|
Ege’nin iki yakasında, iki komşu ülke...
Birbirine o kadar yakın, bir o kadar uzak. Ve milli takımları Avrupa Kupası
elemelerinde Atina’da kozlarını paylaşıyor. Yunanistan, maçın havasına iki hafta
öncesinden girdi. Milli duygular tavan yapmıştı. Maç 24 Mart’ta, Yunanların
1821’de Osmanlı’dan bağımsızlık bayramı ise 25 Mart’taydı. Üstelik karşılaşma,
adını TÜRKLERE İLK SİLAH ATAN halk kahramanı Yorgos Karaiskakis’ten alan statta
oynanacaktı.
Alpha Televizyonu, maç sabahı, geçen yıl
Ege’de çarpışan Türk ve Yunan savaş uçakları; öğlen kuşağında “Küçük Asya
Felaketi” (Kurtuluş Savaşı), Kıbrıs ve Kardak kriziyle ilgili programlar
yayımladı. Yunanistan’da “milli bayram” ya da “anma günü”, art niyetli bir
milliyetçiliği ateşlemek için hep sonuç verir. İki buçuk yıl önce, Dünya Kupası
elemeleri için aynı statta oynanan ve golsüz biten maç öncesi de, 6-7 Eylül
olayları gündemdeydi. Eurovision şarkı yarışmasında seslendirdiği “Shake it”
şarkısıyla hatırladığımız Sakis Ruvas, Burak Kut ile Kıbrıs’ta, Yeşil Hat’ta
konser verdiğinde de Atina’da yaylım ateşine tutulmuştu...
Ben ise maçı, Atina’nın Nişantaşı
diyebileceğimiz Kolonaki Meydanı’ndaki bir kafede izledim. “4-5 çekeriz” diyor
yan masamdaki biri: “Maçtan sonra bayraklarımızla dolaşacağız caddelerde. Yarın
da bayram ya.” İki masa ötede buzlu kahvesinden bir yudum alan biri, Huntington
teorisini hatırlıyor: “Medeniyetler çatışması bu!” Hopalla!.. Peki, Yunan takımı
kendi kalesine bir gol atsa ne olacak? Hangi medeniyet kaybedecek?
Maç başladı. Yunan Milli Takımı beşinci
dakikada gol attı ve herkes yerinden fırladı. Spikerin ne dediği duyulmuyor. “Bu
akşam Atina yanacak! Türkler İstanbul’a dönemeyecek!” diyor müşterilerden biri.
Tuncay beraberlik golünü atıyor. “Ha
s!..”, “Ulan şu kalecinin!..”, “Durun, daha maçın başı, üç atarız, gösteririz
Türklere!”
İkinci yarının başında, Yunan kalesinin
arkasında olaylar çıkıyor. Spikere göre “Polis, Türkiye aleyhtarı bir pano
arıyor” ve ekliyor: “Cezayı hak ettik. Bu insanlar niye maça geliyor?”
Kafedekiler de beğenmiyor bu manzarayı: “Oturun ya yerinize, Türklere gol atıp
sevineceğimize nelerle uğraşıyoruz!”
Birkaç Kıbrıslı Rum, “Kıbrıs Yunan’dır”
diyen bir pankart açmış. Olimpiakos taraftarlarına göre bunu yapanlar Kıbrıs Rum
takımı APOEL taraftarları... Olimpiakos’lu taraftarlar, ezeli rakipleri
Panathinaikos’un kardeş takımı Apoel’lilerin pankartını imha etmek istemişler.
Bu arada Türkiye ikinci golü attı!
Kafedekiler, “Allah kaleci Nikopolidis’in belasını versin!” diyor. Homurdanmalar
başladı: “Moruk Rehagel!” Peşinden Tümer üçüncü golü attı.
Kafede herkes şokta! Dakika 81: “Yenilgi
başka. Rezillik başka!” diyor spiker ve ekliyor: “Maalesef dördüncü golü de
yedik.” Kafede artık gülüşmeler başladı. Kolonaki derin bir sessizliğe büründü.
Eve dönerken, bu maç hiç
oynanmayabilirdi diye düşündüm. Türkiye ile Yunanistan 2008 Avrupa Futbol
Şampiyonası’na ev sahipliği yapsaydı, çileli Türk-Yunan ilişkileri bambaşka bir
boyut kazanabilirdi. Bu proje, kamuoyu araştırmalarının açıkça gösterdiği gibi,
Yunanların istekli olmamaları nedeniyle gerçekleşmedi. Ve bir şey daha: Ege’de
gerçek dostluk için daha çoook var...
_____________________
Yorgo Kırbaki
(1008 – 29 Mart 2007)
|