Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Eğitim
Okul takımının güzel futbolcuları

Halı sahada top koşturuyorlar. Güzel ve bakımlılar. Disiplinle sarıldıkları sporun ruhunu kavramışlar. Erkekler onları burun kıvırmadan izliyor. Uğur Koleji'nin kız öğrencileri turnuvalara hazırlanıyor

Okullar açılır. Sene başında öğrenciler ve öğretmenler spor kulüpleri hakkında konuşmak için toplanırlar. Aniden bir kız öğrenci ayağa kalkar ve herkesi şaşırtan bir teklif getirir. Tok ve kararlı bir sesle, “Biz kız futbol takımı kurmak istiyoruz” der. Yönetim düşünür, cevap verir: “Tamam, kurun!” Zaten okul yönetimi, bu sene halı sahasını yaptırıp futbola göz kırpmıştır aslında. Kızlar takımı kurar. 16 yaşındaki Hazal Şar, takımın kaptanı seçilir.

 

O, eskiden beri erkek arkadaşlarıyla futbol oynayan bir kızdır zaten. ‘Futbolcu kızlar’ deyince aklınıza ‘erkeksi kızlar’ geliyorsa, fena halde yanılıyorsunuz. Çünkü bu takım, okulun en havalı kızlarından oluşuyor. Hani birkaç kız bir araya gelirse, orada dedikodu ve kıskançlık baş gösterir ya; soruyoruz, “Sizde de oluyor mu?” diye. Aldığımız cevap, sporun ruhunu yakalamış olduklarını gösteriyor. Spor yapan kızlarda, ekip duygusu oluşmuş, agresiflik, kıskançlık da ortadan kalkmış. Takım, ikinci dönem, turnuvalara gitmeye şimdiden hazır. Kaptan Hazal, çevreden gelen tepkileri şu sözlerle anlatıyor: “Erkekler başlarda ciddiye almadı, beceremeyeceğimizi düşündü ama gerçekten iyi olduğumuzu gördüler. Bizi izlemeye geliyorlar.”

 

Evet, burası Uğur Koleji. Futbol takımının haberini yapmaya geldiğimiz bu okuldan etkileniyoruz. Sahibini de yakından tanımak istiyoruz bu nedenle. Kemal Koçak, ömrünü eğitime adamış bir eğitimci. Ortaokul öğrencisiyken, sınıfta kalan yaşıtı çocuklara ders vererek eğitimcilik hayatına, belki de farkında olmadan ilk adımını atmış. Üniversiteyi bitirinceye kadar da özel dersler vermeye devam etmiş. Üniversiteyi bitirir bitirmez fizik öğretmeni olarak çalışma hayatına başlayan Koçak, daha sonra Uğur Dershaneleri’nde çalışmış. Bugünkü Uğur Dershaneleri’nin Uğur Koleji ile bir bağlantısı yok. Koçak, 1994’te oradan ayrılıp, elinde neyi var neyi yoksa ortaya koyup Uğur Koleji’ni kurarak; bugün, 2 bin öğrenci kapasiteli, 12 bin metrekarelik bir alana yayılmış, Türkiye’nin önde gelen özel okullarından birinin temelini atmış.

 

“Kızımın hatırası için...”

 

Hayatının dönüm noktalarından biri de 2004 yılı. 21 yaşındaki kızını bir trafik kazasında kaybetmesi, Koçak’ı derinden etkilemiş. O zamanları şöyle anlatıyor: “Kızımı kaybedince, eğitimciliği tamamen bırakmayı düşündüm. Her şeyden elimi eteğimi çekmek istedim. Fakat daha sonra bunun öbür dünyaya yolculuğu çabuklaştırmak demek olduğunu anladım. Kızım yedi sene bu okulda okudu, ben de onun hatırasına buradaki çocukları eğitmeye, onlara sarılmaya karar verdim.”

 

Koçak, Uğur Koleji’nin bugün öğrenci sayısını yüzde 32 oranında artıran tek okul olduğunu söylüyor ve sırlarını açıklıyor: “Her okul, yaptığı işin en iyisini yapmaya çalışır. Biz de bunu yapıyoruz ama biz bir şey daha yapıyoruz: Biz yüreğimizi de koyuyoruz. Bir insan, bir işe ancak bu kadar konsantre olabilir. Kapıdan girdiğim anda okulun havasını teneffüs edince mutlu oluyorum. Burada çalışan kadro, okulun kuruluşundan bu yana aynıdır. Uğur’u öyle benimsemişlerdir ki, bu okul benim değil, burada çalışan, okuyan herkesin.”

 

Başbakan’ın fizik öğretmeni

 

Koçak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da fizik öğretmeniymiş. Erdoğan, Koçak için, “Bilgileri, kafanıza çivi çakar gibi çakardı” diyor. Koçak buna, “Benim böyle bir iddiam yok ama söylerler sağ olsunlar. Ben şiir yazar gibi formül yazdırır, öğrencilerimle birlikte bestelerdim” diye cevap veriyor. Peki ders vermeye devam edecek mi? “Bu, beyin değil, enerji meselesi. Artık 60 yaşındayım!”

 

Kendisi derslere katılamasa da, kurucusu olduğu Uğur Koleji, Kemal Koçak’ın eğitim anlayışının izinden ilerliyor. Asla ezber yok. Koçak bunu, “Öğrenciler sınavlarda defterlerini açsalar da kopya çekemezler. Çünkü biz ezber değil, yorum sorarız. Öğrenci burada muhakeme yeteneğini geliştirmeyi öğrenir” diyerek özetliyor.

 

Uğur Koleji, sosyal sorumluluk projeleri ve sanatsal, sportif aktiviteleriyle alkışı hak eden bir okul. Okul öğrencileri kendi harçlıklarından zihinsel engelli ve kimsesiz çocuklara hediyeler alıyor, paylaşmayı öğreniyorlar. Küresel ısınmaya karşı bilinçleniyorlar. Nasıl mı? Evlerinde, belki daha önce dikkat bile etmedikleri elektrik, su faturalarını bir dosyada toplayarak. Aylık harcamaları kontrol edip ailelerini tasarruf yapmaları konusunda uyarıyorlar.

 

Veliler durumdan memnun. Koçak, “Biz, velisi, öğrencisi, eğitimcisiyle bir aile olduk” diyor. Okulda her sabah güne başlarken 20 dakika okuma dersleri yapılıyor. İkinci dönem için Koçak’ın projesi, her sınıfa sınıf mevcudu kadar kitap almak ve dönüşümlü olarak öğrencilere hepsini okutmak. Sonunda da öğrencilerin, kitaplarını kütüphaneye hediye etmeleri. Böylece hem kitap okumayı hem yardımlaşmayı öğrenmelerini sağlamak.

 

Koçak’ın daha nice hayali var: “Hiç rahat durmuyorum, elimde değil. Aklımda gerçekleştirmek istediğim bir sürü şey var.” Okulda alışık olduğumuz karne sisteminin yanı sıra bir de alternatif karne sistemi uygulanıyor: Öğrenci, davranış geliştirme becerilerinden, duygusal zekâsına kadar notlanıyor ve kendisine de not verebiliyor.

                                              __________________

Hande KÖSEOĞLU

Fotoğraf: Haydar ERÇİN

 

(1049 – 10 Ocak  2008)

17.01.08

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.