takımı olan
Sekaspor ve İdmanyurdu arasındaki rekabet, ayrılıktan sonra yerini Kocaelispor
ve Sakaryaspor taraftarı arasında düşmanlığa kadar tırmanan bir duruma getirdi.
Yılmaz,
Fenerbahçe maçından önceki hafta boyunca Kocaelispor taraftarının internet
sitesindeki şiddet dolu organizasyonuna dikkat çekiyor: “Bizim bineceğimiz
trenin taşlanmasıyla ilgili olarak organize oluyorlardı. Bu konuyla ilgili
binlerce yazışma yapıldı. Bu durumu emniyete de bildirmiştik.” Komşu ilin rakip
taraftarlarının bu planına önlem olarak maça trenle gidilmemesi yönünde karar
alıyorlar. “Maçtan iki gün önce herkesi uyardık. Maça otobüslerle hep birlikte
gidilecek dedik” diyor Yılmaz.
***
Korku
treni
***
Maç günü
İstanbul’a hareket eden otobüslerin içinde Aykut Adıyaman ve onunla birlikte
gelen birkaç arkadaşı yoktur. Onlar daha keyifli ve maceralı olacağına
inandıkları için trenle gitmeyi tercih ederler. Aykut, çocukluktan beri arkadaş
olan ve tribünlere de birlikte gelip gitmeye başladığı arkadaşlarıyla
birliktedir.
Onlardan biri
olan Hakan Olgun Çelik tren yolculuğunun
Kocaeli’ne kadar sakin ve sorunsuz geçtiğini belirtiyor: “Trende yirmi kişi
kadardık maça giden. Kocaeli’ne geldiğimizde ‘Treni taşlıyorlar’ dedi biri.
Aykut fırladı gitti.” Durduramadıklarını da ekliyor. Kocaeli taraftarının bir
haftadır arasında konuştuğu taşlama eylemini gerçekleştirdiğine inanır Aykut ve
arkadaşlarını bırakıp gider. Onun geri gelmesini beklerken aldıkları haberle
şoke olduklarını söylüyor Hakan: “Aykut’un kafasına bira şişesi geldi, düştü
dediler. Hemen durdurduk treni. Aykut’un cesedini iki kilometre geride bulduk.”
Bugün tribün
arkadaşları, ‘Lokanta Aykut’un iyi biri olduğunu ve tribünde çok sevildiğini
söylüyorlar. Ona ‘Lokanta’ lakabını takmalarının sebebi, babasının mesleğinden
dolayı. Liseyi okuyamayıp yarım bırakıp babasının yanında çalışmaya başlayınca
takmışlar ‘Lokanta’ lakabını.
Tribünde
yaşıtları arasında en çok sivrilen, yapısında lider özelliği bulunan ve her işe
koşan biridir. Yardımsever olduğunu vurguluyor arkadaşları.
Lösemili çocuklar adına hizmet veren bir dernek binasının boya işi için yardım
istediğini duyduğunda ilk koşan o olur. Pankart hazırlanacaksa işin başında o
vardır. On dokuz yaşında olan Aykut, hemen her deplasman maçına da giden bir
gençtir. Daha önce defalarca gittiği İstanbul deplasmanı son yolculuğu oldu. Bir
şüphe ile hızla giden trenin kapısına koştu, kapıyı araladı ve dengesini
kaybedip düştü.
....
Devamı Bu Hafta
Tempo'da
Mustafa SAPMAZ Fotoğraf: Çağrı KILIÇÇI
(1005 – 8
Mart 2007)
|