Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Pekin Olimpiyadları Çin için dönüm noktası

Çinliler Olimpiyadları; ticari olduğu kadar politik ve kültürel tanınmanın en etkili unsuru olarak görüyor. Ve şimdiye kadar ki en görkemli ve intizamlı organizasyonu yapmak amacıyla kolları sıvadılar

Olimpiyadlar” denince herkes, dört yılda bir yapılan ve dünyanın en muhteşem ve kaliteli sporcularının bir araya geldiği sportif bir şöleni anımsar. Doğrudur. Olimpiyadlar dünyanın dört bucağından 200’ü aşkın ülkeden gelen yaklaşık 11 bin sporcunun katıldığı çok büyük bir organizasyondur.

Klasik ve Modern Olimpiyadlar diye ayırabildiğimiz bu olguya ait elimizdeki en eski belge M.Ö. 776’ya dayanır. Bu tarihten itibaren yapılan ilk 13 Olimpiyad programında sadece “Stadion” adlı ve yaklaşık 190 metrelik düz bir koşu yer alırdı. Ve her Olimpiyad bu yarışmayı kazanan atletin adıyla anılırdı. Daha sonraları daha uzun mesafe koşuları, uzun atlama, boksa benzeyen bir spor branşı, güreş ve atlı araba yarışlarının yer aldığı program gayet görkemli bir törenle başlar, katı kurallarla yönetilir ve Olimipyad şampiyonları adeta yarı ilah gibi saygıyla kucaklanır ve hediyelere boğulurdu.

 

Bazılarının inandığının tam aksine, Klasik Olimpiyadlar’da sporcular amatör olarak yarışmazlar, aldıkları şampiyonluk unvanının yanında kolaylıkla paraya çevrilecek ödüller alırlardı. Günümüzde spor kulüplerinin yaptığı gibi, eski Yunadaki pek çok kent bu şampiyonun kent adına koşması için yarışırlardı. Zira her Olimpiyad şampiyonu temsil ettiği kentin adıyla anılırdı.

Yunan Yarım Adası’nın Roma hakimiyetine geçmesinden sonra Olimpiyadlara katılma hakkı sadece Yunan topraklarındaki atletlerle sınırlı kalmayıp, tüm imparatorluğun çeşitli yörelerinden gelen atletlerin de katılması imkânını yarattı. Ama, M.S. 493’te Roma İmparatorluğu’nun Hıristiyanlığı bir din olarak kabul etmesinin getirdiği koşullar nedeniyle, Olimpiyadlar ilkel inanışları temsil ettiği iddiasıyla sona erdirildi.

 

Modern Olimpiyadlar dediğimiz ve ilki 1896’da Atina’da yapılan Oyunlar bazı sıkıntılarla başladı ve 1914 – 1918 ve 1939 – 1945 Dünya Savaşları nedeniyle organize edilemeyen Oyunlar 1948’den itibaren kesintisiz devam etti. Modern Olimpiyadlar’ın kurucusu Fransız düşünürü Cou Bertin’in sadece zengin bir kesimin katılması amacıyla başlattığı bu muhteşem spor şöleni zamanla her sınıf halkın sportif kabiliyetine göre, katılabileceği bir arenaya dönüştü. “Olimpiyadlar’da amaç kazanmak değil, katılmaktır” diye ortaya çıkan Coe Bertin’in bu idealist ama reel olmayan söylemi, zamanla Olimpiyadlara katılımın sadece kazanmak amacıyla olduğu ortaya çıkardı.

 

Ve bu nedenle katılan sporcular kadar, temsil ettikleri ülkeler de kazanmak olgusunu önde tutarak Olimpiyad Oyunlarını maddi kazanç, ticari ve politik tanıma haline dönüştürdüler. Bunların sonucu olarak da her gün karşılaştığımız doping olayları ve Olimpiyadları organize etmek için birbiriyle yarışan dünya kentlerinin savaşları günün konusu olmaya başladı.

 

Spor, Ticaret ve Politika

 

Olimpiyadlar 1930’lara kadar gerçekten zamanın bir kısmını spora veren kabiliyetli gençlerin yarıştıkları bir arena olarak kaldı. Ama, 1933’te iktidara gelen Nazi yönetimi 1936 Berlin Olimpiyadları’nı kendi rejimlerinin simgesi olarak muhteşem bir organizasyonla gerçekleştirdiler ve politikanın spora karışmasının yolunu açtılar. II. Dünya Savaşı sonrasında yapılan Helsinki’deki 1952 Olimpiyadları’na katılan Sovyet Rusya Olimpiyadlar’a yepyeni bir katkı getirdi ve sporcuların devlet memuru gibi sadece spor yaparak şampiyon olmalarının yolunu açtı. Olimpiyadlar’ı dünya pazarlarına girmek için kullanan ilk ülke 1964 Tokyo Olimpiyadları’nı gayet görkemli bir şekilde organize eden Japonya oldu.

Batı Almanya, 1936 Berlin Olimpiyadları’nın “Nazi Olimpyadları” olarak tanımasından doğan kötü imajı silmek için 1972 Münih Olimpiyadları’nı organize etti. Olimpiyadlar Münih kentinde ilk kez terörle karşılaştı. Sovyet Rusya 1980 Olimpiyadları’nı, Nazi’lerin 1936’da yaptıklarını taklit ederek sistemlerinin mükemmelliğini göstermek amacıyla Moskova’da yaptılar. Güney Kore, hem dünya pazarlarına girebilmek, hem de gelişmiş bir ülke olduğunu kanıtlamak amacıyla 1988 Seul Olimpiyadları’nı yaptı. İspanya’nın Barcelona kenti 1980 yılında  Avrupanın en pis kenti” olarak ilan edilence bu şirin kentin yöneticileri 60 yıldır defalarca aday oldukları Olimpiyadları yapmak için kolları sıvadılar ve 1992 Olimpiyadları’nı almayı başardılar.

 

Çin Devreye Giriyor

 

Dünya’nın en kalabalık ülkesi olmasına rağmen kendini bir türlü anlatamayan Çin 2000 yılını Sydney’e kaptırdığı Olimpiyadları organize etme hakkını 2008 için alınca şimdi bütün gözler eski adı Pekin olan Beijing’e dönmüş durumda. Çinliler Olimpiyadları - - Almanlar, Japonlar, Ruslar ve Güney Koreliler gibi ticari olduğu kadar politik ve kültürel tanınmanın en etkili unsuru olarak kullanmak amacıyla gelecek yıl yapılacak 2008 Olimpiyadlarını şimdiye kadar yapılanlarının en görkemli ve intizamlı organizasyonu olarak yapmak almacıyla kolları ve paçaları sıvadılar.

 

Çin gerçekten bu kadar büyük olmasına rağmen, pek keşfedilememiş ve anlaşılamamış bir ülke. Mao sonrası Çin ikinci bir ihtilal yaşamış gibi. Ama, bu seferki ihtilal askeri güçten mali ve ticari güce kadar büyük bir alanı kaplayan bir olgu. Çin gayet haşmetli ve etkili bir kültürel geçmişe sahip bir toplum. Olimpiyadlar nedeniyle Beijing beş yıl içinde sanki 30 yıl öteye ulaşmış bir hale dönüşmüş durumda. Beijing  sanki bir şantiye şehri gibi. Kentin her bölgesinde gökdelenler yükseliyor, yeni yollar yapılıyor ve spor severlerin hayal dahi edemeyeceği kadar modern ve gösterişli spor tesisleri yapılıyor. Beijing’de bu ara birkaç önemli problem var. Bir tanesi, kentteki hava kirliliği. Bilhassa yaz aylarında sıcaklık, rutubet ve kent üstüne çöken hava kirliliği. Hiç olmazsa hava kirliliğini önlemek amacıyla kent etrafındaki fabrikaların Olimpiyadlar öncesi ve süresince kapatılmasına karar verilmiş.


Yere tükürmeyi adeta bir milli spor haline getiren kent halkı uyarılmış ve karşı gelenlere ağır para cezaları verileceği açıklanmış. İkinci sorun, bir dev metropolitan kent olan Beijing’in etrafındaki gecekondularda oturanlar, adeta zorla evlerinden alınmış ve kent dışına sürülmüş.

 

Madalyalar Kime Gidecek?

 

Olimpiyadlar ferdi ve takım şampiyonlarından oluşmasına rağmen, eski bir alışkanlık olarak basın, Olimpiyadlarda en çok madalya alan ülkeleri sıralama merakından kurtulmuş değil.  Almanya 1936’dan, o tarihe kadar her Olimpiyad’da en çok madalya kazanan Amerikalıları geçmiş ve Sovyetler’de, Batı’nın katılmadığı 1980 Olimpiyadlarında madalyaların çoğunu evlerine götürmüşlerdir. Toplum olarak Çin anladığımız anlamda bir spor kültürüyle bağdaşmış bir ülke değil. Son çeyrek yüzyıldır dünya arenalarında yarışan Çinli sporcular bazı spor dallarında dünyayı şaşırtan başarılar elde etmiş durumda. Ama 2008 Olimpiyadları için Çinlilerin en çok madalya alan ülke olmasına pek ihtimal verilmiyor. Beijing’de bazı branşlarda Çinliler gerçekten rakiplerine kök söktürecek ama genelde, başta Amerika olmak üzere diğer ülkeler madalya sıralamasında Çin’in önünde yer alacak.

 

 

Başarı ve Gurur

 

Türkiye 1908’den beri Olimpiyadlara katılan ve 1936’dan beri 59 sporcunun kazandığı 74 madalya ile gurur duyan bir ülkedir. Başarıya aç Türkiye, diğer sahalarda göremediği başarıyı Dünya Şampiyonaları ve Olimpiyadlarda görür. Genelde Olimpiyad organize eden ülkeler kendi topraklarında yapılan Oyunlarda alışıla gelmişten fazla madalya alırlar. Olimpiyadlar bir ülkeye her bakımdan olumlu bir imaj getirirken madalyaların sayısını da artırır.

 

Bilindiği gibi Olimpiyadlar bir ülkeye değil, bir kente verilir. Olimpiyadların organize edilmesi için gereken bir hazırlık devresi göz önüne alınarak, Oyunların, kentin alt yapı ve spor tesislerini yapması için organize tarihinden yedi yıl önce, hangi kentte yapılacağı kararlaştırılır. Seoul, Barcelona ve şimdi de Beijing kentleri Olimpiyadları organize etmekle bu yörelerin yenileşmesinin hızlandırmasını becerebilmişlerdir.

 

İstanbul olarak 2020 Olimpiyadlararı’nı almak istiyorsak, adaylık yarışında başarılı olmuş kentlerin yöntemlerini incelemek ve değişen koşullara göre kendimizi hazırlamak zorundayız. Bunu yapmaksak gene havanda su döver gibi sadece birbirimizle konuşuruz.

--------------------------------------------
'Lider ve Liderlik' ve 'Harf Inkılabı' adlı kitapların yazarı olan Cüneyt E. Koryürek, 'Olimpiyat' kelimesini özellikle 'Olimpiyad' olarak kullanıyor. Kelimenin aslının bu olduğunu ancak 1950'li yıllardan itibaren yanlış kullanımın yayagınlaştığını belirtiyor

31.12.07

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.